Rüştü ölmüş... Demek ben artık, Rüştü gelirse; şöyle yaparız, böyle yaparız, diye hülyalara dalamıyacağım. Demek artık, bir zamanlar başbaşa tasarladığımız yarına ait o güzel projelerden hiçbiri tahakkuk etmiyecek. Demek artık, bu şehrin caddelerinde dolaştığımız ve yeni yazdığımız şiirleri birbirimize okumak için deliler gibi sokaklara düştüğümüz günler, bulutu bulut, ağacı ağaç, denizi deniz olarak seyrettiğimiz saatler, sırf şiirden bahsederek sabahladığımız geceler birer hâtıra oldu.
Rüştü ölmüş.. Ve ben daha şimdiden insanları yorulmadan sokakları yorulan bu küçük şehirde yalnızlığımı hissetmiye başladım.
Sen koku almış ceylan gibi ürkek
Sen salına salına gezinen dilber
Seni düşündük
Sabahlara kadar
Avniyle beraber
Seni düşündük
Yoksulluğu içinde gecemizin
Küfür ederek bu âlemin
Geçmişine
Geleceğine
Seni düşündük
Aç karnına
Sen bir dilim ekmek kadar aziz
Ve bir bardak şarap kadar leziz
Sen yürümesini bilen güzel kız