9/10
·200 syf.··
2026 11. kitabı
Şermin Yaşar ilk bakışta sımsıkı örülmüş görünen bir aile nakışını ilmek ilmek söküyor bu romanda. Üstelik bunu yaparken her karaktere kendi sesini, kendi hakikatini veriyor. Herkes konuşuyor, herkes kendi penceresinden anlatıyor. Sonra kitabın bir yerinde yazar adeta geri çekilip okura dönüyor ve soruyor; "Şimdi anlatılanları dinledin, peki sen ne anladın?Gerçekte ne oldu?" Sayfalar ilerledikçe sırlar yumak yumak çözülüyor. Bir ucundan çekilen ip, hiç umulmadık geçmişlere, kırgınlıklara, suskunluklara ve yaralara çıkıyor. Aile bağlarının insan kaderine attığı düğümler, anne babaların farkında olarak ya da olmayarak çocukların omuzlarına bıraktığı yükler bir bir görünür hale geliyor. İnsan ister istemez düşünüyor; hayatımıza vicdan azabı gibi oturan şeyler gerçekten bir gün yerinden kalkabilir mi? Bu kitap; görünenden fazlasının var olduğuna inananlar, insan ruhunun karanlık ve kırılgan taraflarıyla yüzleşmekten kaçamayanlar ve her hikayenin görünen yüzünün ardında başka bir hikaye saklı olduğunu bilenler için unutulmayacak bir okuma deneyimi sunuyor . Ben Şermin Yaşar'ın kitaplarını, hatta çocuk kitaplarını dahi çok seviyorum. Bu kitap da gerçekten edebiyat dünyasında iz bırakacak bir eserr. Her yaştan, her kesimden, herkese hitap edebilecek bir kitap bilhassa tavsiye ediyorum.
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
Ekolojik Güzelliğin Kitabı Üzerine..
Puan vermedi·128 syf.·
2026 4. kitabı
Popüler ziraat mühendisi ve ekolojik yaşam uzmanı Şamcı, bu kitabında "temiz temizlenmek" ve "zehirlenmeden güzelleşmek" kavramlarını merkeze almış. sadece bir güzellik kitabı değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı manifestosu olarak düşünebiliriz. Kimyasal kuşatmaya karşı yazılmış, çare doğada, doğaya dönüş rehberi niteliğinde bir eser olmuş. Kitapta evdeki doğal malzemelerle yapılabilecek güzellik ve bakım reçetelerini bulacağınız faydalı bir kitap. Tepeden tırnağa doğal reçete önerileri var ama içinde daha fazla tarif olsaydı daha iyi olurdu… Sıkılmadan bir oturuşta okudum:) Kimyasal sömürüden sıkılan herkes için farkındalıklı okunması gerektiğini düşündüğüm güzel bir kaynaktı bence… Ayrıca çok değerli bir ekolojik yaşam uzmanı, ziraat mühendisi ve yazardı. Onun aramızdan ayrılışı, savunduğu doğal yaşam felsefesini takip edenler için büyük bir kayıp oldu. ‘Yiyemediğin şeyi cildine sürme’ diyerek hayatımıza dokunan güzel insan; doğaya borcunu, ömrünü doğayı anlatarak ödedin. Şimdi emanetin olan o yeşil dünya, kitaplarındaki her bir tarifle bizlere emanet... Erkan Şamcı Ekolojik Güzelliğin Kitabı
Ekoloji
Ekolojik Güzelliğin KitabıErkan Şamcı · Hayykitap · 201513 okunma
Reklam
Hayatımızı gerçekten yaşanır kılan şey nedir?
7/10
·296 syf.··
2026 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 10:23
Yaşam ile ölümün kıyısında, sonsuz olasılıklarla dolu bir kapıyı aralamak ister misiniz? Hayatımızda verdiğimiz küçük ya da büyük kararların, seçmediğimiz yolların bizi nereye götüreceğini kaç kez düşündük? Başkahraman Nora Seed; kedisini kaybetmiş, işinden kovulmuş, ilişkileri çıkmaza girmiş ve hayata dair tüm bağlarını yitirmiş hissettiği bir dönüm noktasındadır. Aldığı üst üste kötü kararların yükü altında ezilen Nora, yaşamına son vermeye karar verdiğinde kendisini zamanın akmadığı, gece yarısında sabitlenmiş devasa bir kütüphanede bulur. Bu kütüphane, Nora’ya yaşayabileceği tüm alternatif hayatları deneme şansı sunar. Nora, kütüphanedeki raflar arasında gezinirken aslında kendi pişmanlıklarıyla yüzleşir. Mutluluk sadece "mükemmel" sandığımız seçimlerde mi gizlidir? Hayatımızı gerçekten yaşanır kılan şey nedir? Seçmediğimiz yollar, elimizdekilerden gerçekten daha mı güzel? Gece Yarısı Kütüphanesi, sadece Nora'nın değil, kendi hayatının "keşke"leri arasında kaybolmuş herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir kitap. Umut, yaşama sevinci, pişmanlıklar, kaygılar, sevgi, dostluk ve çok daha fazlası var bu kitapta. Eğer şu sıralar hayatın ritmini kaçırdığınızı düşünüyor ve bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız, bu kitaba mutlaka şans vermelisiniz. Kitapla, umutla ve sevgiyle kalın.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
8/10
·304 syf.··
2026 102. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 08:47
Gece Yarısı Kütüphanesi severler burada mı? O zaman Gece Yarısı Treni’ne hoş geldiniz Hayatınızın sonuna geldiğinizde, bir trenle geçmişinize yolculuk etseniz hangi durakta inmek isterdiniz? Matt Haig, Gece Yarısı Kütüphanesi ile aynı evrende geçen bu son romanında yaşanmışlıklar, pişmanlıklar ve ikinci bir şans arayışı üzerine düşünmemizi sağlıyor. Bazı anların hayatımızın en kıymetlileri olduğunu, ya da tüm hayatımızı etkileyecek birer dönüm noktası olduğunu anlamadan o anları ıskalayabiliyoruz. Kıymetini anlamak için ise bazen bir ömür geçmesi gerekiyor. 81 yaşında hayatın kıyısına gelen Wilbur Budd bir işkoliktir ve hayatının aşkını ihmal ederek sonunda kaybetmiştir. Acaba onu kazanmak için ikinci bir şans yakalayabilecek mi? Gece Yarısı Kütüphanesi’ni okuyanlar için kitapta bir Nora Seed sürprizi de var
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026189 okunma
Doğayı hissederek okudum.
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Bazen bir kitabı sürükleyici olduğu veya çok önemli bilgiler içerdiği için okumazsın. Bazen bir insanın dünyaya nasıl baktığına tanıklık etmek, kitabın sayfalarının sakinliğine ortak olmak için okursun. Son Meşenin Ötesi, farkındalık ve meditasyon üzerine yazılmış 77 kısa öyküden oluşuyor. Ama kitabı bitirdiğimde, aslında öykülerden çok yazarın yaşamına ve bilinç düzeyine tanıklık ettiğimi fark ettim. Yazar James Washburn, doğayı dikkatle gözlemleyen, sade yaşayan, farkındalık pratiğini günlük hayatının içine yerleştirmiş, maneviyatı güçlü bir insan gibi görünüyor. Çadırında yaşayan, doğanın içinde olmayı seçen, denizi, rüzgârı, hayvanları, karı, güneşi ve sessizliği izleyen bir insanın dünyayı nasıl deneyimlediğini görmek bana iyi geldi. Kitabı okumasaydım hayatımda belki hiçbir şey değişmeyecekti. Ama bazı kitaplar değiştirmek veya öğretmek için değil, hatırlatmak için hayatımıza girer diye düşünüyorum. Kendimle konuşuyormuş gibi okudum sayfaları. Daha önce fark ettiğim ama adını koyamadığım şeyleri yeniden duydum içimde. Bir sayfalık kısa öyküler… Bir kuşun sesi, bir ağacın duruşu, bir nehrin akışı, bir anın sessizliği… Hayat çoğu zaman düşündüğümüzden daha basit, daha yakın ve daha gerçek. Doğru ya da yanlış değil mesele. Sadece yol var. Yolu yürüyen yolcu var. Bir de birbirimizin yolculuğuna tanıklık etmek… Gerisi çoğu zaman zihnin anlattığı hikâyeler. Yazar “Bana bak” dememiş. “Şuna bak” demiş. Bir ağaca… Bir nefese… Bir kuşa… Bir ana… Son Meşenin Ötesi, hayatıma dokunan hafif bir rüzgâr gibi geldi. Güzel hissettirdi. Serinletti. Tazeledi. Ve geçti. Kitabı bitirdiğimde aklımda yazar kalmadı. Ağaçlar kaldı. Nehirler kaldı.
Hayata Dair
Son Meşenin ÖtesiJames C. Washburn · Kapı Yayınları · 20252 okunma
Hayatı Erteleyebilir Miyiz?
8/10
·272 syf.·
2026 10. kitabı
Bazı kitaplar bittiğinde hikâyesi aklında kalır. Bazıları fikriyle yaşar. Beni Asla Bırakma ise bende daha farklı bir iz bıraktı. Kitabı bitirdiğimde dönüp baktığım şey ne distopyası oldu ne de arka plandaki sistem. Garip bir şekilde aklımda kalan şey insanlar oldu. Bu benim için de küçük bir sürprizi. Çünkü distopya okurken ilk dikkatimi çeken şey sistemlerdi. İktidar nasıl çalışıyor? İnsanlar nasıl yönlendiriliyor? Toplum hangi mekanizmalarla şekillendiriliyor? 1984'ü okurken de, Cesur Yeni Dünya'yı okurken de peşinden gittiğim sorular bunlardı. Beni Asla Bırakma'da ise kendimi bambaşka bir şey yaparken buldum. Sistemi çözmeye çalışmıyordum. Kathy'yi anlamaya çalışıyordum. Tommy'nin neden öyle davrandığını düşünüyordum. Ruth'un içindeki eksiklikleri görmeye çalışıyordum. Belki de bu yüzden kitap bana birçok kişinin söylediğinin aksine hiç sıkıcı gelmedi. Çünkü ben bu kez dünyanın nasıl çalıştığını değil, insanların o dünyanın içinde nasıl yaşadığını merak ediyordum. Bu da bana kitap kadar kendimle ilgili bir şey gösterdi. Belki de okur olarak değişiyordum. Kazuo Ishiguro elinde korkunç bir malzeme olmasına rağmen onu hiç dramatize etmiyor. Daha sert bir yazar bu hikâyeyi bir isyan romanına dönüştürebilirdi.Daha öfkeli bir yazar sistemi sayfalar boyunca teşhir ederdi. Daha politik bir yazar sloganlar üretirdin. Ishiguro ise bunların hiçbirini yapmıyor. Bize yalnızca insanların hayatlarını anlatıyor. Ve tam da bu yüzden roman daha rahatsız edici hale geliyor. Çünkü karakterler kaderlerini bilmelerine rağmen zincirlerini kırmaya çalışmıyorlar. Kaçmıyorlar. Savaşmıyorlar. Devrim yapmıyorlar. Sadece yaşamaya devam ediyorlar. İlk başta insan bunu anlamakta zorlanıyor. Sonra fark ediyor ki romanın asıl sorusu sistem değil. İnsan. Kitap boyunca beni en çok düşündüren şey "ertelenme"
Edebiyat
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,2bin okunma
Reklam
Reklam