Puan vermedi·136 syf.··
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 01:42
Kaynakları doyurucu teknik anlamda iyi yazılmış bir kitap. Bir Hz Hatice validemiz aşığı olarak kitabı beğendim. Ama sanki daha teknik dışı daha detaylı bir anlatım olabilirmiş. Ya da ben Hz Hatice validemi çok sevdiğim için doyamamışta olabilirim. İlk defa sahabe hanımların hayatına girecekler için bence yeterli bir kitap. Tavsiye edilir
Hazret-i Hadîcetü'l-KübrâKolektif · Fazilet Neşriyat · 202536 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 70. kitabı
Kitap, Hz. Meryem’in ağzından okuyucuyla buluşuyor. Akıcı ve ayetlerle zenginleştirilmiş olması okuyucuyu birden içine çekip tek solukta kendini okutuyor. Zekeriya Aleyhisselam , Hz. Meryem validemiz, Yahya aleyhisselam ve Hz. İsa peygamberimizin hayatlarından bahsediliyor. Yahudilerin neden lanetli bir toplum olduğunu okurken tekrar anlıyorsunuz bu kitapta. Bu kitap sayesinde Yazarın diğer kitaplarını da okuma listeme ekledim.
1000Kitap
İffet-i KalpNuriye Çeleğen · Timaş Yayınları · 20182,358 okunma
Reklam
Puan vermedi·68 syf.··
2026 20. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 23:54
ᴏʀᴜᴄ ꜱɪʀʟᴀʀɪ ᴠᴇ ꜰᴀᴢɪʟᴇᴛɪ Bu ay, orucun tutulduğu aydır; oruç ise Ramazan ayının en temel ibadetidir. Amaç sadece aç kalmak değil, sabrı, iradeyi, yardımlaşmayı ve manevi arınmayı geliştirmektir. Bu kitapta oruç tutmanın sırları ve faziletleri anlatılıyor, içerisinde ayetler yer alıyor. Kitap kısa ancak okuduktan sonra idrak edebilmek biraz zaman alıyor, ben notlar alarak ilerledim. Oruç ile ilgili hiç bilmediğim bilgiler öğrendim, birçok konuya değinilmiş okumanızı öneririm ben oldukça beğendim. Oruç ibadeti başka hiçbir ibadete benzemez. “Doğrusu lanetli şeytan, insanın kan damarlarında tıpkı kanın dolaştığı gibi dolaşır. Onun yollarına açlıkla daraltın (oruç tutarak engelleyin) Hazreti peygamberimiz Hazreti Aişe annemize şöyle buyurmuştur:” cennet kapısını sürekli olarak çal! Hz. Aişe validemiz: “ ne ile çalayım?” diye sorar. Resulullah “ açlıkla/oruç tutarak” diye buyurur. “Bir toplum kendilerinindeki özellikleri değiştirmedikçe Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez.” Beş hasret vardır ki orucu bozarlar; yalan söylemek, gıybette bulunmak, Koğuculuk yapmak/söz taşımak, yalan yere yemin etmek ve şehvet ile bakmak. Oruç tutarken kişi dilini korumalıdır. Süfyan-ı Sevrî bu konuda: “Gıybette bulunmak orucu bozar.” “İki haslet/nitelik var ki, her ikisi de orucu bozarlar: Birisi, başkasının gıybetini yapmak ve ikincisi de yalan söylemektir.” Gıybet yapan da, dinleyen de günah işlemekte ortaktırlar. “Nice oruç tutanlar vardır ki tuttuğu orucunundan kendisine sadece açlık ve susuzluğu kar olarak kalır.” Bu hadis üzerine yapılan yoruma göre, burada söz konusu kimseler, haram ile iftar açanlar ve harama dalanlardır. Nice Oruçlular var ki, aslında oruç tutmamaktadırlar ve nice oruç tutmayanlar da var ki, adeta oruç tutar gibidirler. Oruçlu ama oruçsuz olan kişi, aç
Oruç / Sırları ve Faziletiİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 20141,693 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
İnsan bazı zamanlarda okumakta güçlük çektiği, okumanın sürekliliğini kaybettiği, gözün, günün, gönlün yorgunluğunun satırlara yansıdığı dönemleri olur. Kitaplar masada bekler, konularına göre tasnif edilmiştir, okunmak için göz kırparlar. Ama zaman olur ki eli gitmez insanın, gözü görmez, gönlü istemez. Böyle zamanlarda okunandan alınan keyif azalır, ilgi ve alaka zayıflar; okuma boşluk aleminde yankılanır. Okur insan ama boşlukta kalır her şey. Okuma eylemi sadece görüntüden ibaret hale gelir. Böyle anlarda insanın elini ısıtacak kitaplara ihtiyacı olur. O kitaplar ki okura yeniden okumanın şevkini getirir, yeni seslenişler sunar, yeni kitapların kapısını aralar. Okurun içini ısıtır ve onu yeniden sayfaların arasına çağırır. Okumanın nesnesi yazılı metin, kitap, dergi ve benzerleri olmakla birlikte (modern dünya bu nesneleri çoğaltmışsa da benim okurluğum yönünden bir çoğalmadan söz edemem), okumanın konusu bazen bizzat bu nesnenin kendisiyle örtüşür. Okur, kitabın hikayesini merak eder; kitap üzerine okur, kitabın hikayesine ortak olur, yazının ve okumanın serüvenine eşlik eder. Yazının ve kitabın tarihi, nesne olmaktan çıkarak bizatihi okumanın konusu olarak okurun önüne gelir. Bu başlık, yalnızca yazı ve kitapla sınırlandırılmayacak kadar geniş; alt başlıkları ise meraklısı için bir o kadar dikkat çekicidir. Kitap ve yazının çağrıştırdıkları denildiğinde akla ilk gelen kelimelerden biri kütüphanelerdir. Burada kastım, yalnızca resmî ya da özel kurumlara ait, günümüzde giderek anlamı daralan; sınav çalışılan yahut gezinti için uğranılan mekânlar değildir. Okur dediğimiz insanlar için kütüphane kurmak kadar, başkalarının kitap ve kütüphanelerine merak duymak, nitelikli bir kütüphanede bulunmak, havasını teneffüs etmek dahi büyük bir nimettir. Kütüphaneler
1000Kitap
Kitap Sevenler CemiyetiHalil Solak · Dergah Yayınları · 0148 okunma
4/10
·248 syf.··
2026 1. kitabı
"Tarih, sadece geçmişin bir dökümü müdür, yoksa inancın tuğlalarıyla örülen bir 'kimlik inşası' mıdır?" Kerim Uçar’ın "Muhtasar Tarih-i Hulefa-i Raşidin" eserini okurken zihnimde yankılanan ilk soru bu oldu. Almanya’da, bilhassa Berlin İmam Cafer Sadık Cami’nin ikliminde filizlenen gençlik derslerinin bir meyvesi olan bu eser, kapağını araladığınız anda size "tarafsız bir tarihçilik" vadetmiyor; safları çok önceden belirlenmiş bir itikadın tarih üzerindeki izdüşümünü takdim ediyor. Müellif, eserini Resul Caferiyan’ın "Tarih-i Hulefa" kitabından aldığı ilhamla şekillendirirken, amacının "tarihi özetlemek" olduğunu ihsas ettirse bile sayfalar ilerledikçe bu özetin aslında keskin bir "elek" vazifesi gördüğünü anlıyorsunuz. Evet, yazarın da isabetle belirttiği üzere, ümmetin derin ihtilafları Hz. Peygamber’in (s.a.v.) irtihaliyle başlamıştır. Ancak yazar, bu ihtilafın fotoğrafını çekerken objektifi öyle bir açıyla tutuyor ki, kadrajın içinde kalanların masumiyeti, dışında bırakılanların ise mahkumiyeti peşinen ilan ediliyor. Kitabın en tartışmalı hususu, ilk üç halifenin şahsiyetlerinin inşasında -daha doğru bir tabirle "aşındırılmasında"- düğümleniyor. Hz. Ebu Bekir’in, Rasulullah (s.a.v) ile olan o kutlu hicret yolculuğu, kitapta manevî derinliğinden soyutlanarak neredeyse bir "tesadüfler zincirine" indirgenmiş. İslâm tarihinin "Sıddık" makamına erişmiş, mağarada "ikinin ikincisi" olmuş bir şahsiyetin hayatını, hicret dışında "kayda değer olayı olmayan" bir sığlığa hapsetmek, tarihî vakıadan ziyade mezhebî bir refleksin ürünü gibi duruyor. Yazar, bu tavrıyla bir dönemi aydınlatmaktan çok, o dönemin başrollerini gölgelemeyi tercih etmiş. Bu gölgeleme çabası, Hz. Ömer bahsinde yerini sert bir fırtınaya bırakıyor. Adaletiyle maruf bir halifenin, kitapta "kaba, kötü
Tarih
Muhtasar Tarih-i Hulefa-i RaşidinKerim Uçar · Asr Yayınları · 20183 okunma
En Köklü İştiyakımız: Huzur
10/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 13:55
Sanat, müzik, felsefe, siyaset, psikoloji, sosyoloji, mitoloji, tasavvuf, din... Bu alanlara dallanıp budaklanan, ince elenip sık dokunmuş diliyle sanatın her zerresine doyuran, muazzam bir edebiyat cümbüşü. Bir romandan daha fazla ne beklenebilir ki? Merkezinde Mümtaz olmak üzere İhsan, Nuran ve Suat adlı dört karakterin etrafında şekilleniyor roman. Ben belki de çoğu okur gibi, Mümtaz'da kayboldum. O, ruhumun iki ucunu tarttığım teraziyi verdi elime. İşte, dedim, bu ben! O her eşikte tereddütle beklerken, her fikirde durup düşünürken, her korkusuna umudu karıp her umudunu korkuyla bulandırırken gördüm titreyişini. Ve bildim: Benim bu, hepimiziz. Bir insanı dışarıdan bir gözle, daha çok içeriden anlatmak mümkün değil sanırdım. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın muhteşem kalemiyle mümkünmüş. Tanpınar, Mümtaz'ı dışarıdan öyle bir anlatıyor ki biz onun ağzından hikâyesini dinlesek onun ruhuna bu kadar ulaşamaz, onun duygularını duyamaz, onun aşkıyla dolamaz, onun acısıyla kıvranamaz, onun kaygılarında, düşünce krizlerinde bu denli boğulamazdık. Tanpınar sanki Mümtaz'ı bütünüyle kavrayıp zihnimize onun kumaşını nakşetmiş. Yavaş yavaş, sindire sindire... Mümtaz'ın o hüzün bezeli talihi... Küçük yaştan itibaren birilerini yitirme korkusundan silkelenmesi çok zor. Hele ki anne babasından. Hayatı kopuşlardan ibaret. Sığınılacak huzurlu bir liman onun en büyük arzusu. Huzur... En köklü iştiyakı huzur. Arayıp da bulamadığı, bulsa bulsa yitirdiği huzur. Varılan bir liman değil de, hoyrat dalgalarla savrulan bir gemi olduğunu anladığı huzur. Her dalganın dinişinde erdiğini sandığı, her dalganın yükselişinde ermediğine kandığı huzur. İhsan'la her sohbetinde tattığı, her yalnız ve kimsesiz kalışında kaybettiği huzur. Nuran yanı başında gülümsediğinde yakaladığı, Nuran onu bekletip de gelmediğinde
Türk Edebiyatı
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Reklam
Reklam