10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
YAKAZA DÜŞLERİ ~ İBRAHİM ZAHİD ALTAY İçerik; Öykü Büyülü gerçekçilik İbrahim Efendi’nin asırlar süren yolculuğu Tarihi olaylar, mitolojik yansımalar Arayış, yolculuk, mizah 112 sayfa Selam dostlar… Bir süredir öykü kitabı okumuyordum. @ibrahimzaltay dan #yakazadüşleri ne başladığımda beni farklı farklı öyküler bekleyecek sandım fakat durum öyle değil. Baştan sonra tek bir öykü var fakat aşılar süren bir uzun öykü Nasıl mı? İbrahim Efendi adında biraz alim biraz mecnun, azıcık meraklı çokça vicdanlı, hakikatin peşinde diyar diyar dolaşan bir kulla yollarım kesişti. Hayatın özünü içinde barındıran Han ırmağının kenarındaki ağacın gölgesinde serinlerken köklerine çekildik aniden. Fakirhanelerden girdik, dergahlardan çıktık. Varoşlarda gezindik, saraylarda yaşadık. Kâh Dede Korkut’tan masallar dinledik, kâh Olimpos dağında felsefe yaptık. Yedi iklim, diyar diyar gezdik. Savaşlar oldu, devletler yıkıldı, analar ağladı, sevenler kavuşamadan öldü. Her gittiğimiz yerde bir şey öğrendik. Sevdiklerimizi gece gündüz demeden koruduk. Bize sırt çevirenlerden lafımızı esirgemedik. Çağları aşan, diyarları dolaşan, devletlere misafir olan bu İbrahim Efendi ile nice kelam ettik de bu uzun yaşamın sırrını sormayı unuttuk. Sahi, tüm çağlarca tanıklık eden kimdir? Ben bu eseri farkı özünde barındırdığı için ayrı sevdim. Okurken İbrahim Efendi’nin kanatlarının altındaymış gibi hissediyorsunuz. Bu özdeşleşmeyi sevdim. İnsan beyninin sınırlarını aşan büyülü bir atmosferle tarihi harmanlamak büyük cesaret ve övgüyü hak ediyor. Ben çok sevdim hem bu uzun öyküyü hem de İbrahim Bey’in anlatımını. Size de tavsiyemdir efendim Okuma listemin 1688.kitabı… Eseri Melis Ünler nın #cevizinseçkisi etkinliğinde “Bitkili kitaplar” okuması için ve yine Melis’in #kısakısaokuyoruz
Yakaza Düşleriİbrahim Zahid Altay · Sahi Kitap · 202514 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 39. kitabı
Bizi Biz Yapanları, Şehirlerin Gürültüsünde Ne Ara Unuttuk? Bugün size, sayfalarını gözyaşlarıyla kapattığım, kalbimi tam on ikiden vuran çok özel bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Büyük şehirlerin o bitmek bilmeyen keşmekeşinde, plazaların, metroların, koşturmacaların arasında neleri kaybettiğimizi hiç düşündünüz mü? Ben bu kitabı okurken kendimi çok derin bir sorgulamanın içinde buldum. Hikaye bizi 1970’lerin İspanyası’na, taşranın o saf ve duru atmosferine götürüyor. Kitapta küçük bir çocuğun, Curro’nun büyüme yolculuğuna eşlik ediyoruz. Annesi Mercedes, idealist bir öğretmen; okulda, iş güç arasında çocuklarına yetişmeye çalışırken evdeki o büyük boşluğu doldurması için köylü bir kadını, Emérita’yı (namıdiğer Emé’yi) yanlarına alıyor. Emé okuma yazma bilmeyen, sessiz, kendi halinde bir kadın... Ama Curro’nun çocukluk hafızasının mimarı, yaralarını saran, ona dünyanın en saf sevgisini sunan ikinci bir anneye dönüşüyor. İşte can alıcı nokta tam burada başlıyor: Curro büyüdükçe, şehir hayatına karışıp modern dünyanın koşturmacasına kapıldıkça, arkasında bıraktığı köklerini ve kendisini sessizce büyüten bu koca yürekli kadını ne kadar ihmal ettiğini görmeye başlıyoruz. Aslında yazarın anlattığı şey; tamamen bizim, hepimizin hikayesi... Modern hayatın hızına kapılıp giderken, bizi biz yapan o sessiz fedakarlıklara karşı fark etmeden sergilediğimiz o görünmez “nankörlük”. Okurken durup durup kendi geçmişime, çocukluğuma, hayatımdaki “o insanlara” baktım. İçimde bir yerler hem çok acıdı hem de şefkatle sarıldı. Eğer sadece bir hikaye okumak değil; ruhunuza dokunacak, sizi kendinizle yüzleştirecek ve bittiğinde sevdiklerinize daha sıkı sarılmanızı sağlayacak bir başucu kitabı arıyorsanız, “Nankörler” kesinlikle o okuyun.
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202613 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·176 syf.··
2026 10. kitabı
Arkeoloji tutkunlarının ve macera romanı severlerin ilgisini çekebilecek bir kitap Sandima Tableti. Romana adını veren, Anadolu’nun kadim halklarından Luvilerin dilinde yazılmış olan tabletin akıbeti tehlikeye giriyor. Zira onu çalmak için birileri harekete geçmiş vaziyette. Bu da arkeolog Ela ve emekli gazeteci Ali’nin yolunu kesiştiriyor, macera başlıyor. Onlarla birlikte biz de İstanbul’dan Eskişehir’e, Ankara’dan Datça’ya, en uçtaki Knidos’a uzanıyoruz. Tatilde, hele de Marmaris’te okumak için iyi bir kitap seçimi olmuş oldu, çünkü ben de neredeyse karakterlerle aynı rotayı takip ederek İstanbul’dan güneye indim (onlar tren ve arabayla, ben uçakla ama neticede aynı yerlerden geçtik denebilir). Kitabın son sayfalarını kitabın geçtiği yerlerde okumak ayrı bir keyif. Atatürk’ün Anadolu’da yaşamış halklara ve arkeolojik çalışmalara verdiği önem, tarihi başlattığı kabul edilen Sümerlerin önemi, “Batı”nın Türkiye’nin batı bölgesindeki arkeolojik kazılara önem verirken (çünkü onu Yunan tarihine bağlayarak Batı’ya mal etmeleri daha olası) ülkemizin doğusundaki kazıları neredeyse görmezden gelmeleri gibi yorumlar, tartışmalar da açıyor kitap. Bu anlamda sizi düşünmeye, araştırmaya sevk eden bir tarafı da var. Kitabı okurken şunu düşündüm: Benim de hala ne yazık ki fırsat yaratıp gidemediğim Göbeklitepe aslında tüm tarih bilgimizi ve doğru bildiğimiz her şeyin seyrini değiştiren çok önemli bir keşif. Ama bırakın Batı’yı, biz Türkler olarak Göbeklitepe’den yeterince bahsediyor muyuz? Hatta, bu konuda yabancı basın ve kaynaklar çok daha habere yer verip gündem oluştururken, bizler bu konuyu neredeyse unuttuk, konuşmuyoruz ya da konuşursak bile aslında ne anlama geldiğinin üstünü çizerek geçiştiriyoruz. Sandima Tableti rahat okunan, görece kısa bir kitap. Bazı karakterlerin
Sandima TabletiCem Kozlu · Remzi Kitabevi · 05 okunma
10/10
·80 syf.··
2026 143. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
"SEVGİLİ MAYAKOVSKİ" "Yaşamak saldırıya uğramaktır, demişti başka bir şair. Hüznün en koyusunu koltuğunun altına alıp gelirken hayat; gidip intiharın soğuk duvarları arasına saklandın ya, aşk olsun!" Herkes bir şeyler söylüyor ama kimse kimseyi duymuyor. Dünya gürültüyle kaplıyken, en çok susanlar acıyor insana. İnsan kalabilmek var. Ve bence kitap boyunca en çok bunun üzerine duruyor yazar. Şu dünyada, tüm bu kaosta, bombaların, yalanların, açlığın, savaşın ortasında hâlâ merhametini, hüznünü, vicdanını kaybetmemek… İnsan kalabilmek. Tanıdık isimler geçiyor satır aralarında. Haraza çocuğu, Gülistan Sarayı, Park-ı Lale, Rey, Tecriş… Her biri bir hikâye, her biri bir yara. Ama en çok o cümleler var ki, tekrar tekrar okudum yutkunarak. Çünkü metin sadece duygu değil, eleştiri de taşıyor. Sosyal, kültürel, ekonomik, politik… Hepsine aynı anda dokunuyor. “Petrol ve dolar yükseldikçe aç kalan insanlar için mi savaşıyor ülkeler?” diye soruyor mesela. Cevap vermek zor. O yüzden sessiz kalıp düşünüyoruz. Okurken farkında olmadan bir terazi kuruyoruz zihnimizde. Bu dünyada kim daha rahat yaşıyor? İyiler mi, kötüler mi? Toplum değiştikçe, ölçütler de değişiyor. “Eskiden azar azar ölüyorduk, şimdi ölmek bir yaşam biçimi oldu” cümlesi tam da bu değişimin özeti sanki. Belki de mektupların en kıymetli yanı bu: Toplumsal değişimi, bir insanın iç sesiyle, samimiyetle aktarması. Ne kadar resmî olursa olsun dünya, bir mektupta her şey kişisel, her şey gerçek. Kitabın en güçlü yanı, yazarın duygusunu saklamaması. Kızgın, üzgün, umutlu ve umutsuz aynı anda. Hiçbir şeyi “nesnel” diye anlatma derdi yok. Tam tersine, öznel olmak en büyük erdemi. Bu yüzden yazarlar, şairler, siyasetçiler de nasibini alıyor eleştiriden. Ama bu kin değil, hayal kırıklığı. Birinin “Bu diyar merhametli
Edebiyat
Sevgili MayakovskiZeki Bulduk · Dekalog Yayınları · 202628 okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2026 16. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:23
​Geçmiş, biz unuttuk deyince silinip gidiyor mu, yoksa sessizce bir köşede sırasını mı bekliyor? Michael ve Hanna’nın o karmaşık, suçlulukla ve sırlarla örülü dünyasından çıktım..Bir insanın sırrını korumak adına neleri feda edebileceğini, sevginin bazen nasıl ağır bir utanca dönüşebileceğini anlatıyor aslında..Hanna’nın o derin cehaleti ve Michael’ın ömür boyu taşıdığı o içsel hesaplaşma içime dokundu diyebilirim.. Bazı kitaplar biter ama sızısı kalır ya, işte öyle bir yerlerdeyim ben ​#Okuyucu #BernhardSchlink
1000Kitap
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,599 okunma
3. kitap acil çıkmalı kitabı unutmak istemiyorum!
8/10
·632 syf.··
2026 6. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 18:36
selam! serinin ikinci kitabı için burdayım. doğrusu 1. kitap bence daha iyiydi. bu kitapta sonunda o lanet falcon geliyor ve kitabın yarısını o kızıl kafayla geçirmek zorunsa kalıyoruz. gözlerim hep blakeciğimi aradı ama maalesef kitabın yarısından sonra geliyor. kitapta artık rose güçlerini daha iyi kullanıyor ve aklını daha çok çalıştırıyor. aferin. artı olarak yazar karakterlerini genel olarak komik yazıyor bu yüzden okurkende eğlenceliydi. morian krallığı beyaz ışıltılı ve herkes çok mutlu. yazar o sahneleri gerçekten iyi yazmıştı. tabii rose arada scathan krallığı ile morian krallığını kıyaslıyor ama neyse. tabii kızcağız scathanı özlemeden edemiyor. ve de blakeciğimizi. neyseki arada rüya aleminde rose ile blake takılıyor yoksa kitabı hiç çekemezdim. o sahnelerde ayrı bi komikti. bazı sırlar ortaya çıkıyor ve roseun öğrendiği sahneleri beğendim. bazen dehşete düştüm. ayrıca yazar kitabı çok iyi bitirmişti! şoka girdim yani. hem biraz üzüldüm ama 3. kitapta çoook eğleneceğimizi biliyorum. şunu fark ettim bu yazar farklı kitaplarında ki karakterlerle diğer kitabında ki karakterleri bir araya getirmeyi çok seviyor. zaten aynı evrende geçiyor. o yüzden çook daha eğlenceli oluyor. aklımdan hiç böyle bi son geçmemişti ama beğendim yani. bir de kitapta bi sahne oluyor dedim “aaa biz seni nasıl unuttuk!” çok iyi çok iyi… kesinlikle tavsiye ediyorum. herkesin blake ile tanışması ve aşık olması lazım! keyifli olumalar.
1000Kitap
Zamansız 2M. Rise · İndigo Kitap · 202617 okunma