10/10
·288 syf.··
2026 105. kitabı
Aslında bu kitap benim okuyacağım türde bir kitap değil fakat benim doğup, büyüdüğüm ve hâlâ ikâmet etmekte olduğum semtle alakalı olunca kitabı okumayı kendime farz bildim. Bomonti semtinin tarihinin derinliklerine inerek bu semtin ruhunu daha iyi tanımak beni hem neşe hem de üzüntü içinde bıraktı diyebilirim. Eski Bomonti de komşuluk, mahalle kültürü, yardımlaşma, samimiyet ve çocukken çocukluğumuzu yaşayabildiğimiz sokaklar vardı. Eskiden sanayi ve gecekondu bölgesi olan semt Dolmabahçe ve Kağıthane tünellerinin yapılmasıyla otel ve rezidans bölgesi olup çıktı bu durum semtte arsa, konut ve iş yerleri fiyatlarının astronomik rakamlara ulaşmasına neden oldu bu sebeple birçok arkadaşımla semtten ayrıldıkları için artık görüşemez olduk. Yüksek yapılı yeni Bomonti her kesime yaramadığı gibi bir de eski yerleşimcileri zoraki yerinden etti.
BomontiKolektif · İletişim Yayınları · 20215 okunma
9/10
·184 syf.·
2026 44. kitabı
Gerçek zenginliği ve gerçek fakirliği sadece dünya penceredinden bakan insanlara, İmam ahiret penceresinden baktırmış kitapta. Dünya penceresinden baktığımız zaman, zenginliğin; mal mülk evlat olarak görüyoruz fakirliği ise punlardan noksan olarak. İmam ise gerçek zenginliğin: Kim, kendi zenginlik sebebine muhtaç olur, ona dayanır ve güvenirse ona zengin denmez. Çünkü o, vasıtalara muhtaç olan birisidir. Bir kişi ancak, sebepleri yaratan Zât'ın rahmetine, hikmetine, tasarrufuna ve güzel tedbirine vâkıf olduktan sonra O'nunla zenginleşir ve sebeplere dayanma illetinden kurtulursa “zengin” diye vasıflanabilir. Kim, sebeplere güvenip dayanma ve Hakk'ın hükmüyle —O'na boyun eğerek— çekişme hastalığından kurtulursa, onun kalp zenginliği gerçekleşmiş olur. Kişi, Allah'ın güzel tedbirine vâkıf olup kalbi bununla zenginleştiğinde, sadece bununla tam zengin sayılmaz. Bir de buna, Allah'ın hükmüne boyun eğerek teslim olmanın eklenmesi gerekir. Çünkü Allah'ın hükmüyle çekişip başka hükümlere başvurmak, seçme hakkını kullanmadaki düşüncesizliğe delalet eder ki bu, seçme hakkını kullanan kimsenin seçilen şeye muhtaç olduğunu gösterir. Allah'ın dilemediği bir şeye ihtiyaç hisseden kimseye, Allah'ın tedbirini gözeterek zengin olmuş denemez. Bundan dolayı diyoruz ki; Allah'ın kulu için olan tedbiri göz önüne alınarak zengin olmak, ancak Allah'ın güzel tedbirine vâkıf olduktan sonra O'nun hükümleriyle çekişmeyip itaat etmekle olur. Aslında dünyaya ne kadar bel bağlarsak o derecede fakirleşiyoruz. Çünkü bel bağladığımız. Gelip geçici olandır. Zenginliği bide bu bakıştan aktarıyor: Şeyhin zenginliği bu derecelere ayırması, zenginliğin bağlı olduğu şey açısından kaynaklanmaktadır. Şeyh şöyle diyor: "Kalp zenginliğine gelince; kalbin sebeplere itimat etmekten kurtulması, Hakk’ın
Din
Allah Katında Fakirlik Ve Zenginlikİbni Kayyim El Cevziyye · Polen Yayınları · 202016 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Beyaz Geceler ve Yufka Yürekli kitabı hakkındaki düşüncelerim…
8/10
·208 syf.··
2026 8. kitabı
Bu kitabı okuduğumda ana karakterde kendimi gördüm. Onun hayalperestliğini, yaşadığı aşkı ve sevgiyi kendi içinde büyütmesini, bununla ilgili hayaller kurup içinden belli bir umut beslemesini hissettim. Belki hayal kurarken dışarıdan bakınca aptalca, saçma ve anlamsız görünebilecek ama insanı yine de bir şekilde mutlu eden bir yanı vardı bu durumun. Fakat bir yandan da o hayalin gerçekleşmemesinden doğabilecek acı ve üzüntü de çok derindi. Geceleri kurulan hayaller, zihinde sürekli canlandırılan o sahneler, sonrasında gerçeğin yüzüne çarpmasıyla oluşan acı gerçekten çok sarsıcı. Ana karakterimiz günün sonunda yine yalnızlığıyla baş başa kaldığını hissediyor çünkü aşık olduğu kadın başkasına gitmişti. Kim bilir neler yaşadı, neler hissetti… Belki onun adına mutlu olmuştu ya da en azından mutlu olduğunu düşünmek istemişti. Ama günün sonunda yine kendi hayallerine dönüyor, gerçek hayatla yüzleşip acı ve düşünceler içinde gecelerini geçiriyordu. Yine bu kitapla birlikte Dostoyevski’nin Yufka Yürekli adlı eserinde de benzer bir düşünce yapısı dikkatimi çekti. Vasya dediğimiz karakterin ne kadar alçakgönüllü, kibar ve naif biri olduğunu görüyoruz. Adı üstünde “yufka yürekli” oluşu, onu sürekli başkalarının yanında mahcup hissettiren bir özelliğe dönüşüyor. Kendisine verilen küçük bir görevi bile aşırı büyütüyor, kendine gereğinden fazla sorumluluk yüklüyor. Oysa ona görev veren kişi bile bu işi o kadar da önemli görmüyor. Yazıların zamanında teslim edilmemesi gibi durumlar belki işveren için büyük bir sorun bile değilken, Vasya bunu sanki büyük bir başarısızlıkmış gibi içselleştiriyor. Ona güvenin sarsılacağını düşünüp derin bir rahatsızlık yaşıyor. Aynı şekilde sevdiği kadına karşı da benzer bir düşünce içinde. Kadın onu seviyor ve onunla evlenmek istiyor ama Vasya, fakir
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,1bin okunma
Bir Kadın Nasıl Yok Edilir?
Puan vermedi·152 syf.·
2026 82. kitabı
“Bir kadın asılacak.” cümlesiyle başlayan bir kitabın zaten kolay bir şey anlatmadığı en başından belli oluyor. Ama roman ilerledikçe şunu daha net görüyorum: Mesele sadece bir kadının başına gelenler değil, o kadının herkesin gözünde başka bir şeye dönüşmesi. Melek karakteri bende en çok iz bırakan kısım oldu. Çünkü Melek’e bakınca tek bir insan görmüyorsun aslında. Herkes onu başka bir şey olarak görüyor. Kimi için kötü, kimi için kullanabileceği bir beden, kimi için de kurtarılması gereken biri. Ama kimse onu gerçekten olduğu gibi, bir insan olarak görmüyor. Bence kitabın en rahatsız edici tarafı da bu. Hüsrev karakteri ise beni en çok öfkelendiren karakter oldu. Çünkü gücü elinde tuttuğu için her şeyi yapabileceğini düşünüyor. Melek’i bir insan gibi değil, sahip olunacak bir şey gibi görüyor. Onun hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu sanıyor. En ağır tarafı da bunu normal görmesi. Okurken sürekli “bir insan bunu nasıl bu kadar rahat yapabilir?” sorusu aklımda kaldı. Melek’in yaşadığı durum da aslında sadece tek bir olay değil, bir düzenin sonucu gibi. Özellikle Hüsrev’in kurduğu bu yapı içinde Melek’in bir cinsel nesne gibi görülmesi ve erkekler tarafından sömürülmesi, onun ne kadar çaresiz bırakıldığını gösteriyor. Bu durum sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da onu yavaş yavaş yok ediyor. Kitapta en çok aklımda kalan cümlelerden biri şu oldu: “Hep susuyorlar. Suçluluğu kesin olanlar.” Bu bana sadece bireyleri değil, genel olarak bir sessizlik halini anlatıyor gibi geldi. Çünkü herkes bir şeyleri biliyor ama çoğu kişi bunu dile getirmiyor. Bu da aslında olanlara ortak olmak gibi. Bir de Melek’i anlatan çiçek benzetmeleri var. “Oysa, dalından koparılmış, vazoda soldurulmuş bir çiçeği ne kurtarabilir?” cümlesi özellikle çok ağır geliyor. Çünkü
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Puan vermedi·247 syf.··
2026 77. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:14
Çöl Çiçeği – Waris Dirie Çöl Çiçeği benim için uzun süre unutamayacağım kitaplardan biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren gerçek bir yaşam öyküsü okuduğumu bilmek beni derinden etkiledi. Waris Dirie’nin çocukluğundan başlayarak verdiği yaşam mücadelesi, hayatta kalma çabası ve özgürlüğe uzanan yolculuğu sayfalar boyunca beni hem duygulandırdı hem de hayran bıraktı. Kitapta en çok sarsıldığım nokta ise kadın sünneti gerçeği oldu. Böyle bir uygulamanın varlığını biliyordum ama yaşanan acıları, fiziksel ve psikolojik etkilerini birinci ağızdan okumak bambaşka bir deneyimdi. Bazı bölümlerde gerçekten okumakta zorlandım; öfke, üzüntü ve çaresizlik duygularını aynı anda hissettim. Bir çocuğun bunları yaşamak zorunda kalması beni derinden etkiledi. Bunun yanında kitap yalnızca acıları anlatmıyor. Aynı zamanda umudu, cesareti ve insanın kendi kaderini değiştirme gücünü de gözler önüne seriyor. Waris’in Somali çöllerinden başlayıp dünyanın tanınan isimlerinden biri hâline gelmesi, karşısına çıkan tüm engellere rağmen pes etmemesi bana büyük bir ilham verdi. Hikâyesini okudukça onun ne kadar güçlü bir kadın olduğunu daha iyi anladım. Yazarın samimi ve içten anlatımı sayesinde kendimi olayların içinde hissettim. Sayfalar ilerledikçe Waris’in korkularını, hayallerini ve yaşadığı zorlukları adeta onunla birlikte yaşadım. Kitabı elimden bırakmak istemedim ve bitirdiğimde keşke biraz daha uzun olsaydı diye düşündüm. Benim için Çöl Çiçeği sadece bir biyografi değil, aynı zamanda kadın hakları, özgürlük ve insan onuru üzerine güçlü bir farkındalık yaratan bir eserdi. Okurken hem çok şey öğrendim hem de derinden etkilendim. Bazı kitaplar hikâyesiyle, bazıları verdiği mesajla akılda kalır; Çöl Çiçeği ise ikisini birden başaran, herkese gönül rahatlığıyla önerebileceğim çok özel
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat · 200211,6bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:23
Annem Öldü Mü? – Vigdis Hjorth Bu kitabı bitirdiğimde ilk hissettiğim şey üzüntü değil, şükürdü. Hem bir anne olarak hem de bir evlat olarak kendi annemle olan ilişkimi düşündüm. Elbette her ilişkide kırgınlıklar, yanlış anlaşılmalar, söylenemeyen sözler vardır. Ama bu kitapta anlatılan görülmeme, duyulmama ve yok sayılma hissi öylesine ağırdı ki sayfalar boyunca içim sıkıştı. Yazar, bir çocuğun yalnızca fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının yeterli olmadığını; anlaşılmaya, görülmeye ve duygularının kabul edilmesine ne kadar ihtiyaç duyduğunu çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Kitabı okurken zaman zaman kendi çocuklarımı düşündüm. Bir anne olarak beni en çok sarsan şey, onların bir gün kendilerini bu kadar yalnız ve değersiz hissedebilecekleri ihtimaliydi. Çünkü bazen çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey çözüm değil, gerçekten görülmektir. Bu kitap bana bir kez daha şunu hatırlattı: “Çocuklar anne babalarının mükemmel olmasına değil, duygularının fark edilmesine ihtiyaç duyar.” Bitirdiğimde anneme karşı daha fazla minnet, çocuklarıma karşı ise daha fazla farkındalık hissettim. ️ Bazı kitaplar hikâye anlatır, bazıları ise insanın kendi hayatına ayna tutar. Bu kitap benim için ikinci gruptaydı.
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,795 okunma