34. Tesettürlü olmanız yılbaşı, doğum günü, anneler günü ve sevgililer günü gibi günleri kutlamamanızı bu gibi günlerde alışveriş yapmamanızı gerektirir Batıdan ithal edilen bazı günlerin kutlanması furyasına tesettürlülerin de katılması bir Müslüman olarak bizleri derinden üzdü... Tesettürlü bir Müslüman nasıl olur da bu günleri kutlar? ⁃ Peygamber efendimiz bu günleri kutlamıs mıdır? - Sahabeler kutlamış mıdır? - Dört mezhep âlimimiz kutlamış mıdır? ⁃ Neden Hristivanlar bizim bayramımızı kutlamazlar da biz onların bavramlarını kutlarız?
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
üzdü!!
Bilişsel yanılsama hakkında en çok sorulan soru, aşılıp aşılamayacağıdır. Bu örneklerin ilettiği mesaj cesaret verici değil. 1 . Sistem otomatik işlediğinden ve istendiği zaman devre dışı bırakılamadığından, sezgisel düşünce hatalarını önlemek genelde zordur. Yanlılıklardan her zaman kaçınılamaz, çünkü 2. Sistem'in elinde hataya ilişkin bir ipucu olmayabilir. **Olası hataların ipuçları bulunduğunda bile, hatalar ancak 2. Sistem'in güçlü denetimi ve çaba isteyen etkinliği ile önlenebilir. Ne var ki hayatınızı yaşamanın bir yolu olarak sürekli tetikte olmak illa iyi bir şey değildir ve kesinlikle işe yaramaz.
Sayfa 35·Kitabı okuyor
Burası üzdü...
"Siz biliyor musunuz ki, siz, yabancı insan, burada bir şezlong da rahat rahat oturan, dünyayı gezen bir yolcu olarak, siz hiç bir bedenin iki büklüm olduğunu gördünüz mü, morarmış tırnakların boşluğu kavrayışını, gırtlaktan çıkan hırıltıları, her bir organın kendini savunuşunu, her bir parmağın korkunç olana karşı direnişini ve gözlerin kelimelerle anlatılamayacak bir dehşet içinde açılışını? Hiç böyle bir şey yaşadınız mı, siz avare insan, siz dünya gezgini, siz, yardım etmekten bir sorumluluk olarak söz eden siz? Bunu sık sık gördüm bir doktor olarak, çok gördüm bir... klinik vaka olarak, bir olgu olarak... bunu adeta derinlemesine inceledim - ama bizzat kendim sadece bir kez yaşadım, birlikte yaşadım, birlikte öldüm, yalnızca işte o gecede ... o korkunç gecede, oturduğum ve akan, akan ve akan kana karşı, gözlerimin önünde onu yakıp kavuran ateşe karşı bir şey öğ­renebilmek için, bir şey bulmak için, bir şey yaratmak için beynimi parçaladığım gecede ... ölüme karşı, giderek yakla­şan ve yataktan defetmeyi bir türlü başaramadığım ölüme karşı. Anlıyor musunuz, doktor olmak demek ne demek, bütün hastalıklara karşı her şeyi bilmek -yardım etme sorumluluğu olmak, sizin de bilgece söylediğiniz gibi- ve yine de ölmekte olan birinin yanında güçsüz bir şekilde oturmak, bilmek, ama yine de gücü olmamak ... yalnızca o tek şeyi, o korkunç şeyi, kendi vücudundaki bütün damarları par­çalasa da ona yardım edemeyeceğini bilerek ... sevdiğin bir bedeni izlemek, onun perişan halde, acılar içinde kanadığını görmek ve bir güçlenen bir sönen, insanın parmakları arasından akıp giden bir nabzı hissetmek ... doktor olmak ve hiçbir şey bilmemek, hiç, hiç, hiçbir şey ...
Sayfa 47·Kitabı okudu
Üzdü..
Geçmiş hatıralarıma geri dönebilseydim, beni ne kadar incittiğini ona göstermek isterdim.
Babak'ın bu acımasız tavrı beni biraz üzdü ama sonradan bunun deneyimin getirdiği alaycılıktan kaynaklandığını anladım. Bir rokh terbiyecisinin gerçek değeri, uzun av günlerinde ve kutlanmayan emeklerinde gizliydi. İlk mantikor öldürme, Ateş Tapınağı'nda kutsal külleri alma, kendimi özel hissettiğim kraliyet ziyafeti gibi kutlamalar bir daha asla olmayacaktı. Babak bana bunu hatırlatıyor, kendi tarzıyla bana kül veriyordu.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Alıntı