Puan vermedi·78 syf.··
2025 23. kitabı
Bugün sizlere farklı tarzda kaleme alınmış bir şiir kitabıyla geldim. @mehmetarca13_official ’nın gotik tarzda kaleme aldığı “İlk Günah” isimli şiir kitabı, karanlık ve derin atmosferle dolu, özgün bir eser olarak dikkat çekiyor. Arca, gotik edebiyatın özelliklerini kullanarak, gerçeklik ile hayal arasındaki ince sınırı genişletiyor ve okuyucuyu gizemli bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, doğaüstü öğeler, melankoli ve çaresizlik, aşk ve ölüm gibi temaları işleyerek, insan ruhunun karanlık köşelerine ışık tutuyor. Yazarımızın betimlemeleri okuyucuya hem huzursuzluk hem de derin bir hayranlık hissettiriyor. Bu tarzda okuduğum ilk şiir kitabı olduğu için benim için farklı ve özel bir okuma oldu. Şiir insanın kendini ifade etme biçimlerinden biridir bence bu bağlamda Mehmet Bey’in kendine has bir tarzı olduğunu belirtmem gerek. Ne diyelim öyleyse yazarımızın yeni kitabı hayırlı kalem yolculuğu uzun olsun. Kitapla ve şiirlerle kalın efendim. En sevilen günahtır şiir Bulaşılması mutlu eden bir kir Hiç kimse yıkanmaz bu kir için Akıp gideceğini bildiği için… Yeniden hissettim canlılığı ve yaşama isteğini Kayıp olan uzun yıllarından beri ilk defa Gözlerinde gördüm kendi aciz kaderimi Bir başkasını sevmedim o andan sonra… Beynimde düşüncelerimde yer alır saklı ütopyam Sadece bana ait bana özel benim dünyam…
İlk GünahMehmet Arca · İkinci Adam Yayınları · 202423 okunma
6/10
·200 syf.··
2025 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2025 00:00
Yahu, medeni bir ülke burası!" diye karşı çıktım. "Erkekler de olmalı." . . İlksöz: Kadınlar var. Üç erkek, mürettebat olarak bulundukları gemi yolculuğunda öğrenip merak ettikleri bölgeye birkaç yıl sonra kendi imkanları ile gelirler. Gerçekliği bilinmeyen ama hep konuşulan Kadınlar Ülkesi'dir hedefleri, sadece kadınların olduğu bir ülke. Yolculuk boyunca bunu akıllarında oturtamasalar da zorlu yolculuk sonrası söylentilerin doğru olduğunu görürler; Kadınlar kendilerine bir ülke yaratmışlardır erkeklerden arınmış. Üç erkeğin üç farklı erkek tipini yansıttığı hikâye içlerinden birinin aktarımları şeklinde ilerler. Bir taraftan kadınların kurduğu bu düzeni ve düzenin işleyişini anlamaya çalışırlar bir taraftan da geldikleri erkek egemen dünya ile kıyaslamalar yaparlar. Bazı eserler zamandan ve mekandan bağımsız iken bu eseri zamanı ve mekanı ile değerlendirmek gerek. Eserin yayınlandığı 1915 yılı eşitlikçi kadın hareketinin özellikle Kıta Avrupası'ndan önce ABD'de ilk ayak seslerinin duyulduğu yıllar. Yazar Gilman da bu hareketin öncülerinden. Doğal olarak eserini oluştururken de sahip olduğu fikri yansıtıyor. Yıllar önce yazılan Thomas More'un Utopia'sını kendisine baz alıp More'un bulduğu ideal ülkeyi kendi kurgusunda sadece kadınlardan oluşan Kadınlar Ülkesi'ne çeviriyor. Yaşadığı erkek egemen dünyanın yanlışlarını, kusurlarını ortaya koyup göz ardı edilen hatta yok sayılan kadınların neler yapabileceğini, farklı bir dünya yaratabileceğini göstermeye çalışıyor. Tüm bu çaba, dönemi ve dönemdeki kadını düşündüğümüzde takdir edilesi. Karşılaştırmalardaki bazı tespitler çok değerli. Ama hem edebi hem de felsefi arayışlar içine girdiğimizde maalesef eserin eksikleri ortaya çıkıyor. Kurgudaki ve konunun aktarımındaki sıkıntı edebi açıdan sorunlu. Kadınların kurduğu
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ütopik romanım
Puan vermedi·352 syf.··
2025 41. kitabı
Tekrar okunacak bir eser benim için. Zira kitap bambaşka bir seviyede. Olayın kahramanları gerçek hayatta pek de göremeyeceğimiz tipler. Özellikle ülkemizde bu karakterde insanları hayal etmek bile zor. Yazarın kurduğu dünyada ise mümkün ve alışılagelmiştir belki de, bilemiyorum. Ama öyle umuyorum. Zira aralarında olmak, acılarını paylaşmak, dürüstlüklerine ortak olmak, samimiyetlerini bizzat deneyimlemek isterdim. Günümüzde çoğu psikiyatrik sorunların kaynağı ya kendini ifade etmekten ‘bir şekilde’ aciz kalmak ya da topluma ‘uyumsuz’ olmaktan kaynaklı değil midir? Toplum kendini ifade etmekte ne kadar başarılı ve eğitimli bireyleri içinde barındırabilirse, kanaatimce özlenilen sosyal ortama o derece yakınlaşacağız. Zira bilimin, eğitimin girdiği yerlerde kişisel ve sosyal anlamda ilerleme mümkündür. Temeli eğitime dayanmayan hiç bir oluşum uzun süre varlığını ve kültürünü idame edemez. Gelişmiş toplulukların postmodern acıları ve sosyal toplum anlayışı ne kadar da muazzam. Evet belki kültürel açıdan sosyal anlamda ciddi eksikleri olan bir toplum Japonlar. Özellikle de aile bağları ve ikili ilişkiler. İntiharlar, birine para karşılığı arkadaş olmalar, bildiklerim. Öte yandan duygularını ifade edil biçimleri, yakınlık, sert de olsa gerçeği söyleyip yüzleşmek… Aklıma bunlar geldi. Zira bizde her şey sisli ve yalanlarla, örf adetlerle ya da belki de inançla örtülüdür. Sadelikten uzak, özenti ya da gizleme çabası karakterimiz olmuş durumda. Duyguları ifade etmekte, karşıyı düşünmekte veya bildiğini haykırmakta ciddi sorunları olan bir topluluğuz. Toplum demeye bazen dilim varmıyor. Zira içten içe çürüyen bir yapıdayız, özellikle de son yıllarda… Ara ara açıp tekrar tekrar okuyacağım eserlerden. Bitmesine, kısa olmasına ne kadar üzüldüm anlatamam sanırım. Kitabı bir
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201514bin okunma
10/10
·415 syf.··
2024 45. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 00:00
Bu kitap 2024 bitmek üzereyken yakaladığım çok çok iyi bir eser. Lise yıllarımda Saatleri Ayarlama Enstitüsü okuyup çok sevmiştim Tanpınar'ı. Zordu ama çok kaliteli metinler ortaya çıkardığı aşikardı ve açık açık hissetmiştim. Kitabın genelini unutmuş olsam da okurken verdiği mutluluk kalmıştı aklımda. Günlerden bir gün bir anda Huzur okumalıyım dedim kendime. Sonra baktım her yerde önüme düşüyo dedim sıra sende. Bu aralar okuma açısından çok iyi değilim, motivasyonum genel olarak düşük ancak bu kitap buna rağmen o kadar tatlı geldi ki... Belki çoğu incelemede de bahsedildiği gibi şiirselliğindendi bu dilin, belki de çok iyi bir okuma olacağına emin olduğumdandı ancak her halükarda başlayıp bitene kadar o keyfi yaşadım. Mümtaz karakteri oldukça sakin, düşünen, kendi hayatını yaşayan, kendini her an geliştirmeye odaklı ve kitaplar arasında yaşayan benim ütopyam denecek bir hayatı sürdüren bir karakter. Onu tanırken isteklerimi tanıdım. Nuran ise oldukça yorgun ancak yine de sevme yeteneğini kendinde bulabilmiş, yine de kendindeki kültür birikimiyle oldukça kaliteli bir kadın. Mümtazın Nuran'a olan düşkünlüğü, davranışları, sorgulayışları o kadar kendimi anımsattı ki. Aradaki cinsiyet farkının bir önemi olmadığını fark ettim zihin işleyişi aynı oldukça. Tüm yaşananlar çok doğaldı, hikayenin işleyişi de öyle. Oldukça sevdim. Suat kısmındaki musiki bölümü çok yorucuydu, sadece orada zorlandım ama bunun sebebi dil ya da işleyiş şekli değil, tamamen benim bu alandaki cahiliyetim ve eksikliğimden geliyor. Kitap eskiyi o kadar iyi tanıttı ki bana( ki bence güdülen bir amaç varsa o da ilgiyi eskiye çekmekti), sonraki okumalarımda biraz denemek için motivasyon buldum kendimde. Suat beni korkuttu, sebebini karakterine yorduğum bir nefret de oluşturdu ancak gerçekten korktum.
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Puan vermedi·101 syf.··
2023 8. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2023 22:43
Bu kitabi yillar once okumustum coktan silinmis hafizamdan..Kitap bana ütopya degil distopyayi okuyormusum gibi hissettirdi. Benim ütopyam bambaska.. Ve bence kimsenin ütopyası da 10 yil once hayal ettigi ile ayni degil...Belki de artik cok daha katiyiz ya da cok daha net.. Cogumuz cok degistik ya da akillandik.
Felsefe-Düşünce
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Olympia Yayınları · 20244,679 okunma
Eşitlik İdeal Toplum mudur?
8/10
·214 syf.··
2022 18. kitabı
Herkese merhaba. Ütopyalar konusunda okuma geçmişi olan birisi olarak söyleyebilirim ki, yazar evet tam anlamıyla bir ütopya oluşturmuş. Üstelik bunu yaparken mülksüzleştirme konusuna da değinmiş. Değerli materyalleri basitleştirme, toplum olarak hareket etme, ideal toplum için sadece gereklilik üzerine bir dünya inşa etmiş. Okurken böyle bir dünya düzeni üzerinde yaşamak ister miydim diye kendime sordum. Net bir cevap veremedim. Sanırım benim ütopyam böyle olmazdı. Kitabın en güzel tarafı derinlemesine bir inceleme sunmuş olması. Ütopyanın kendisinden daha çok yazarın yazdığı eseri, inceleme çalışmalarını çok takdir ettim. Okuyucuda derin bir anlam bırakıyor. Okuduğunu tartışmış gibi hissediyorsun okur olarak. Bunu çok kıymetli buldum. Eğer ütopyalardan hoşlanıyorsanız size ısrarla tavsiye edebileceğim bir kaç kitap var. Cesur Yeni Dünya Mülksüzler ( Bu eserde mutlaka incelenmeli) Çocukluğun Sonu (İdeal toplum nedir sorusuna güzel bir cevap niteliğinde) Kadınlar Ülkesi YouTube kanalım ve içeriklerim için ise linke tıklayabilirsiniz: youtube.com/c/Milsa%E2%80%9...
Roman
ÜtopyaThomas More · Librum Kitap · 201724,7bin okunma