Final havada kalmasın yeter ki
Gerilim romanlarının temel kurallarını bilirim -bilmem gere­kir, hayatım onları okuyarak geçti- ve altın kural okuyucuyu me­rakta bırakmaktır.
“Son Vaka” (The Final Problem) – Sherlock Holmes Sherlock Holmes, Londra’da uzun süredir devam eden ve birbirinden bağımsız gibi görünen suç olaylarını incelerken, bu olayların aslında tek bir merkezden yönetildiğini fark eder. Banka dolandırıcılıkları, şantajlar, sahte belgeler ve siyasi komplolar arasında görünmeyen bir bağ vardır. Holmes, yaptığı titiz gözlemler ve çıkarımlar sonucunda tüm bu suç ağının arkasında “suç dünyasının Napolyon’u” olarak anılan Profesör Moriarty’nin bulunduğunu ortaya çıkarır. Profesör Moriarty, dışarıdan bakıldığında saygın bir akademisyen gibi görünse de aslında Avrupa’nın en güçlü suç örgütünü gizlice yöneten bir dehadır. Matematik alanındaki olağanüstü zekâsını suçları planlamak ve iz bırakmadan organize etmek için kullanmaktadır. Londra’daki birçok büyük suçun doğrudan ya da dolaylı olarak onun kontrolünde olduğu anlaşılır. Holmes, Moriarty’nin sistemini çökertmek için deliller toplamaya başlar ve bazı adamlarını yakalatmayı başarır. Ancak bu durum, Moriarty’nin dikkatini tamamen Holmes üzerine çeker. Moriarty, Holmes’un kendisi için ciddi bir tehdit olduğunu fark eder ve onu ortadan kaldırmak için plan yapar. Holmes da bunun farkındadır ve artık bu mücadelenin sadece bir soruşturma değil, ölümcül bir satranç oyunu olduğunu bilir. Moriarty’nin adamları Holmes’u takip etmeye başlar. Bu süreçte Holmes, yakın arkadaşı Dr. Watson’ın zarar görmemesi için onu bilinçli olarak olaylardan uzak tutar ve güvenli bir şekilde Londra’dan uzak bir yere gönderir. Watson, Holmes’un ani ve gizemli davranışlarını tam olarak anlayamaz ama onun ciddi bir tehlike altında olduğunu hisseder. Holmes, Londra’dan ayrılarak Avrupa’ya geçer. Amacı Moriarty’nin planlarını bozmak ve onu doğrudan karşı karşıya gelmeye zorlamaktır. Bu kovalamaca boyunca Holmes
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu cümleler kalbimi acıtmıştı kitabın sonunda....
"Benim için yazdığın kitabı artık bitirmelisin. Okumayı çok istiyorum. ” “Son düzlükteyim, bitmesine az kaldı. ” “Ne kadar az kaldı? ” “Sadeee finali kaldı. ” “Aklında nasıl bir final var?" “Artık yanımdasm, benimlesin ve bana gitmekten bahsetmiyorsun. Aklımdaki mutlu bir son. ”
Sayfa 416·Kitabı okudu
Ve final :(
"Biz seninle aynı gökyüzünün altında, birbirine hasret kalmış iki yaralı ruhuz. Ne tamamen kavuşabiliyoruz ne de tamamen kopabiliyoruz."
Sayfa 540 - Ephesus Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Toshack, Türkiye'de kaderine terk edilmişken, bu sezon Madrid'in yeni teknik direktörü, yani son Avrupa şampiyonu unvanına sahip bir takımın sorumlusu oldu. Bu şahsın görevinde kalıp kalmayacağını bilmiyorum, ama favori kulübümün felaketler tarihinde kendine şerefli bir yer edindi bile. Bu kuruma, onun kişiliğine, hissiyatına dair hiçbir şey anlamayacak kadar ahmak olduğunu ortaya koymuş bu kişiyi asla unutmayacağız. Ben bu olacakları, Valencia'ya karşı oynanacak Kral Kupası yarı final maçının hemen öncesinde sorulan o vahim soruya cevap verdiğinde anlamıştım: "Bu kupayı kazanmak ile La Liga ikincisi olmak arasında kalsanız, hangisini seçerdiniz?" Herhangi bir Madrid çalışanı, bir merengue çocuk, hatta en yontulmamış ve kafasız taraftar bile bu sorunun tek bir cevabı olduğunu bilir: "Seçmeme gerek yok ki. Real Madrid için birbiriyle çelişen zaferler yoktur, biz hepsini isteriz." Ama yok: Bu zırcahil Kral Kupası'nın bir önemi olmadığını ve kendisini sadece bir sonraki La Liga maçının ilgilendirdiğini söyledi. Şimdi herkes sonucu biliyor ve hatırlayacak: Valencia 6 - Real Madrid 0. Vikingler olarak hafızamızda böyle bir tenis skoruyla alınmış bir mağlubiyet yer almıyordu. Bazı 5-0'lar olmuş olabilir (Van Basten'li Milan'a, Cruyff'lü veya Laudrup'lu Barça'ya, yani müthiş rakiplere karşı, Valencia'nın ise on sekiz yıldır kazandığı bir kupa yok).
Metafizik Bir Sorun·Kitabı okudu
Âlimin fikri neyse zikri o dur ahahaah
"La evladım," dedi sabrediyormuş gibi ve yolda tekrar durarak. "Senin kafa gidik ya, uyandığında kendini Türk, dilini Türkçe, burayı da Türkiye zannederek uyanmış olabilirsin. Anadilin gibi konuştuğun Portekizce de sana kendini ve dilini Türk sandığın için öyle geliyor olabilir. Amaaan, kime ne diyom ben ya. Yürü hadi, sana göstereyim anlatacağıma." Yürüyemedim tabi. Kaldım öylece orada yere çakılmış kaktüs gibi. Kaktüs 'bir başkadır' olan 'benim memleketimin' bitki örtüsünden değildir halbuki, neden bu benzetmeyi yapıyorum ki ben. Allah'ım, aklıma mukayyet ol. Benim memleketimin yazları sıcak ve kurak, kışları, maki bitki örtüsü, Karadeniz'de çay ve müteahhit, Ege'de ulusalcı ve bir içim su gibi kızlar.. Bizim her on senede bir yapılan darbelerimiz, gerçi en son bir köklü bir darbe yaptılar, bin seneye niyetlenerek, akabinde Galatasaray uefa kupasını aldı, sonra milli takım dünya kupasında üçüncü oldu ama Tayfun Korkut'a ayıp ettiler, elemeler boyunca herif ful oynadı her maçta, kupa kadrosuna koymadı saçını soldan sağa taradığı için milli takıma karizmasızlık kontenjanından bir türlü layık görülmeyip lagara lugara medyamın tırıvırı adamları tarafından sürekli aşağılanan oysa memleketimdeki bütün futbol adamlarını üst üste koysan yine de boyuna erişemeyecekleri Şenol Hoca. Canı sağolsun, vardır bir bildiği. Sonra zaten bir de aslanım fener şampiyonlar liginde çeyrek final oynadı, alex soldan ortaladı deyvid ortada voleyi çaktı, sonra doğalgaza geçtik, sonra cep telefonu. Bir dakka lan, benim cep telefonum vardır belki. Yokladım elimle. Saçmalamasak, yok telefon filan. Zaten burdan çekmez, baksana ipebanadaymışız, benim avea, öyle her yerden çekmiyor. Oha bak işte, her şeyi de biliyorum, ne iparonası be abi, Allahım akıma mukayyet ol. Eşhedü. Sonra.. sonrası yok.
Sayfa 34 - 9·Kitabı okuyor