büyük bir dinginliğe, neredeyse bir doygunluğa
o onulmaz bedensel yitikliğe,
o sessiz kesinliğe kavuşmuştu.
hiç kimse alamaz bizden artık bizde olmayanı;
ancak bellek derinliklerinde saklar
onu eksiksiz bir biçimde
ve zaman zaman onu başkalarına uygular.
seni terk eylesem kaşları keman,
vefası olmayan yârdan nem kaldı?
cefalım yok mudur göğsünde iman,
divane eyledin arda nem kaldı?
...
kul Mustafa der ki severim candan,
gözlerim doludur kan ile nemden.
sevdiceğim farığ olduysa benden,
çıkayım gideyim şunda nem kaldı?