Türkiye Cumhuriyeti Devleti
Feto vari birçok t*rör örgütü tarikat cemaat ülkemizde hortladı. Bunlar kurumlara militanlarını yerleştiriyorlar. Bu militanlar Devletimize değil, onu oraya yerleştirene bağlı. Dolayısıyla tekrar tekrar feto süreci yaşanabilir. Türk Devleti bir an önce 1923-1944 ayarlarına dönmelidir. Amerika ve İsrail iti ülkemizin ulusal bütünlüğünü bozmak için saldırırken, içeride güçlü olmak adına Ermenilerin kuzeni olan PKKlıları da tehcir etmeliyiz.
Alıntı
Son sözümsüm sen
Dertli sazım, ince sızım, Kalpte közüm, canda özüm, Bir değil, iki gözüm, Son sözümsün, son sözümsün sen. Varı boşver, yokta bile, Gönlümdeki aşkı dile, Bahar değil, kışta bile, Son sözümsün, son sözümsün sen. Güneş battı, çöktü gece, Söylüyorum hece hece, Roman değil, masal bence, Son sözümsün, son sözümsün sen.
Reklam
Bu hikayeyi duyan oldu mu ?
Yavuz sultan selim bildiğim kadarıyla, kuran dışı mezhepsel ve siyonist yahudi vari, sahte din adamlarını diri diri yakmıştı.... Hatta bir sürü bölücü işgüzarları da içine katmıştı....Yavuz en son bir mollayı ateşe atmış, başına gelmiş sormuş ona, nasıl içerisi sıcak mı diye ? molla demiş ki hayır biraz daha odun at ateşe demiş...O vakit yavuz molla nın samimiyetine inanıp onu ateşten kurtarmış : /
Edebiyat
Ben başkasının kâğıdı olsaydım yoksul gözlü sokaklardan utanır diye çilek, eski gazeteler gibi mahçup bir kesekâğıdı olur, her şeyi içime atardım Bir mektup kâğıdı olurdum uçuk pembeden "Yüksek bir Türk kızına takdim" edilen ve harfleri terleyen bir askerin elinden çıkar, sılasına mahsus selâm söylerdim Belki de boş bir kâğıt: Bana yağmur sözden yağar! Böyle teselli ederdim varı yoğu boşluk olmuş cümlenin kederini, bir harf denizi olurdum maviden daha derin Ben başkasının kâğıdı olsaydım kâğıttan bir şairin eline sığınırdı kaderim Üzgün Kediler Gazeli
Şiir

KerZeY35

@kerzey35
·
BEN BAŞKASININ KÂĞIDI OLSAYDIM... Üzgün Kediler Gazeli
Hail-Mary(2026)
“İnterstellar’dan sonra en iyi film” diyenlerin tavsiye ettiği filmle geldim. Ve cidden çok iyiydi:) Kitabı da varmış ama ben kitabını okumam:) bilimkurgu kitap olarak tarzım değil:) film olarak tarzım:) Herkesin kendi yıldınızı kurtarma derdini aştırıp fedakarlığa dönüştüren bir içerik, harika bir görsel şölen, iyi espiriler, ve genel anlamda kaliteli bir kara mizah.. “Artizzz ne arar La pazarda” vari bi söz gibi “Öğretmenin ne işi var uzayda?:)” replikasını çok güsel sundu filmmm, bayıldım bu kısma:) Baş rol Ryon Gosling bence bu filmle gözünüzde oldukça büyüyecek. Çünkü tahminden öte iyi bir iş çıkarmış:) Bir fen bilgisi öğretmeninin ne kadar büyük işler başardığına şahit olacaksınız:) ve güsel bi sonu var bilginiz olsun:) Yani korkmadan izleyinnn:)) biraz uzun bi film ama çokça değer:) bayram filminiz olsun:) iyi seyirler efenimmmm:)
Sıfırdan Bire Varlığın Matematiksel Delili
Sıfırdan Bire – Varlığın Matematiksel Delili Sayılar soyut görünse de varlığın yapısını anlatmanın en yalın yoludur. 2, 3, 1000 dediğimiz her sayı aslında 1+1+1… demektir. Yani çokluk, birlik olmadan var olamaz. Bu basit matematiksel gerçek, âlemin hakikatine de ayna tutar. Etrafta gördüğümüz her şey çokluktan ibaret: ağaçlar, insanlar, yıldızlar. Hepsi tek var ama hiçbiri kendi başına ayakta durmuyor. Işığı karanlıkla, varı yokla tanıyoruz. Bu da gösteriyor ki mahlukatın varlığı kendinden değil, ödünç. Sıfırdan bire geçişte bir failin elini görmek gibi, âlemin ademden vücuda geçişinde de bir “Kün” emri var. *1. Çokluk: Âlem = 1+1+1...* Âlem, bağımsız parçaların toplamı gibi görünür. Bir ağaç tek başına var, bir insan tek başına var. Ama her biri varlığını sürdürmek için suya, havaya, gıdaya, sebebe muhtaç. Matematikte de durum aynı: 2’yi yazmak için 1’e ihtiyaç duyarız, 1000’i yazmak için de. 1 olmasa çokluk diye bir şey doğmaz. İbn Arabi buna “müstear varlık” der. Mahlukatın varlığı kendinden değildir, Allah’ın varlığından pay alarak ayakta durur. Sürekli tutan el çekilse, her şey anında adem’e döner. Çokluk tek başına delil değil; bir delile işaret eder. *2. İmkân: 0’dan 1’e Geçiş = Adem’den Vücud’a Geçiş* Kritik nokta burada: 0 kendiliğinden 1 olamaz. Hiçlikten bir şey çıkmaz. “Odada 0 elma var” dediğimizde elmanın fikri zihnimizde var, imkânı var. Ama o imkânı fiile çıkaran bir irade olmalı. İbn Arabi bunu “imkân mertebesi” olarak açıklar. Âlem var olmadan önce var olmaya kabiliyetliydi, ama kabiliyet yetmez. “Ol” diyen bir Fail gerekir. Âlemin hadis, yani sonradan olmuş olması da bunu gösterir. Değişen, bozulan şey varlığı kendinden olamaz. O halde imkân mertebesinde bekleyen âleme “var ol” diyen bir irade şarttır. Matematikteki 0→1 sıçraması ile kelamdaki
Felsefe-Düşünce
Reklam
Reklam