Semerkant
Puan vermedi·320 syf.··
2026 4. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 19:37
Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk iki bölüm gerçekten oldukça akıcı ve merak uyandırıcıydı. Çünkü Karamanlı ve Selçuklu dönemi; Ömer Hayyam- Nizamülmülk- Melikşah- Hasan Sabbah dörtlüsü üzerinden anlatılıyor. Yazar, Melikşah'a hiç acımamış, onu adeta gömmeye çalışmış. Öyle ki, Melikşah'ın tarihi karakterini ve gerçekte nasıl bir hükümdar olduğunu bilmesek, yazarın bu taraflı portresine sorgusuz sualsiz inanacağız. Son iki bölüm, ilk iki bölüme nazaran daha kurmaca üzerineydi. Olayların bağlandığı sonuç kısmı bana biraz zorlama geldi. Ama romanı bütün olarak ele aldığımda güzeldi, beğendim. Özellikle okuduktan sonra Hasan Sabbah'a karşı duyduğum ilgi ve merak beni Vladimir Bartol'un Alamut'unu okumaya heveslendirdi. Tavsiye ederim • Gözlerini, kulaklarını ve dilini korumak istiyorsan, gözlerin, kulakların ve bir dilin olduğunu unut. • Hayatımda yaşadığım en güzel aşktan geriye bu yabancı gözlerin anısı kalsın istemem doğrusu. • Acaba şimdiden kaçıp ihanet etmek mi daha iyiydi, yoksa bekleyip dua etmek mi?
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 112. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 00:00
"ÇORAK DENİZ SARAYI" "Güveneceğiniz insanları iyi seçmek gerekir. Sizin için ne kadar önemlilerse, sizi yüzüstü bıraktıklarında o kadar şiddetle yıkılırsınız." İki çocuk. Bir orman. Ve kimsenin konuşmaya cesaret edemediği bir sır. Yazar, daha ilk sayfalardan itibaren o masalsı ama ürpertici havayı öyle güzel kurmuş ki, kendimizi büyülü bir diyarın kapısında, bir korku filminin ilk sahnesindeymişiz gibi hissediyoruz. Hikâye ilerledikçe adım adım açığa çıkan sırlar var. Ve her yeni bilgi, bir öncekinin üzerine tırmanarak bizi daha derine, daha karanlığa sürüklüyor. İkiz kardeşiniz kaybolsa ve herkes “unut gitsin” dese ne yapardınız? Gerçek sandığınız her şeyin yalan olduğunu öğrenseydiniz? En güvendikleriniz aslında en büyük düşmanlarınız olsaydı? Tiffany MacKenna’nın hayatı, ikiz kardeşi Tony ortadan kaybolduğunda tanıdığı tüm gerçeklerin sarsılmasıyla altüst olur. Küçük bir kasabanın loş sokaklarından, kadim efsanelerin yankılandığı karanlık ormanlara uzanan bu tehlikeli yolculukta Tiffany, kendi kaderini de keşfetmek zorunda kalacaktır. Tiffany için kesin bir hedef var artık: Çorak Deniz Sarayı. Efsanelere göre; burası iki dünya arasında, haritalarda olmayan bir yerde gizlenir. Perilerin, yaratıkların ve unutulmuş gerçeklerin mekânıdır. Masalların bile cesaret edemediği diyarların tam kalbidir. Kimisi de der ki: Oraya gidenler geri dönmez. Dönenler de bildiğiniz gibi değildir. Bilmediği başka şeyler de vardı: MacKenna ailesinin gizemli geçmişi, perilerin gerçek yüzü, ve en önemlisi: kendi kaderi. Peşine düştüğü ipuçları onu sadece Tony’ye değil, kendine de götürecekti. Ama belki de en önemlisi: Periler, insanların gerçekten dostu mudur, yoksa en tehlikeli düşmanları mı? Yazarın hayal gücü gerçekten güçlü. Kurduğu evren özgün. Karakterler ne tamamen iyi ne tamamen
Edebiyat
Çorak Deniz SarayıUfuk Aral · 20258 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
DİKKAT SPOİLER İÇERİR!(Kitabı okumayanlar yazıyı okumasın lütfen)
Puan vermedi·68 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitap beni ilk okuduğumda hiç beklemediğim bir yolculuğa çıkarıp beni duygulandırmayı başarmıştı. Artık ne kadar çok beğendiysem ikinci kez okumaya karar vermiştim. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kimine göre saplantılı bir aşk, kimine göre ise bir kadının bir erkeğe duyduğu büyük bir aşk. Sonu kötü biten bir aşk. Kitabı okuyanların bir kısmı tıpkı benim gibi neden kadın gururunu bir kenara bırakıp da erkeğin yanına gitmiyor. Neden kendine işkence ediyor diyebilir. Kitabı okuyan öbür kesim ise kadın adama yük olmak istemiyor, aşkını saf bir şekilde tutmak istiyor diyecekler. Ama ben bunu saçma buluyorum. Gerçeği söylemek aşkına leke sürmek değildir ki. Hem bir kere senin o çocuğu babasız bırakmaya da hakkın yok. Madem adam senden çocuk yapıyor o zaman o çocuğun sorumluluğunu da almayı bilecek. Sen sürekli aşkına leke gelmesin diye adamdan kaçıyorsun. Kaçmak çözüm değil ki. Empati kurduğum zaman anlayabiliyorum seven insan sevdiğinin gözlerine bakamaz,onu sevdiğini söyleyemez,dili tutulur fakat yine birşey söyleyemez. Ama yinede gerçekleri söylemeli. Biz buna görünmezlik iksiri diyebilir miyiz? Sen onun dibinde de dursan o içtiğin iksir yüzünden o seni göremez. Onun gözünde görünmez iken sen aslında onun için herşeyi yapıyorsun. Koşulsuz sevgi, koşulsuz fedakarlık, koşulsuz sadakat... Ama o kahrolası görünmezlik iksiri yüzünden o tüm bunları görmüyor. Neyse biz şu iksirini bir kenara bırakalım da adamın umursamazlığına gelelim. Deprem olsa,yer yerinden oynasa, dünya yörüngesinden çıksa hatta kıyamet kopsa adam kadının yaptığı fedakarlıkları görmüyor. Umrunda değil çünkü. Kadın, onun için sıradan bir insan. Ama kadın için o dünyanın en değerli insanı. Ben hiçbir kitapta böyle birşey görmedim. Kadın adamı yücelik mertebesine çıkartmış resmen. Ama sen gel de seni yücelik
Duygu ve Düşünce
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
10/10
·129 syf.··
2026 39. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 08:03
Bu Hikâye Senden Uzun Osman, bir ayrılık hikâyesi gibi başlıyor ama aslında insanın kendisiyle didişmesinin hikâyesi. Aylin Balboa’nın dili çok doğal; sanki bir roman okumuyor da bir arkadaşınızı dinliyorsunuz. Kitap boyunca özlem, kırgınlık, yalnızlık ve geçmişe takılıp kalma hâli anlatılıyor. Ama bunu yaparken duyguları büyütüp ağırlaştırmıyor; tam tersine hayatın içinden, samimi ve sahici bir yerden anlatıyor. En sevdiğim yanı da buydu sanırım. Kendine acımayan, süslü cümlelerin arkasına saklanmayan bir anlatım. Bu yüzden bazı sayfalarda hüzünlenirken bazı satırlarda istemsizce gülümsedim. Çünkü hayat gibi; biraz kırık, biraz komik, biraz da ne yaptığını bilmez hâlde. Kitaptan aklımda kalan birkaç satır: “Aşk acısının içinden otobüslerle geçiyorum. Aktara aktara bir düzlüğe çıkacağımı umuyorum.” “ Ben seni kalbimin hafızasıyla hatırlıyorum.” “Söylediklerimin hepsini unut, sanki ben biliyorum da mı yaşıyorum Osman?” Kısa ama etkisi uzun süren, samimiyetiyle insana dokunan bir kitaptı. Keyifli okumalar.
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,8bin okunma
6/10
·185 syf.·
2026 40. kitabı
Kitap genel anlamda oldukça güzel, akıcı ve okuru hiç sıkmayan bir dile sahip; sayfalar su gibi akıp gidiyor. Ancak dürüst olmak gerekirse, bende "aman aman" diyebileceğim, çok derin bir etki bırakmadı. Ruhumu sarsan, günlerce aklımdan çıkmayacak o vurucu hissi tam olarak alamadım. Yine de şiir severler için keyifli ve yormayan bir alternatif. Büyük beklentilere girmeden, sakin bir solukta okumak için kesinlikle şans verilebilir, okunası bir kitap.
Şiir
Kalbim Unut Bu ŞiiriAhmet Telli · Everest Yayınları · 20194,307 okunma
Geçmişe sığınmak mı ,Orada hapsolmak mı?
Puan vermedi·296 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 15:24
Başta her şey çok masum. Hafızasını kaybeden yaşlılar için 60’ları, 70’leri yeniden inşa etmek harika bir fikir gibi geliyor. Eski mobilyalar, o dönemin sigara markaları, eski gazete kupürleri... İnsan "Ne güzel bir iyilik," diyor. Ama sonra olay çığırından çıkıyor. Sadece hastalar değil, sağlıklı insanlar da "Bugün çok berbat, ben 80'lerde yaşamak istiyorum," demeye başlıyor.Eskiden her şey ne kadar güzeldi diye diye kafayı yedik, en sonunda hepimiz her şeyi unutmaya başladık. Kitapta bir doktor var, bu adam "Madem herkes bugünden kaçmak istiyor, ben de onlara eski günleri geri vereyim" diyor. Hastaneler kuruyor, içini aynı eski evlerimiz gibi döşüyor; eski radyolar, eski koltuklar, hatta o zamanın gazozları bile var. İnsanlar oraya girince sanki 30-40 yıl öncesine dönmüş gibi seviniyorlar.Etrafta o kadar çok unutkanlık, o kadar çok hastalık var ki, sanki dünya bir olmuş hepimize "Hadi amca, teyze, al şu bandı yapıştır, her şeyi unut, rahatla" diyor gibi. Doktorlar hemen teşhisi koyup bizi bir kenara ayırıyor. Aslında biz unutmak istemiyoruz, sadece yaşadığımız şu günleri sevmiyoruz. Kitap bana şunu düşündürdü: Herkes her şeyi unutursa, kim doğruyu söyleyecek? Kim bize eski halimizi hatırlatacak?Geleceği düşünmekten yorulduğumuz için bizi geçmişe hapsediyorlar. O klinik dedikleri yerler başta huzur evi gibi geliyor ama sonra bir bakıyorsun ki herkes oraya doluşmuş, dışarıda hayat durmuş. Sanki herkes "Aman yarını görmeyeyim de dünle idare edeyim" diyor. Yazar burada bizi uyarıyor; geçmiş ne kadar güzel olursa olsun, orası bir ilaç değil aslında bir tuzak. Bugünü yaşamayı beceremezsek, bizi o bantlarla, o ilaçlarla eski bir takvim yaprağının içine hapsedecekler. Yani kitap "Geçmişine sahip çık ama içinde kaybolma, yoksa seni hasta diye bir odaya kapatırlar" diyor.En
İnceleme
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,745 okunma