5/10
·224 syf.··
2026 94. kitabı
Bi hevesli hevesli, ballandıra ballandıra övülen kitaplardan biri daha. Bakalım övdükleri kadar var mı? Hikaye 2 adamın alkollü halde yasadışı av gezintisine çıkışıyla başlıyor. Bu adamları ben niye okuyorum? Orta yaş sendromuna girmiş, sapık tipleri andırıyor diye düşünürken pat 30 boş sayfa ile karşılaşıyorum üstelik yırtılmış. Tamamen baskı hatası. Neyseki okuyan arkadaşım var ve onu arayıp o arada neler olduğunu üç cümleyle bana anlatınca, 30 sayfanın sadece betimlemeden oluştuğunu anlıyoruz. Kayıp değilmiş. Derken sahneye arka kapağın vaat ettiği o şapşal gençler giriyor. Tuzaklarla dolu, kabuslarımla kapışır mekan düzeniyle hepsinin ruhuna Fatiha okuyoruz. Korktuk mu? Nayır. Sonra sahneye tüm bedeni korkunç derecede bozulmuş bir kadın giriyor. Ve bu kadın, o grupta hayatta bıraktığı tek kişiyi alıp götürüyor. Merak etmeyin yamyam değil. Rapunzel konseptine uyan şeyler yapıyor. Aslında orijinal Grimm masallarınınhiçbir versiyonu mutlu değil. Aksine hepsi korku doludur. Aslında yazarın yaptığı orijinaline uygun olarak yeni nesil uyarlama yapmak olmuş. Korkmadım, gerilmedim ama tiksindim. Hele o avcı... İğrenç şey. Sonuç: övdükleri kadar yok. Beğenmedim. O kanlı sahneleri okurken muffin yiyordum haberiniz olsun. Tiksinti oluşturmak amacıyla yazılmışsa doğru yolda. Saçma sapan da bitti zaten. İyice sinir oldum. Seri birbirinden bağımsız ama yine de okumayacağım. Bu arada +25 üzeri okusa daha iyi olur.
RapunzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 2025226 okunma
Empati kavramını sorgulayan bir kitap.
Puan vermedi
Dünyadaki en büyük kötülükler, her zaman canavarca hislerle yanıp tutuşan sadistler tarafından yapılmaz. Bazen sadece düşünmeyi reddeden, sorgulamayan, sadece "işini yapan" ve toplumsal kurallara körü körüne uyan "sıradan" insanlar, en büyük trajedilerin sessiz ve verimli yürütücüleri haline gelirler. Hanna, kötülüğün ne kadar sıradan, ne kadar cahil ve ne kadar insani bir yerden filizlenebileceğinin edebi bir anıtıdır.
Alıntı
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,595 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Hint kökenli, Trinidad doğumlu yazarı hiç duymamıştım. Oysa 2001 yılında Nobel de almış. Kendi yaşam öyküsünden izler taşıyan kitapta, Trinidad değil ama İsabella adlı bir ada mekan seçilmiş. Bir otel odasına kapanıp geçmişini 1. tekil kişili bir anlatımla yazan yazar, çocukluğundan siyasete atılış süreci , evliliği, Londra'daki yaşantısı arasında dağınık bir geri dönüş tekniği kullanıyor. Aklına o gün hangi anısı geldiyse onu yazar bir hali var. Bazı olaylar kurgu olsa da birçok yönüyle kendi yaşamını, özellikle sömürge toplumları sorgulamış yazar. Adından anlaşılacağı üzere sömürge ülkelerin Batı 'ya özenip kendi kültürlerinden uzaklaşması, daha doğrusu onları taklit etmesi ana konu. Yazar da İsabella adası, Hindistan, İngiltere arasında tam bir aidiyet hissetmeyişini anlatıyor. Sömürge ülkelerdeki siyaset üzerine öyle güzel tespitlerde bulunuyor ki birçok ülkeye uyan gerçekler bunlar. Yazar da zaten kendileri gibi en az 200 ülkede aynı siyaset anlayışı olduğunu söylüyor. Yani egemen güçlere bağlı, onların güdümünde yürütülen bir siyaset. Sol görüşte bir parti kurup bakanlığa kadar yükselen kahramanın ani düşüşü hiç şaşırtıcı değil. Benzer örnekleri gerçekte de bolca mevcut. Taklitçiler, kendisi olamayan insanların ve ülkelerin bir öz eleştirisi diyebilirim. Anlatım biraz dağınık olsa da anlaşılır nitelikte.
TaklitçilerV. S. Naipaul · Alfa Yayınları · 202438 okunma
Silo-Hugh Howey
10/10
·558 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:58
"Kader bazen bizi istemediğimiz yerlere götürebilir,ancak sonrasında eylemlerimizi kontrol edemez." "Ya sana bütün dünyada yalnızca elli silo olduğunu ve bizim de o dünyanın mini minnacık bir parçasında bulunduğumuzu söylesem?" Wool serisinin ilk kitabı Silo,zehirli atmosfer ve kum fırtınaları yüzünden insanlar artık Dünya'nın yeryüzünde yaşayamıyor. Onun yerine yeraltına yaptıkları,yüzlerce kat derinliklere uzanan büyük bir siloda yaşıyor. Yetkililerin bulunduğu En-Tepe hariç dış dünyayı görebilecekleri bir yer yok. Silo da yaşayan insanların antlaşmaya uygun olarak belirli kurallara uymak zorundalar. Eğer kurallara uymazlarsa dış dünyaya temizliğe gonderiliyorlar. Tecrübeli Şerif Holston siloda çignenmemesi gereken en büyük kuralı çiğniyor ve dışarı çıkmaktan söz ediyor. Holston'un yerine şerif adayı olarak gösterilen Mekanik mühendisi Juliette oluyor. Tabi işler bu karardan sonra çok değişiyor. Ben yıllar önce bu serinin önce dizisini izlemiştim ve bayılmıştım. Daha sonra kitabında da aynı duyguları mi hissedeceğimi merak ederek serinin bütün kitaplarıni aldım. Ve iyi ki okumuşum bu kitabı. Yazarın kalemini ilk defa okudum ve bu güzel kurguyu akıcı bir şekilde yazmış. Bazı yerlerinde olaylar yavaş işlenmiş ama konunun gidişatına çok uyan bir akış olmuş. Kitap bilimkurgu ve distopya türünde çok güzel yazılmış. Bazı sırların açığa çıkmaması için kimlerin feda edildiğini,insanlardan saklanan gerçekleri ve geçmişte neler yaşandığını okuyoruz. Juliette karakterini genel olarak sevdim. Hayatta kalmak için o çabaladığı yerleri okumak çok heyecanlıydı. Bernard karakterinden ise bu kitapta nefret ettim . Sırf kendi doğrularını korumak için bir sürü insanın hayatıyla oynamış. Kitabın dördüncü ve beşinci bölümü temponun daha yüksek olduğu kısımlardı. Serinin ikinci kitabını
1000Kitap
SiloHugh Howey · İthaki Yayınları · 2020872 okunma
Puan vermedi
Çocuk edebiyatında didaktik ve nasihat veren bir dil yerine, mizahı ve macerayı ön plana çıkararak çocuklara okuma alışkanlığı kazandıran kitapların yeri benim için her zaman çok ayrıdır. Adrian Beck’in yazıp resimlediği Pofidik - Ajan Kedi, tam da bu tanıma uyan, sayfalardan taşan neşesiyle çocukların kalbini ilk andan çalan şahane bir seri başlangıcı olmuş.
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202625 okunma
Bir Çocuğun Temiz Bakışından Hayat
9/10
·168 syf.··
2026 5. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 13:12
Değişik bir hikaye. Aytmatov'un eserlerinde olduğu gibi doğa ile iç içe geçen, doğayı özümseyen gerçekci ama hüzünlü bir roman. Yeni farkettim olayın gözünden anlatıldığı çocuğa isim vermemiş yazar. O kadar kaptırmışım ki yeni farkettim, inceleme yazmanın bir faydası da bu olsa gerek. İsmi yok çünkü yazar birisini değil bozulmamış tüm insanların vicdanını temsil etmesi için bir isim koymamış. Roman saf temiz bir ruhla onun çevresindeki kötü insanları, buna karşı gelemeyen ve buna uyan veya zorunda kalan insanları çok iyi anlatmış. Bu gözle baktığınızda her bir kahraman toplumda ki bir kisiyi temsil ediyor. Romanın sonu beklendiği gibi bitmesede yine de insanın içinde bu kitabı okumanın ve insanları daha iyi tahlil etmenin bir mutluluğu oluyor. Roman son bulduktan sonra yazarın notunu okuyun derim çünkü roman hakkında eleştirilere cevap verirken romanı daha iyi anlıyorsunuz
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma