Artık çok yaşlanmış olan huysuz, çöpçü ruhlu - herşeyi toplayıp saklamaya çalışıyor - Salih bey, yakın arkadaşının ölümü nedeniyle, sürekli geçmişe gitmeye, geçmişi hatırlamaya başlar. Geçmişi ihanetle doludur. Önce, kendisi gibi başka Türki cumhuriyetlerden, Sovyetler Birliği saflarında ikinci Dünya Savaşı’na katılan Özbek, Türkmen, Tacik vd.. ile birlikte, açlıktan ve hastalıktan ölmemek için, Sovyetler Birliği’ne ihanet edip, Alman ordularına katılmıştır; ilerleyen zamanlarda, hayatının belkide en büyük aşkı olan Magda’ya ihanet edip, karnında bebeği ile onu terk etmiştir. Kendisine göre haklı sebepleri vardır, ama ihanet de ihanettir.
Huysuzluk içinde, sürekli boş Kutular, koliler, işe yaramayan kalemler vesair saklamaya çalışarak geçirdiği hayatı sırasında, karşı apartmanda bir kadın görür; önce Magda’nın dönmüş olduğunu düşünür ancak daha sonra yaşı itibarıyla Magda olamayacağını anlar.
Bunların hepsi kitabın temel konusu ve ben bunları anlatmakta hiçbir sakınca görmüyorum çünkü bence bu romanın anlatımı çok özel. Evet ilginç bir konusu var, ama bu romanın işlenme şekli, yazarın ifade gücü ve kullandığı Türkçe zaten bu romanı okumak için başlı başına yeter.
Ömer F. Oyal’ı pandemi döneminde duymuş, neredeyse bütün kitaplarını almış ama hiçbirini okumamıştım; bu okuduğum ilk metin oldu. Kimden, hangi vesileyle duydugumu hiç hatırlamıyorum, ama iyi ki duymuşum ve iyi ki bütün kitaplarını almışım. Okumaya devam edeceğim.