Sıfırdan Bire – Varlığın Matematiksel Delili
Sayılar soyut görünse de varlığın yapısını anlatmanın en yalın yoludur. 2, 3, 1000 dediğimiz her sayı aslında 1+1+1… demektir. Yani çokluk, birlik olmadan var olamaz. Bu basit matematiksel gerçek, âlemin hakikatine de ayna tutar. Etrafta gördüğümüz her şey çokluktan ibaret: ağaçlar, insanlar, yıldızlar. Hepsi tek var ama hiçbiri kendi başına ayakta durmuyor. Işığı karanlıkla, varı yokla tanıyoruz. Bu da gösteriyor ki mahlukatın varlığı kendinden değil, ödünç. Sıfırdan bire geçişte bir failin elini görmek gibi, âlemin ademden vücuda geçişinde de bir “Kün” emri var.
*1. Çokluk: Âlem = 1+1+1...*
Âlem, bağımsız parçaların toplamı gibi görünür. Bir ağaç tek başına var, bir insan tek başına var. Ama her biri varlığını sürdürmek için suya, havaya, gıdaya, sebebe muhtaç. Matematikte de durum aynı: 2’yi yazmak için 1’e ihtiyaç duyarız, 1000’i yazmak için de. 1 olmasa çokluk diye bir şey doğmaz.
İbn Arabi buna “müstear varlık” der. Mahlukatın varlığı kendinden değildir, Allah’ın varlığından pay alarak ayakta durur. Sürekli tutan el çekilse, her şey anında adem’e döner. Çokluk tek başına delil değil; bir delile işaret eder.
*2. İmkân: 0’dan 1’e Geçiş = Adem’den Vücud’a Geçiş*
Kritik nokta burada: 0 kendiliğinden 1 olamaz. Hiçlikten bir şey çıkmaz. “Odada 0 elma var” dediğimizde elmanın fikri zihnimizde var, imkânı var. Ama o imkânı fiile çıkaran bir irade olmalı.
İbn Arabi bunu “imkân mertebesi” olarak açıklar. Âlem var olmadan önce var olmaya kabiliyetliydi, ama kabiliyet yetmez. “Ol” diyen bir Fail gerekir. Âlemin hadis, yani sonradan olmuş olması da bunu gösterir. Değişen, bozulan şey varlığı kendinden olamaz. O halde imkân mertebesinde bekleyen âleme “var ol” diyen bir irade şarttır. Matematikteki 0→1 sıçraması ile kelamdaki