Büşra

"Niçin geldim dünyaya?" diye soruyordum kendi kendime. Yaşamak için yaratılmışım, yaşamadan ölüyorum.
Sayfa 22 - Alfa Kitap
İnsan ve Duygular
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tarafını seç!
9/10
·567 syf.·
Beğendi
·
2017 69. kitabı
Farkında olunmayan spoiler içerebilir. Kitabın özüyle uyumlu, sevdiğim bir parça: m.youtube.com/watch?v=5iC0YXs... Öncelikle kitabın türünü soranlara ne yanıt versem diye az düşünmedim, hangi kategoriye sokmaya çalıştıysam elimden kurtuldu. Yeraltı edebiyatı desek, benziyor ama tam olarak değil. Felsefe desek arkaplanında bolca var ama felsefi metin değil. Aksiyon zaten seçenek bile sayılmaz, kitabın adı Kinyas ve Kayra'nın maceraları değil neticede. Tabi bu düşünceler saniyeler içinde zihnimde gezerken verdiğim cevap "bilmem ki" oldu. Bir insanın iç buhranları kelimelere kolayca dökülemezken, Günday iki koskoca dünyayı sığdırmıştı kitabına. Ben iki kelimeyle geçiştiremezdim. Bir dostum sormuştu, hayatın bir simülasyon olup olmadığını hiç düşünmüş müydün diye. Evet dedim. Olması ile olmaması eşit derecede mümkün. Nihilistleri düşündüm, yarı yarıya haklılardı, aynı derecede de haksız. Bu örnek nerden mi çıktı; hayat aslında bizim bakış açımıza göre şekillenir, bu kitapta da bunun iki zıt kutuplardaki örneğini görüyoruz. Biri hiçbir şey yok, hiçbir şey yok! derken diğeri her şey var, her şey var! diyebiliyor. Ve ikisi de buna kendince sebepler buluyor ve kendilerince de haklılar. Bu örnek, bazıları mutluluğu zor şartlarda dahi bulurken bazılarının ise her şey uygun olduğu halde yanından bile geçememesini çok güzel açıklıyor. Ben, ben olduğumu bildim bileli hayatın anlamını arıyordum. Var oluşun ve yok oluşun değişmez gerçeğini arıyordum. Bu kitapta bunun felsefesini çok güzel bir biçimde buldum. Hayatın öneminin önemsizliğinde yattığını söylersem herhalde parmağınızı şakaklarınızda döndürüp deli mi bu diyeceksiniz. Ama Günday'ın söylemeye çalıştığı şey de bu. Biz insanlar basit canlılardık özümüzde, basit şeylerden mutlu olabilecek şekilde evrilmiştik. Değer
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Kırpmak istemedim, harika bir pasaj!..
"Bir insan ne kadar bilge olursa olsun," dedi, "gençliğinin bir döneminde, mutlaka, hatırlamaktan hoşlanmadığı, yok olmasını isteyeceği sözler söylemiş, hatta bir yaşam tarzı benimsemiştir. Ama bundan ötürü kesinlikle pişmanlık duymamalıdır; çünkü (bilgeliğin mümkün olduğu ölçüde) bilgeliğe ulaştığından emin olabilmesi için, bu son safhadan önceki bütün gülünç veya iğrenç aşamalardan geçmiş olması gerekir. Ortaokul çağından itibaren öğretmenlerinden zihin soyluluğunu, manevi zarafeti öğrenen bazı gençler var, seçkin kimselerin çocukları ve torunları var, biliyorum. Onların, belki hayatlarından kesip atacakları hiçbir şey yoktur; her söylediklerini yayınlayabilir, altına imza atabilirler; ne var ki bunlar yoksul zihinlerdir, liberal muhafazakârların güçsüz torunlarıdırlar, bilgelikleri olumsuz ve kısırdır. Bilgelik dışarıdan alınmaz; onu, bizim adımıza kimsenin katedemeyeceği bir mesafeyi aştıktan sonra, kendimiz bulmak zorundayızdır; çünkü bilgelik, olaylara, dünyaya bir bakış açısıdır. Hayran olduğunuz hayatlar, soylu bulduğunuz tavırlar, ailenin babası veya öğretmen tarafından tanzim edilmemiştir; çok farklı başlangıçları olmuştur; etraflarında hüküm süren kötülük ve bayağılıktan etkilenmişlerdir. Bir mücadeleyi ve zaferi temsil ederler. Gençlik dönemindeki bir halimizin suretinin tanınmaz olmasını, ne olursa olsun, hoşa gitmemesini anlıyorum. Bununla birlikte, inkâr edilmemesi gerekir; çünkü gerçekten yaşadığımıza, hayatın ve zihnin yasalarına uygun şekilde, hayatın, eğer ressamsak atölye hayatının ve sanatçı çevrelerinin sıradan unsurlarından, onları aşan bir şey çıkardığımıza dair bir kanıttır."
Edebiyat