Kitap, okurla doğrudan bir diyalog kurmaktan ziyade, kürsüden hitap ediyormuş gibi bir vaaz dili ile kaleme alınmış.
Bu anlatım biçimi, mesajların öğretici ve nasihat edici bir tonda sunulmasına yol açmış.
Eser, derinlikli bir akademik çalışma minvalinde bir metin arayan okurlar için beklentiyi tam olarak karşılayamayabilir.
Daha ziyade gündelik yaşamdaki manevi durumlara karşı "ne yapabilirim?" sorusunun pratip cevaplarını bulabiliyorsunuz.
Demem o ki;
Kitap, iddiasız bir dille yazılmış, yer yer didaktik bir tona sahip, beklentisi yüksek olmayan okur için hatırlatıcı görevini gören bir kişisel gelişim/maneviyat denemesidir diyebilirim.