AVRUPA'YA TAŞINAN KİTAPLAR VE YENİ/MODERN KÜTÜPHANELER
"Kaybolan Kitaplar" başlıklı birinci bölümde ele alınan yan meselelerden biri Mısır'dan, Suriye bölgesinden, Irak'tan birçok kıymetli yazmanın satın alma, rüşvet vererek kaçırma ve çalma yoluyla Avrupa kütüphanelerine taşınması konusudur (age, s. 27-59). XIX. yüzyılda bu kitap trafiğinin artmasının sebepleri arasında doğrudan işgal ve istilâlar, İslâm dünyasının siyasî ve iktisadi olarak zayıflaması, vakıf kütüphanelerin bulunduğu külliye, medrese, tekke ve camilerin vakıf gelirleri ve idare bakımından gerilemesi gibi umumi sebepler yanında oryantalistlerin, kitap koleksiyonerlerin, büyükelçiliklerdeki özel görevlilerin, misyonerlerin, tüccarların programlı çabalarının da ciddi bir yeri vardır. (Aynı dönemde İstanbul başta olmak üzere büyük Osmanlı şehirlerinde de benzer bir kitap trafiği olmuştur). Meşhur oryantalist Goldziher'in 1874 yılındaki ifadeleriyle, "Avrupalıların bilgi açlığı ve bunun için yüklü miktarda para harcamaları sayesinde, Arap filolojisinin ve İslâm dini kaynaklarının en eski ve en önemli olanları kendi vatanlarından alınarak, son yıllarda bu çalışmaların yeni durağı olan Avrupa'ya taşındı”.
6 Yazar ilk kitap yağmasının Napolyon'un 1798 Mısır'ı işgali sırasında yanında olan oryantalistler tarafından yapıldığına işaret ediyor ve örnekler veriyor. age, s. 31 vd."s.63
Ali İhsan Sabis Paşa Komutanımızın özellikle hatıratlarındaki bu cilde hem soyadı nın aldığı çalıştığı saha hem de en önemli milli zaferlerimizden olan Kutemmare Harbi'nin muzafferiyeti hakkında (bknz : syf : 85 ve 178 vd) çok mühim evrak ve bilgiler vermektedir. Türk Yakın Çağ Harp Tarihi üzerine nadide ve bilgi bakımından da üst düzey harika bir kaynak otorite eserdir.
Ali İhsan Sabis - Birinci Dünya Harbi - Nehir Yayınları 3/6 istanbul - 1991·Kitabı okuyor
28 Ağustos 1828 tarihinde, Moskova'nın güneyinde, asil bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı.
Tolstoy, çocukluk yıllarında ağabeyi Nikolay'ın etkisinde kalmış, gençliğe geçiş döneminde Rousseau'yu okumuş ve gençliğinde ise önce Doğu dilleriyle ilgilenmiş, sonraları hukuk tahsilini tercih etmiştir. Ne ki hürriyete olan tutkusu, hukuk fakültesini de terk etmesine sebep olmuştur.
Tolstoy, içinde bulunduğu zaman dilimini çok iyi izlemiş ve çok iyi tanımıştır.
İşte, "Din Nedir?" adlı elinizdeki bu eser, Tolstoy'un dogmatik din ve bilim eleştirilerini içerir.
Onun dinî ve felsefî eserlerinin başında yer alır. Tolstoy bu eserinde kendi dünya görüşünü ilk defa toplu olarak açıklar ve temellendirmeye çalışır. Bunu, aynı çizgideki şu eserleri izler: "İnancım Neden İbarettir?", "Sanat Nedir?", "Susamam", "Dogmatik Din-Bilimin Eleştirisi" vd.
Tolstoy, yazdığı romanlarda insanı ve tavırlarını konu edinir. "Savaş ve Barış" ve "Anna Karenina", insan tahlilleri ve tasvirleriyle dopdoludur.
Tolstoy'un kendisini ve Allah'ı arayış macerası bütün ömrüne tekabül etmektedir. Ömrü boyunca anlaşılmadı. Etrafındakiler onu anlamadı. Karısı bile onu anlamadı. 82 yaşındaki bu ihtiyar adam, yağışlı bir gecede evden kaçtı. Fakat yolda hastalandı ve yola devam edemedi. 7 Kasım 1910'da bir tren istasyonunda, yolculuğunun ilk durağı olan İstanbul'a hareket etmek üzere iken hayata gözlerini yumdu...
... Cinsellik özünde içgüdüsel ve dolayısıyla biyolojik/bedensel bir faaliyetir. hayvanlar sadece içgüdüleriyle hareket ettikleri için gelişigüzel ve kendiliğinden ilişki kurarlar. onlar çiftleşirler, insanlar ise evlenirler. başka bir deyişle çiftleşme biyolojik, evlilik ise kültüreldir. (Haviland VD. 2008: 433)
Çağımızın hemen hemen bütün kitle hareketleri, başlangıç aşamalarında, aileye karşı düşmanca tavır takınmışlar ve onu gözden düşürüp zayıflatmak için ellerinden geleni yapmışlardır.
«Bu sebepledir ki, Çerkez, Arnavut, vd... köylerini dağıtıp bunları Türkler ile karışık olarak yerleştirmek en birinci iştir. Hâlâ Anadolu'da Boşnak Arnavut, vd... köyü vardır ki, Boşnakça, Arnavutça konuşur, Türkçe bilmezler. Ecnebî devletler bunu mimlemişlerdir.»