Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... 'Üşüme' diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... 'Özledim' deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi bilirim. Kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı... Gelseydin de bu defa üzüntüden değil mutluluktan ağlasaydım...
savaş var baba, akvaryumun dişleri kanıyor, ruhumun müzesine sakladığım pabucum kayıp, eve aldığım karanlık sokakların incinmiş itibarıdır ve şu köşe başında vurulan annem değilse içimi deşen bu üşüme neyin nesi? dizlerimde unutulan bu çocuk cesedi kimin? gözlerimin altına düşen şu karartıyı biri alsın, uykum kaçıyor baba..
Sayfa 118·Kitabı okudu
Reklam
Zaman oluyor, hâlâ çok üşüyorum. Sadece insan sıcaklığıyla geçen bir üşüme.
Sayfa 85 - Can Yayınları
Alıntı
Ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme; yalnızca gölge vermesi ağaçların. İyiliğin küfre dönmesi ayrılık. Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya. Başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş. İki adımından birisi insanın. Sevincin kundakçısı, hüznün arması. Süreğen korkusu inceliğin. Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.
Alıntı
Saf hiçbir şey yoktu bu dünyada
Çünkü saf hiçbir şey yoktu bu dünyada. Kötülükler bile terk ederken bir kalbi geride buruk bir üşüme bırakıyordu. Zulüm bile saf değildi, bize vuranlar yitirdikleri masala vuruyorlardı aslında... Hiç bilmedikleri sırlara, hissetmekten korktukları sevgilerine... İnsan ancak kendi cesedine bu kadar acımasız olurdu, ve biz onların hiç yaşamadıkları masallarda, hiç bilmedikleri sırlarıyla ve hissetmekten korktukları sevgileriyle birlikte ölmüş cesetleriydik aslında...
Sayfa 44 - GENDAŞ KÜLTÜR·Kitabı okudu
Alıntı
Onu uyandıran ani bir üşüme oldu, bu kemiklerinin içine işliyor gibi gelen bir soğuktu ve daha gözlerini açmadan yalnız olmadığını biliyordu.
Reklam
Reklam