...göğsümde ürperen bir kamelya.
10/10
·304 syf.··
2026 6. kitabı
Durum tam şu: Ben, Renee, elli yedi yaşında, ayağı nasırlı bir kadın. Aşağı bir yaşam içinde doğmuş ve orada kalmaya mahkûm biri. Bir Anna Karenina alıntısının üzerine atlama ihtiyatsızlığını gösterdiğimden, kapıcısı olduğum zengin bir Japonun evinde yemeğe geldim. Ben, Renee, iliğimin en mahrem yerine dek gözüm korkmuş ve ürkmüş bir haldeyim. Uzamsal olarak kabul edilebilir olsada benim ait olmadığım bir dünya anlamına gelen ve kapıcılardan kendini koruyan bu yerdeki varlığımın kutsallığa hakaret edici karakterinden ve yakışıksızlığından her an düşüp bayılabilirim. Ben, Renee işte, bakışlarım dalgınlıkla Mösvö Ozu' nun hemen arkasına karanlık ahşap çerçeveli küçük bir tabloya çarpan ışık demetine yöneliyor.
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2026 1. kitabı
Yapay zekanın cirit attığı bir dönemde bu kitabı elime almak düşün dünyamı alt üst etti desem abartı olmayacaktır. Yazarın hikayelerinin ve anlatımının yanı sıra bilim insanı olması sebebiyle yapıt üst seviyelere çoktan ulaşmış durumda. Hayata çok gerçekçi bakıp bilim kurgu, fantastik yapıtları okumayı/izlemeyi sevmeyen biri olarak Ben Robot'u elimden düşüremedim. Robot Bilimi üç kanun üzerine kurulu. İlk iki madde insanı, son madde ise robotların benliğini korumaktadır. Robot yapımı her ne kadar fen biliminin işi olsa da -bence birçoğumuzun düşüncesi benim gibi- hikaye anlatıcımız bir "Robopsikolog", Dr. Susan Calvin. Kendisi robotların psikolojik durumlarıyla ilgileniyor. Bence hikaye anlatıcısı olması bir yana en dikkat çekici karakter kendisi. Çünkü diğer bilim insanları robotlara metal yığını olarak bakarken Dr. Calvin onlara hak ettikleri değeri veriyor. "Ta en başından, zavallı robotların konuşamadığı dönemlerden, insanlığın en büyük koruyucusuna dönüştükleri son ana dek her şeye şahit oldum." (sayfa 233). Sonuçta insanoğlu, insan haklarını ortaya çıkarana kadar insanları köle olarak kullandı. Sıra robotta. Günümüzde yapay zeka birçoğumuzu heyecanlandırdığı kadar korkutabiliyor da. Her yeni günde farklı tartışmalar ile gündeme düşüyor. Yazar o kadar usta ki robotların günlük yaşamda bu denli kullanımının ne gibi sonuçları olacağını da düşünüp benzer senaryoları kaleme almış. Fakat yazıldığı döneme göre devrim niteliği taşıyan bir kitap olduğunu da kabul etmek gerekir. 1950'de yazılan kitap, 16. baskı 11 ve 207. sayfasına göre 2057 yılını anlatmakta. Robotlar pozitronik beyinlerine yüklenen bilgiler ile uzay gemisi inşa etmekte, gezegenlerde maden aramakta, çocuklara oyun arkadaşı olmakta. Duyguları ve düşünceleri olmayan bu yaratıkların
Ben RobotIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20229,4bin okunma
Reklam
9/10
·16 syf.··
2025 32. kitabı
En sevdiğim masallardan birisi KİBRİTÇİ KIZ Korkunç bir soğuk vardı; kar yağıyordu ve akşam karanlığı bastırmak üzereydi. Yılın son gecesiydi, yani yılbaşı gecesi. Bu soğukta, bu karanlıkta, küçük bir kız çocuğu, başı açık halde ve yalınayak yürüyordu sokakta. Aslında evden çıkarken ayaklarına terlik giymişti ama bunlar bir işe yaramamıştı! Ayağına çok büyük geliyorlardı, bunlar eskiden annesinin giydiği terliklerdi. Öyle büyüktüler ki, küçük kız sokakta karşıdan karşıya geçerken, doludizgin giden iki araba üzerine doğru gelince, telaştan terlikler ayağından çıkıvermiş ve kaybolmuştu. Birini bulamamış, diğerini de bir oğlan alıp kaçmış, kaçarken de, ilerde bir çocuğu olursa terliği beşik yerine kullanacağını söylemişti. İşte bu yüzden kızcağız soğuktan morarmış bir halde ayakları çıplak, öylece ilerliyordu sokakta. Eski önlüğünde bir sürü kibrit vardı, kibritlerin bir kısmını da elinde tutuyordu. Gün boyu hiç kimse bir tanecik bile kibrit satın almamış, kimse beş kuruş vermemişti ona. Zavallı küçük kız, karnı acıkmış, soğuktan donmuş halde karların içinde yürüyordu. Yılgın ve ürkmüş görünüyordu. Bukle bukle ensesine dökülen, uzun sapsarı saçlarına lapa lapa kar yağıyordu, ama onun bu güzelliği düşünecek hali yoktu hiç. Bütün pencerelerde ışıklar parlıyor ve sokaklara nefis kaz kızartması kokuları yayılıyordu. “Öyle ya, bu gece yılbaşı gecesi,” diye düşündü. Biri hafifçe sokağa doğru taşmış iki evin arasındaki bir köşeye büzülüp oturdu. Küçük ayaklarını altına toplayarak oturmuştu, ama yine de gittikçe daha çok üşüyordu. Buna rağmen eve gitmeye cesaret edemiyordu, çünkü bir tane olsun kibrit satamamış, beş kuruş bile kazanamamıştı. Bu yüzden babasından dayak yiyeceği kesindi, hem zaten ev de burası kadar soğuktu. Ev dedikleri sadece bir çatı altıydı, koca koca
Kibritçi KızHans Christian Andersen · Bordo Siyah Yayınları · 20115,5bin okunma
Hak! Adalet! Hukuk!
10/10
·459 syf.··
2025 73. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 21:48
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) Gelen gideni aratır, biri gider diğerleri birinden beter gelir. Ezilmiş, tırsık, zülme baş eğenlerin değişmeyen kaderi, değişime gebe olsada o çocuk hiç doğmaz. Döngü döndürü vererek kendini, fır döner fırfır döner. Bir yanda İnce Memed umuduyla her tepenin başında, yepyeni bir gün doğacağını bekleyen köylü, diğer yanda Abdi Ağa'nın yerini alan Arif Saim Bey, Ali Safa Bey, Kel Hamza; ikisinin arasında kalan ise eylemlerinin doğru-yanlış ikileminde İnce Memed. Kitap boyu İnce Memed 'Şimdi ne olacak, şimdi ne olması gerekir?'in cevabını kimi zaman kendine, kimi zaman ise etrafındakilere sorar ama kesin bir sonuç alamaz. Sorgulama süresi uzadıkça eşkiyalığa mecbur kalacağının, kalması gerektiğinin kanısına varıyor insan. Lakin 3. seride neler olur bilinmez. Metoforlara yer verilmesi ve halkın umudunun dillerde efsaneleşmesi dinleyenlerin ruhunu yeşertirken okuyanı ise mest eder. Nasıl bir anlatım tarif edilemez. Okuma serüveninde insanın aklına 'Yaşar Kemal'in kendine has kelimeleri nasıl başka bir dile çevrilip aynı tadı verebilir ki? ' gelir. Koca Osman, Kocamış Osman, Çocuk Osman! Kamer Ana, Hürü Ana, Seyran, Ferhat Hoca, Topal Ali ve daha nicesi gönüllere yer eder. "Bir insan ne kadar yürekliyse, o kadar korkaktır. Ya da bir insan ne kadar korkaksa o kadar yüreklidir. Bunun böyle olduğunu bir insan ancak seksenine gelince anlar." S.66 " Yılmış adam Allah'ın makbul kulu değildir... Yılmış, korkmuş, ürkmüş insan kadar kötü bir mahluk halketmemiştir yaradan. Dünyada cehennemden hiç çıkmayacak, ebedi yanacak bir yaratık, yılmış adamdır. Allah'ın en edna kulu korkmuş adamdır, korkmuş adam insanlığın yüz karasıdır."
1000Kitap
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202039bin okunma
10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 23:31
Dan Brown yine beni şaşırtmadı. Sırların Sırrı’nı okurken hem çok heyecanlandım hem de sık sık durup düşündüm. Çünkü bu kitapta anlatılan teknoloji o kadar gerçekti ki, bir noktadan sonra “acaba bunların bir kısmı zaten hayatımızda mı?” diye sormaya başladım. Yazar her zamanki gibi tarihi, bilimi ve gerilimi mükemmel bir şekilde harmanlamış. Ama beni en çok etkileyen kısım, teknolojinin geldiği noktanın ne kadar ürkütücü olabileceğini göstermesiydi. Kurgu olmasına rağmen, sayfalar ilerledikçe “bu aslında çok da uzak değil” hissi hiç peşimi bırakmadı. Karakterlerin iç çatışmaları, inançla bilimin karşı karşıya gelişi, insanın bilgiyle kurduğu o tehlikeli ilişki… Hepsi çok düşündürücüydü. Kitabı bitirdiğimde hem büyülenmiş hem de biraz ürkmüş hissettim. Kısacası Sırların Sırrı, sadece bir gizem romanı değil; bugüne ve geleceğe dair güçlü bir uyarı gibi. Ve ben gerçekten çok beğendim.
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20253,988 okunma
7/10
·176 syf.··
2025 63. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2025 22:55
Yaşadığımız çağda herkesin benliğinin çok ön plana çıktığı:fedakarlık,uhuvvet,yardımlaşma gibi davranışların kıymetini günden güne kaybedip bireyselliğin yüceltildiği aşikar. Diğer tarafta benlikler güçlenip herkes kendi ihtiyacını herkese ve herşeye rağmen öncelerken birbirine narsist damgası yapıştırmak da ayrıca moda oldu. Tüm bunların hazırladığı zeminde sosyal medyanın da gücüyle çığırtkanlığı yapılan duruma göre yaşamında bir narsist varsa ondan hemen uzaklaş ,kendini koru ,ezdirme, üzdürme.. diye uzayan bir liste.. Gerçek hayatta işler böyle yürümüyor ,anne ,baba ,kardeş, eş ,evlat .. bir kalemde insanları hayatımızdan çıkarmak gibi bir gerçeklik yok. Kitap bu manada çok kıymetli bir yol haritası -gerçekçi ve uygulanabilir metotlar-ile tasarlanmış. Narsist karakterine kendisinden kaçılıp saklanılacak bir korku nesnesi gibi değil yaralı bir çocuk gibi bakma tanısı çok başarılı. Önce neden sert tavırlı kişilerin etkisinde kaldiğimizla başlayıp sonra onu sert yapan ne ve bu ilişki nasıl yaşanabilir hatta doyum sağlayabilir bir ilişkiye dönüşür ün cevabı üzerine yazılmış. Zorbalığa varan sert tavırlar neyi koruyor ,ürkmüş ,utandırılmış,yaralı çocuğu görmenin yolu nedir,elinden tutup beraber güvende olduğuna inandırmak nasıl başarılır .. hepsine ve çok daha fazlasına tatmin edici cevaplar verilmiş
Narsistle AteşkesWendy T. Behary · Psikonet Yayınları · 2014985 okunma
Reklam
Reklam