Vakıa 9/10/11
Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir! (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.
Din
"Vakıa suresinde neredeyse baştan sona kadar Rabbimizin kâinatın işleyişindeki güç ve azameti anlatıldıktan sonra surenin "O halde Azim olan Rabb'inin adını tesbih et!" ifadesiyle sona ermesi bunca nimetlere şükredebilmek için Rabbimizi Azim sıfatıyla zikretmek gerektiğini gösterir."
Sayfa 136·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"DİL KURUMU" Adlı "RUH MEZBAHASI" (*)
Dil ve toplum… İçtimaî unsurlarla, ortak yaşama ve çalışma şartlarıyla, insanoğlunun geliştirdiği araçlarla ve onun tecrübeleriyle yakından ilgisi içinde dil, düşünceyle birlikte içtimaî bir vakıa olarak karşımıza çıkar. Dil demek insan demektir; öyle ise tabiî olarak, toplum da demektir… Hem fertlerle aynılaşır, hem de onların dışında ve üstünde yer alır. Bu çerçeve içinde şu teşhis: “Bir milletin yaşayış biçimi, inançları, gelenekleri, dünya görüşü, çeşitli nitelikleri ve hattâ tarih boyunca bu toplumda meydana gelen çeşitli hâdiseler üzerinde hiçbir bilgimiz olmasa, sadece “dilbilim” incelemeleriyle, bu dilin söz varlığının, söz hazinesinin derinliğine inerek bütün bu mevzularda çok belli bir toplum içinde, kendine has bir kültür ve medeniyet çerçevesinde biçimlenir, rolünü böyle bir çerçeve içinde yerine getirir. Bu sebeple, her dilin belli bir toplumu yansıttığı söylenebilir.” Büyük Doğu Mimarının şu teşhisini, yukarıdaki hakikatle mütalâa ediniz: “Bir millete yapılabilecek en büyük fenalık, onun diliyle oynamaktır. Dil, ufak tefek aşılar kabul etse de, bir uzviyetten olanca kanın çekilip yerine başka bir kanın ikamesini intihar sayar. Nitekim bizdeki Dil Kurumu -şimdi kapandı- adlı ruh mezbahasının yaptığı iş, makasla kesercesine nesil kopuntuları meydana getirmekten başka bir şey olmamıştır.”
DİL VE ANLAYIŞ -Dil ve Diyalektik”-I-, ANA DİL, 7 Ocak 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
VAKIA SURESi
Mekke'de nâzil olmuştur. 96 âyettir. Bu mübarek süre kıyametin hallerini, kıyamet koparken meydana gelecek olan dehşetli durumları ve insanların üç gruba ayrılışlarını anlatır. Bu üç grup; amel defterleri sağından verilenler, amel defterleri solundan verilenler ve sâbikun (öndekiler) dur. Bu sayılan üç grubun âkibetini ve Allah’ın onlar için kıyamet günü hazırlamış olduğu âdil mükâfat ve cezayı anlatır. Bununla beraber insanın yaratılmasında, bitkilerin çıkarılmasında, yağmurun indirilmesinde ve Allah'ın ateşe vermiş olduğu güçte; O'nun varlığını, birliğini ve eşsiz yaratma ve meydana getirmedeki sonsuz gücünü gösteren deliller gösterir. Daha sonra Kur'an-i Kerîm'in şanının yüce olduğunu, âlemlerin Rabbi tarafından indirildiğini ve insanın ölüm anında karşılaşacağı sıkıntı ve korkuları anlatır. En sonunda da sure bahtiyarlar, bedbahtlar ve cennet ehlinden hayırda öncülük eden üç grubu anlatıp, bunlardan her birinin âkibetini açıklayarak sona erer.
Sayfa 469·Kitabı okuyor
Din
O geceden sonra, hatta o gece içinde hemen hemen hayatımın mahreki ve manası değişti. Bu evvela üzerimden bahsettiğim ağırlığın kalkmasıyla başladı. Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vâkıâ bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu.
Sayfa 198·Kitabı okuyor
Vâkıa din bakımından erkek ve kadının gayr-ı afîf (iffetsiz) olması müsâvîdir (eşittir). İkisinin de cezası birdir. Hattâ İslâm Dîninde kadına burada da büyük bir iltimas muamelesi yapılmışdır. Çünki İslâm: «Suç asıl erkeğindir» diyerek kadını kurtarmak ister.
Sayfa 452 - Yaylacık Matbaası 1984 Baskısı·Kitabı okuyor