Aydın Aslında Kötü ve Vicdansız Biri mi?
Puan vermedi
Film Aydın’ı vicdansız ve mülkiyet sahibi bir üstten bakışla okusa da aslında durum böyle değildir. Aydın ve Nihal birbirinin zıttı iki karakteri temsil etmektedir. Metaforik olarak Aydın’ı bedenin beyni Nihal’i ise kalbi olarak düşünebiliriz. Aynı çatı altında yaşamış olsalar bile Aydın geçmişinde büyük şehirin kaotikliğini ve çıkarcılığını görmüş Nihal ise köy yaşamında iyiliğin kurtarıcı gücüne inanan farklı bir perspektifle hayatını idame ettirmektedir. Aydın’ın hayır işlerine yaklaşımının şüpheci ve sistemli oluşu eleştirilse de aslında kısmi noktalarda doğruluğu yansıtmaktadır. Aydın’ın yardıma muhtaç kiracılarından Hoca Hamdi ile arasında geçen “Keşke benim de kendimi kandırma eşiğim seninki kadar düşük olabilseydi.” Diyaloğunu Bourdieo’nun kültürel sermaye ve sembolik şiddet kavramları üzerinden okumak mümkündür. Aydın, okumuşluğu, tiyatrocu geçmişi ve entelektüel birikimiyle yani kültürel sermayesiyle hayata sorgulayıcı, şüpheci ve yukarıdan bakmaktadır. Bu sebeple mevcut duruma yaklaşımı Köyde hocalık yapan Hamdi’den daha boyutludur. Hamdi ise köy hayatında yoksulluk gibi zorlu bir ekonomik mücadele vermiş ve daha vicdani temelli olaylara yaklaşmaktadır. Aydın’ın bu söylemi Hamdi’yi Sembolik olarak “cahil” damgalamasına maruz bırakmaktadır. Aydın; odasında gazetede köşe yazıları yazan, evli, kız kardeşi ile yaşayan, yardımcıları bulunan ancak yalnız bir adamdır. Bu yalnızlık onu köşe yazılarının dışındaki dünyaya da yabancılaştırmıştır. Nihal genç yaşta kendisinden yaşça büyük biri ile evlenmiş elinde yalnızca yardım ve hayır işleri bulunan ve yıllarını boşa geçirdiğini düşünen bir kadındır. Bu iki karakteri Gramsci’nin "Geleneksel Aydın" ve "Organik Aydın” kavramları ile açıkladığımızda Aydın, geleneksel aydın Nihal ise organik aydın olarak
Film
Kış UykusuNuri Bilge Ceylan · Doğan Kitap · 042 okunma
Hiçliğin Ortasında Üşüyen Ruhlarımız
6/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
St. Petersburg'un dondurucu ayazı sadece sokakları değil, merhametten yoksun kalplerimizi de buz tutturur. Gogol'ün o incecik ama ruhu ezen eserini okurken, sayfalardan sızan soğuğun aslında iliklerimize kadar işleyen o evrensel yalnızlık olduğunu fark ederiz. Akakiy Akakiyeviç, sadece alay edilen, silik bir devlet memuru değil; görünmezliğin, ezilmişliğin ve o sessiz çürümenin ta kendisidir. Toplumun devasa çarkları arasında ufalanan, varoluşunu ancak yeni bir "palto" ile kanıtlamaya çalışan o sarsıcı kırılganlığın sessiz çığlığıdır. Bizi asıl dehşete düşüren, bir insanın tüm ütopik hayallerinin, tüm yaşama sevincinin ve o delice muhtaç olduğu şefkatin sadece birkaç arşın kumaşa indirgenmesidir. Palto, yalnızca cılız bir bedeni ısıtan bir giysi olmaktan çıkar; kimliksiz bir adamın, acımasız bir dünyada "Ben de buradayım, beni de insan yerine koyun" deme çabasına dönüşür. Hayatta tutunacak hiçbir dalı kalmamış birinin, tüm ruhunu cansız bir nesneye nasıl diktiğini izlemek, okurun kalbinde ağır bir suçluluk duygusu bırakır. O kumaş parçası zorla elinden alındığında, geriye sadece çırılçıplak bir ruh ve zalim bir hiçlik kalır. Bizler de hayatlarımızda unvanlara, eşyalara ve sahte onaylara sarılarak kendi görünmez paltolarımızı dikmiyor muyuz? "Bırakın beni! Neden bana eziyet ediyorsunuz? (...) Ve bu yürek parçalayıcı sözlerin içinde, sanki başka sözler çınlıyordu: 'Ben senin kardeşinim.'" Bu çınlama, edebiyat tarihinin en sağır edici seslerinden biridir. O görünmez adamın yakarışı, aslında her gün yanından geçip gittiğimiz, görmezden geldiğimiz, sessizlikleriyle ve acımasız şakalarımızla yargıladığımız tüm o yalnız ruhların feryadıdır. İnsan doğasının o kibirli ve yıkıcı tarafı, kendinden zayıf olanı ezmekte nasıl da pervasızdır... Kitaptan Çıkarılması Gereken
İnceleme
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 01:14
Kaybediyoruz. Evet her gün bir şeyleri kaybediyoruz, elimizden, avucumuzun içinden savrulup gidiyor farkına bile varmıyoruz. Ya da varıyoruz belki de bilerek yapıyoruz. Yapmasaydım daha kötüsü benim başıma gelirdi diye avunuyoruz. Bu hayatta aslında en çok da kendimizi kandırıyoruz... İncelemeye geçmeden önce şunu belirtmek isterim ki Bu kitabı Vicdanınızı yanınıza alarak okuyun lütfen olur mu? Teknolojik olarak cevap verecek olursam insan %100 vicdan sahibi olarak dünyaya geliyor. Telefonunumuzun şarjına değer verdiğimiz kadar kendi vicdanımıza değer vermiyoruz. Sahi şuan yüzde kaç vicdana sahibiz? Yüzde 80, 50, 20 ? 0? Neyse konudan çok uzaklaşmadan, kitaba dönecek olursam.. Tolstoy’un anlatmak istediği İnsan neyle yaşar? Kısmına geçmeden önce beni derin derin düşündüren ve kendime İnsan nasıl okumalı? İnsan neden okumalı? İnsan nasıl insan kalır? Sorularında takılı kaldığım nadir eserlerden biri oldu bu kitap. Bahsedeceğim tek paragraf ve aslında beni en derinden etkileyen söz “Küçük çocuklar gibi olmazsanız, göklerin egemenliğine asla giremezsiniz.” Keşke onlar bize değilde biz onlara benzeyebilseydik. Onların kalpleri, vicdanları, bakışları, gülümsemeleri başka bambaşka.. Evet bezmeyemedikçe de hem yeryüzünü hem de gökyüzünü ahlaken ve vicdanen kirletiyoruz. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Kitap ile alakalı olarak son olarak; kıssadan hisse(anlatılan bir hikaye, yaşanan bir olaydan veya tarihi bir kıssadan çıkarılması gereken ahlaki ders.) okumak bana iyi geldi. Eminim size de iyi gelecektir. 01:54 12 Haziran 2026
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024233,9bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 15. kitabı
Nermin Yıldırım ’ın kaleminde kelimeler sadece anlatmaz, dokunur da. Yer yer yaralayıp, yer yer iyileştiren kitabın satır aralarında kendinizden o kadar çok şey buluyorsunuz ki, o anlarda okumayı bırakıp uzaklara dalıyorsunuz. Her bölümün sonunda kalbe değen bir cümlenin muhakkak bırakıldığı hikayeler hızla akarken, siz yavaşlamak istiyorsunuz. Sadece kağıttan ibaret olmayan karakterler, yaşarken, acıtırken ve iyileştirirken en çok da şunu düşündürüyorlar: Bazı hikayeler bitince kapanmaz, sende yaşamaya devam eder. Ve kitap bittiğinde anlıyorsunuz ki, bavula sığmayan sadece eşyalar değilmiş, bazı duygular da sığmıyormuş meğer.
1000Kitap
Bavula SığmayanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20225,5bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 22. kitabı
“Bir İdam Mahkûmunun Son Günü” gerçekten çok etkileyici bir kitaptı. Okurken hem içimi sıktı hem de derin bir hüzün bıraktı. Bazı yerlerinde sanki içimde bir şeyler çizildi, tarif edemediğim bir boşluk hissettim. Buna rağmen hikâye beni kendine çekti, sonuna kadar merakla okutturdu. En çok da şu soru aklımda kaldı: O adamın suçu neydi ve onu bu noktaya getiren şey gerçekten neydi?
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
10/10
·375 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Uçurtma Avcısı Uçurtma Avcısı, dostluk, sadakat ve vicdan üzerine yazılmış unutulmaz bir roman. Halid Hüseyni, Afganistan’ın zorlu tarihini arka plana alırken, Emir ve Hasan’ın hayatları üzerinden insanın kendi geçmişiyle hesaplaşmasını etkileyici bir şekilde anlatıyor. Kitap boyunca karakterlerin yaşadığı acılara, hatalara ve pişmanlıklara tanıklık ederken, insanın bazen en büyük savaşını kendi vicdanıyla verdiğini görüyorsunuz. Duygusal derinliği yüksek olan eser, yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmıyor; okuyucusunu düşünmeye ve sorgulamaya da davet ediyor. Uçurtma Avcısı, kalbe dokunan anlatımı ve unutulmaz karakterleriyle uzun süre etkisinden çıkılamayacak, modern edebiyatın en güçlü eserlerinden biri.
Alıntı
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,2bin okunma