Emre

10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2024 22:21
Uzun zamandan beri kitaplığımda idi fakat arka kapakta olan " "Bugüne kadar yazdıklarım, bu kitap için bir hazırlık niteliğindeydi." yazısında sonra Steinbeck'i tanımak için birkaç eserini okudum, tanımaya çalıştım. Uzun zamandır etkisinde kaldığım ve tüm işlerim dururken " aman biraz daha okuyayım" deyip merakına kapıldığım harika bir eserdi. Allah bizleri Kate gibi kadınların şerrinden korusun . Kitap 656 sayfa fakat öyle bir yazılmış kii her karakter sizin evinizden biri olup aklınızda kalıyor . Kitap bitene kadar Kate , Adam, Charles, Lee , Abra , Samuel , Liza , Aron, Cal, Bay Edwars , Faye , Joe, Ethel , Tom, Dessia , Una , Will hep birlikte büyüdük, yaşlandık, öldük... Okumanızı çokca tavsiye ederim . John Steinbeck Cennetin Doğusu Keşke keşke bende daha önce okusaydım
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,4bin okunma
Emre
Seni etkileyen kitap desem ?
Reklam
Kendi bolluğundan bezdi erdemim!
Bağışlaya bağışlaya öldü bağışlamanın mutluluğu; kendi bolluğundan bezdi erdemim! Durmadan bağışlayan için tehlike utanmayı unutmaktır.
1000Kitap
Emre
Haddini aşan Herşey zıttına döner…
Ben Aykırıyım Bayım!
Bir çiçeği koparmadan koklamayı bilmiyorsunuz bayım. Bir kadınla sevişmeden sevmeyi, dövüşmeden barışmayı. Siz insan olmayı hiç denemediniz bayım! Ne güneşin küfür yemediği kaldı sizden ne yağmurun. Çamurun içinden çıktık diyorsunuz ya hani, siz o çamuru bile kirlettiniz bayım. Sanıyorsunuz ki dünya sizin etrafınızda dönüyor, ama sadece sanıyorsunuz bayım. Yaşıyorsunuz ama yaşattığınız kaç umut kaldı elinizde? Dilinizde hep aynı pelesenk olmuş kelimeler. Kaç kitap okudunuz bayım? Kaç güzel cümle çıkar ağzınızdan? Kaç defa anlamaya çalıştınız kendinizi? Yüzünüzü mosmor eden koca bir yalnızlığınız var, ama göremiyorsunuz. Burnunuzun ucundayken doğru olanı. Siz kolayına kaçıyorsunuz. Yanılıyorsunuz bayım çok yanılıyorsunuz. Yok saydığınız her şey sizi çoktan unuttu. Kim bilir kaç saksıyı kırdınız? Kaç çiçeği kuruttunuz? Siz papatyaların sadece yapraklarını koparmayı sevdiniz bayım. Dinlemeden konuşmayı, anlamadan anlatmayı, Sevmeden sevilmeyi istediniz hep. Bilmiyorsunuz bayım, ben acıdan şiirler yazıyorum. Kandan duvarlar örüyorum beynime, sırf duymamak için o kibrinizi. Kalbimde çocuklar büyütüyorum, evimde çiçekler. Ben sizin sevmediğiniz her seyi seviyorum bayım. Sokakta tekmelediğiniz köpekleri, nankör ilan edip küfrettiğiniz kedileri, ayaklarınızla ezdiğiniz karıncaları, yağmuru, güneşi, kadınları... Sizin o hor gördüğünüz herkesi, her şeyi seviyorum. Ben aykırıyım bayım! Ama her şeyden önce insanım, ve vicdanımı henüz bir darağacına asamayanlardanım. Yaşım yirmi dört ama yaşlanıyorum, sizin kör baktığınız hayatın çıplak halini yaşıyorum. Ben aykırıyım bayım! Her gün önüme süslenerek çıkan sistemin düşmanıyım. Bir çocuk ölünce anne oluyorum, bir anne ölünce yetim. Siz daha çok büyümek isterken, ben iyice küçülüyorum. Yaşımdaki rakamlar değişiyor, bir de saç rengim.
1000Kitap
Emre
Buna da yorum yapsam mı uzun uzun düşünüyorum:)
Bir kitabın atmosferi insanın içine işler mi?
Puan vermedi·308 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 17:53
Ruh Adam bana göre okudukça insanın içine işleyen kitaplardan biri. İlk başta normal bir roman gibi başlıyor ama ilerledikçe insan psikolojisine, yalnızlığa ve ruhsal boşluğa dönüşüyor. Kitabı okurken sürekli hafif bir huzursuzluk hissi vardı bende. Sanki karakterlerin üzerinde görünmeyen bir ağırlık dolaşıyor gibi. Romanın en etkileyici yanı bence atmosferi. Çok soğuk, melankolik ve ağır bir havası var. Karakterler konuşsa bile aralarında görünmeyen duvarlar hissediliyor. Özellikle ana karakter Selim Pusat'ın iç dünyası çok güçlü yazılmış. Dışarıdan güçlü ve kontrollü biri gibi görünmesine rağmen içinde sürekli bastırdığı duygular var. Bu yüzden karakteri okurken bazen kızdım bazen üzüldüm bazen de kendimi onun gibi hissettim. Kitapta aşk teması var ama klasik bir aşk hikâyesi değil. Daha çok insanın bir duyguya kapılıp kendi iç dünyasında kaybolmasını anlatıyor. O yüzden okurken “bu gerçekten aşk mı yoksa başka bir şey mi?” diye düşündürüyor. Zaten romanın psikolojik tarafı çok baskın. Bir diğer sevdiğim taraf ise mistik havasıydı. Bazı bölümlerde gerçeklik bulanıklaşıyor gibi oluyor. Geçmiş, kader, ruh, sezgiler… bunlar çok yoğun hissediliyor. Ama yazar bunu direkt anlatmıyor; daha çok hissettiriyor. O yüzden kitap bittikten sonra bile insan uzun süre düşünmeye devam ediyor. Dili de çok farklı geldi bana. Bazı cümleler gerçekten aforizma gibi. Altını çizmelik çok fazla yer vardı. Özellikle yalnızlık ve insan ruhuyla ilgili düşünceler çok etkileyiciydi. Bence kitabın en güçlü tarafı insanın içindeki karanlık tarafı göstermesi. Çünkü herkesin içinde bastırdığı duygular, korkular veya çelişkiler vardır ya… roman tam olarak o noktaya dokunuyor. Bu yüzden sadece olay odaklı değil, his odaklı bir kitap gibi geldi bana. Atsız bu romanda sadece hikâye anlatmıyor gibi; daha
Duygu ve Düşünce
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201933,9bin okunma
Emre
Çoğu kişi Ruh Adam’da aşkı ya da mistik tarafı konuşuyor ama bence asıl mesele insanın kendi ruhuna yenilmesi. Sen atmosfer kısmını güzel çözmüşsün; fakat bence Atsız’ın en büyük oyunu, okuru Selim Pusat’tan rahatsız ederken aynı anda ona benzetmesi. İnsan okurken neden huzursuz olduğunu geç fark ediyor :) Sanırım kitabın etkisi de burada başlıyor; bitince hikâye bitiyor ama insanın içindeki sessizlik devam ediyor
Dengesizlik, gerçek duygusunun ve gerçeğin tek kapısıdır. Dengeyle hiçbir yere varılmaz. Ancak düşmeyi bilenler köprüden, karşıya yüzülerekte geçilebileceğini öğrenir. Belki cennete, belki ipin gerildiği karşı tarafa varılır. Dengenin sonucunda, kabul ediyorum. Ama düşmemek için verilmiş mücadelelerin acısı ve tedirginliğiyle...
Emre
Risk peki ?