Anlayacağınız ben şanslı olanlardandım, bana iyi geceler öpücüğü veren annem ve de bir babam vardı; ikisi de bana düşkündü. Ayrıca bana zenginliği ve fakirliği anlatan, iyi kaderi aşılayan ve hep diğer insanları düşünmem için yalvaran; büyüyüp iyi değerlere sahip bir insan, dünyaya faydalı bir birey olayım diye benimle ilgilenmeleri, beni eğitmeleri için özel öğretmenler ve bakıcılar kiralayan üvey bir kız kardeşim, Jenny de vardı. Şanslılardandım. Tarlalarda, fabrikalarda ve bacalarda çalışmak zorunda olan çocuklar gibi değildim.
Yalnız, bazen şu diğer çocukların arkadaşları var mı acaba diye merak ederdim. Eğer varsa, o zaman, benim hayatım çok daha rahatken tabii ki haddimi bilip onlarınkini kıskanmasam bile onlara ait bir şeye göz koyardım: arkadaşlarına.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Kastilyalılar Granada’yı fethettiklerinde ve Amerika’yı kolonize etmeye başladıklarında başlarında bir kadın vardır: Isabella. Avrupa’nın birçok tacını kafasında toplamayı başarmış İmparator Şarlken (V. Carlos) Kastilya’da yokken yönetimi eşi imparatoriçeye bırakmaktadır; imparatorluğunun en zengin vilayeti Alçak Ülkeler’i de önce kız kardeşi, sonra da üvey kızına emanet edecektir. Herhalde Habsburg prensesleri bizim hanım sultanlardan daha akıllıdır!”
Alıntı Şuradan
Bunu Herkes Bilir
Emrah Safa Gürkan
Bu malzeme telif hakkı ile korunuyor olabilir.
Biz, en başta sessizliğini unuttuk! Sessizlik denen hazineyi konuşarak israf ettik. Kendimizi şerh etmeyi unuttuk.Yaradanın nezdinde kimsenin üvey kul olmadığını unuttuk. Cennet diye diye, huri diye diye, aşkı unuttuk! Allahın insanı yaratması başlı başına bir davetti zaten aşka… Bunu unuttuk. Yaradanı sevmek, onun yarattığı meczub da, dilenciyi de, günahkarı da sevmekle mümkün olur. Bunu da unuttuk. Tüm yolların aynı yere çıktığını, çırpınıp dursak da ölümün duvarlarını aşmayacağımızı unuttuk.