"Ey yüce dost, ey yüce arşın sahibi! Ey yoktan var eden, var ettiğini yok eden Rabb'im! Ey her istediğini yapan Allah'ım! Arşın her yanını dolduran zatının nuru hürmetine, bütün mahlukata hükmettiğin kudretinin azametine, her şeyi kuşatan rahmetinin bereketine, senden istiyorum. Senden başka ilah yoktur. Ey çaresizlerin yardımına yetişen Allah'ım, bana yardım et. "
Sonra o kum fırtınası bittiğinde, nasıl olup da onun içinden geçebildiğini, nasıl hayatta kalabildiğini tam olarak anlayamayacaksın. Hayır, o fırtına gerçekten bitti mi bunun bile farkına varmayacaksın. Yalnız, tek bir şeyden emin olacaksın. O fırtınanın içinden geçtikten sonra, fırtınanın içine ayak attığındaki kişi olmayacaksın artık, aynı kişi olmayacaksın.
Mənə elə gəlir ki, bu yaşam sevgisi deyilən şey bizim ən gülünc bir gücsüzlüyümüzdür: axı sonunda, onsuz da torpağa düşəcək ağır bir yükü çiynində gəzdirməyin nə anlamı var; bu, öz varlığından utanmaq, sonra da onu qorumağa çalışmaq deyilmi?