Masada Kim Var?
Freud’a göre kadınlar tarih boyunca “nevrotik, çözülmesi gereken varlıklar” olarak görülmüş; erkekler ise “norm” olarak alınmış. Feminist eleştirmenler bunu tersine çevirdi: kadınlar, erkeklerin arzularını manipüle eden, kendi güçlerini fark eden ve toplumsal rolleri kullanarak oyunu kuran bilinçli aktörlerdir. Masanın üzerinde yatan kadın, artık masanın dışında, kuralları belirleyen taraf olmuştur.
Günlük hayatta, yaşlı bir kadın genç bir adamın nabzını yükseltmeyeceğini bilir; çünkü arzuların ve oyunların farkındadır. Tersine, yaşlı bir adama genç bir kadın ilgi gösterdiğinde, erkek şaşkınlığa uğrar: “Vavv, ben seks bombasıyım!” Kadın farkındadır; erkek ise toplumsal erkeklik yükü ve bastırılmış arzularının gölgesinde kördür.
Aslında yaşlı erkek bu durum karşısında kendini hâlâ toplumsal erkeklik ideolojisinin yüküne kaptırmıştır; bastırılmış duygular, onay ihtiyacı ve güç ölçüsü, onu ömrünün son deminde bile kör bırakır. Kadın ise deneyim ve farkındalıkla oyunun kurallarını belirler, arzularını ve stratejisini yönetir.
Sonuçta ortaya çıkan tablo şudur: erkekler hem bastırılmış dürtüler hem de toplumsal yükle boğuşurken, kadınlar hem toplumsal oyunu hem de kendi arzularını yönetir. Freud’un masasında yatan kadının yerini, artık deneyimli ve stratejik bir oyuncu almıştır; erkekler hâlâ kendi masalarının farkına varamamaktadır.
Tamara