John Steinbeck’in okuduğum ilk kitabı oldu. Evet çoğu insan “Fareler ve İnsanlar” dan sonra okumuştur bu kitabı, ama benim için Steinbeck’i tanımak bu kitapla nasip oldu.
.
.
Sade bir dille yazılan kitap, çok akıcı ve bir o kadar da iç acıtıcı. Kurgusuyla insanın içini burkuyor. Kitabın başlarındayken, bir kötülüğün geleceği hissediliyordu. Musibetlerin yavaş yavaş sindire sindire gelmesi insana, “hazırlıklı ol” mesajı verir nitelikte.
.
.
Kitabın konusu; Kızılderili olan Kino’nun oğlunun sağlığı için çare arayışını; istiridye avından bulduğu “Dünyanın Biricik İncisi” yle buna çözüm arayışını anlatıyor..
Ayrıca kitapta, zenginliğe kavuşan insanların nasıl sömürülmeye çalışıldığı da gözler önüne seriliyor. Değerli bir taş olan incinin, insanların içindeki hayvansı açlığı ortaya çıkarışı, sinir bozucu gerçekliğiyle anlatılmış. Para ve lüks hayat için insanların, birbirlerini, gözünün yaşına bakmadan öldürebileceği konusu ele alınmış.
.
.
.
Sahi bu kadar aç mıyız gerçekten de..?
Tavsiye edilir. Keyifli okumalar:))