9/10
·160 syf.·
2026 145. kitabı
Anne Üşüyorum Yokluğunda Demet Tezcan Demet Tezcan'ın kalemiyle ilk defa tanışmama vesile olan "Anne Üşürüm Yokluğunda", kapağındaki alt başlıkta her ne kadar bir "anı" kitabı olarak nitelendirilse de, sayfaları çevirdikçe okuru çok daha geniş ve derin bir edebi coğrafyaya davet ediyordu. 160 sayfalık, manevî yükü ağır olan eser, klasik bir hatıratın sınırlarını aşarak, hayat, ölüm, ebeveynlik ve sığınılacak en güvenli liman olan "anne" kavramı üzerine kurulmuş felsefi ve varoluşsal denemeler bütünü olarak karşımıza çıkıyor. Kitap, yazarın annesinin vefatının ardından yaşadığı sarsıcı ve derin süreçle kapılarını açıyor. Adından da anlaşılacağı üzere, merkezine yoğun bir şekilde "anne" temasını alan yazılardan oluşuyor. Tezcan, bu kişisel acıyı sadece bir iç döküş olarak bırakmıyor onu evrensel bir düzleme taşıyor. Kitaba başlarken klasik bir anı kitabı beklentisinde olan okur, ilerledikçe metnin rehberlik eden, öğütler veren didaktik yönüyle karşılaşıyor. Tezcan, hayatın kaçınılmaz ve tek mutlak gerçeği olan "ölüm" olgusunu okura bir ayna olarak tutuyordu. Ölümü ürkütücü, karanlık bir son olmaktan çıkarıp, hayatı doğru ve anlamlı yaşamanın bir anahtarı olarak son derece güzel ve naif bir dille işliyor. Metnin satır aralarında yazarın kendi düşüncelerine eşlik eden ve okurun da zihninde yer etmiş sevilen isimlerden yapılan alıntılar, kitabın entelektüel zeminini güçlendirirken, okuma sürecine de çok sesli ve entelektüel bir keyif katıyor. Kitabın başarılarından biri ise şüphesiz ki dilinin yakaladığı muazzam akıcılık. Öyle ki, anlatımın gücü ve samimiyeti beni öylesine içine aldı ki, 160 sayfalık bu eseri 24 saat bile geçmeden, bir çırpıda okuyup bitirdim. Bu ay okuma listeme eklediğim ikinci kitap olan bu
Anne
Anne Üşüyorum YokluğundaDemet Tezcan · İlke Yayıncılık · 201011 okunma
inceleme yazısı değildir, kitaptan uzun bir alıntı !
10/10
·325 syf.··
2026 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 15:14
Son terapi seansından; "Yokuş aşağıya iniyorum..." Sıcak hava akımına kapılmış bir yaprak gibi, yukarıya doğru titreyerek yükseliyorum. Bedenimdeki tüm atomlar son sürat birbirinden uzaklaşıyor. Giderek hafifliyorum, yoğunluğum azalıyor ve genişliyorum... Genişliyorum... Dışarıya, güneşin içine doğru infilak ediyorum. Ben genişleyen bir evrenim, yukarıdaki sessiz denizde yüzüyorum. Önce küçücüğüm, sonra odayı, binayı, şehri, ülkeyi bedenimin içine alıyorum. Aşağıya baktığım vakit dünyanın görüntüsünü gizleyen gölgemi görebileceğimi bildiğim ana kadar genişlemeyi sürdürüyorum. Hafif ve duygudan arınmış bir durumdayım. Zamanın ve mekanın içinden süzülerek geçiyor ve genişliyorum. Sonra, uçan bir balığın denizin içinden fırlaması gibi, ben de varoluş kabuğunu kırmak üzere olduğumu anladığım anda, beni aşağıya doğru çeken gücün farkına varıyorum. Bu beni rahatsız ediyor. Silkinerek ondan kurtulmak istiyorum. Evrenle bütünleşmek üzereyken, bilincimin doruklarındaki fısıltıları duyuyorum. Beni aşağıdaki sonlu ve ölümlü dünyaya doğru çeken iplik öylesine ince ki... Genişleyen ruhum, dalgaların geriye çekilmesi gibi, yavaşça dünyevi boyutlarına geri dönüyor – isteyerek değil, çünkü ben kendimi kaybetmeyi yeğlerdim, ama beni aşağıya, kendime doğru, içime doğru çeken bir güç var ve bir an için kendimi yine koltuğun üzerinde buluyor ve farkındalığımın parmaklarını tenimin eldivenine geçiriyorum. Ve biliyorum ki istersem bu parmağımı oynatabilir veya o gözümü kırpabilirim – eğer istersem tabii. Ama ben hareket etmek istemiyorum. Hareket etmeyeceğim! Bekliyorum, kendimi açık tutuyorum, bu deneyin bir şeyler ifade ettiği kişilere karşı eylemsizim. Charlie, zihnimin üst perdesini yırtmamı istemiyor. Charlie benim bu perdenin ötesinde ne olduğunu bilmemi istemiyor. Tanrı’yı
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 01:02
Hasretinden Prangalar Eskittim benim için sadece bir şiir kitabı değil, aynı zamanda aramda özel bir bağ olan bir eser. Bu yüzden okurken şiirlerin anlamı benim için daha da derinleşiyor. Ahmed Arif’in aşkı, özlemi ve hasreti güçlü bir şekilde anlatan dizeleri, kitabı sadece okunacak değil, hissedilecek bir eser haline getiriyor. Hem duygusal anlatımı hem de benim için taşıdığı özel anlam sayesinde unutulmaz oldu. Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard- arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamlardan, Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
Bazı şiir kitapları vardır; kapağını açtığınız anda kelimeler değil, küllenmiş hatıralar dökülür insanın avuçlarına. Bazıları ise bir mezar taşının soğukluğu gibi susar. İnsan başını yaslayınca içinden yıllardır kalan acılar yükselmeye başlar. “Babama Layla” tam da böyle bir şiir kitabı. Baştan sona yokluğun etrafında dolaşan. Eksikliği yalnızca anlatmayan, onu her dizede biraz daha büyüten, sessizliği bile kırık bir ağıda dönüştüren derin ve sarsıcı bir şiir evreni. Bu eser yalnızca bir şiir toplamı değildir. Bir iç ağıdıdır. Bir hasret defteridir. Bir eksiklik atlasıdır. Kitabın tam merkezinde “baba” durur. Fakat şiirler derinleştikçe baba, hatırlanan bir yüzden ya da insanın içinde giderek büyüyen bir sessizlikten ibaret kalmaz. Daha çok kalbin en kuytu yerinde yankılanan, adı var ama kendisi eksik bir boşluğa dönüşür. Artık ete kemiğe bürünmüş bir varlık değil; her mısranın kıyısında üşüyen bir boşluk, kalbin içinde yankılanan eksik bir nefestir. Şair çoğu zaman babayı doğrudan anlatmaz; onun yokluğunu, eşyaların üzerine çöken kederle, gecenin içinden geçen üşüme hissiyle duyurur. Çünkü burada ölüm yalnızca bir insanın gidişi değildir. Bir evin duvarlarından sesin çekilmesi, sofrada eksilen bir gölge, çocukluğun omurgasından kopan sıcak bir parçadır. İnsanın dünyaya korkmadan bakmasını sağlayan ilk gölgenin çekilip gitmesiyle birlikte, hayat da şiirlerde yarım kalmış bir cümle gibi kalır. Bu yüzden kitap boyunca baba, bir hatıradan çok daha fazlasıdır. Çocuğun dünyaya gözlerini ilk kez korkusuzca açtığı eşik, ilk huzurun gölgelendiği çatı, ilk sığınağın kalp gibi attığı yer ve anlamın kendisi gibidir. Ve o anlam çekilip gittiğinde hayat artık tamamlanmış cümlelerle değil; yarım kalmış nefeslerin, yutulmuş kelimelerin ve içe gömülmüş suskunlukların arasında
Edebiyat
Babama LaylaHazal Karadağ Yurdagül · İbk Yayınevi · 04 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2026 25. kitabı
Sema Kaygusuz - Esir Sözler Kuyusu Sema Kaygusuz’un yıllar önce yazdığı yastık altında kalan -kitap 2004 basımı olduğunu hesaba katarsak takvim hesabına vurunca içimden “ohhhoooo” dedim hafiçe- biraz korkudan piyasaya sürülememiş hikayeler olduğunu söylüyor ilksözünde. Anlıyorum ki bazı yazarlardaki saf yetenek ilk yıllarda ortaya çıkıp zamanla pişiyor, bu hikayelerde de güzel cümleler ve betimlemelerle hikaye akışını tam yaratmış. “Yalnız kalmanın en iyi yöntemi, meğer yolu uzatmakmış.” “İlk kez ısınmayı özlemeden üşüyorum. Çok güzel üşüyorum…”
Esir Sözler KuyusuSema Kaygusuz · Doğan Kitap · 2004401 okunma
6/10
·286 syf.·
2026 5. kitabı
soğuk yosun kokulu rüzgar yüzüme vururken daha çok üşüyorum, kendime daha çok sarılıyorum. aşağıdaki salonlardan dalga sesleri geliyor. karanlık ortamda uyumaya çalışırken beyaz heykellerden yansıyan ay ışığı içimi ürpertiyor. sonunu bildiğim bir hikayenin ilk sayfalarında olmaktan pek de rahatsız olmuyorum. burası güzel. yalnızlık ve sessizlikle kaplı. bitecek olan 200 sayfanın içine düştüğü 3 saatten hoşnutum. sonunda verdiği fikir, anlatının mükemmelliği ya da farklılaşamaya doğru olan evrim vs... hiçbiri umrumda değil. yalnızca üşüyorum. ve, 19'un benim için gelmesini diliyorum. üşüyorum.
PiranesiSusanna Clarke · Alfa Yayınları · 2022634 okunma