“…siz hepiniz kendinize doğruluğun övgücüleri diyorsunuz; ama eğriliği kötülerken, doğruluğu överken, yalnızca onların verdiği ün, şeref ve ödülü gözetiyorsunuz. Doğrulukla eğriliğin, insanlar ve tanrılardan gizli iken, insanın ruhunda kendi başınayken ne olduğuna gelince, hiçbiriniz şiirlerinizde de günlük konuşmalarınızda da, birinin, ruhu rahat bırakmayan felaketlerin en büyüğü, ötekinin ise ruhun en büyük nimeti olduğunu yeterince göstermediniz. Sizler hepiniz, bunu bize baştan söyleseydiniz, bizi buna genç yaşımızda inandırsaydınız, haksızlık edilmesin diye birbirimize bekçilik etmezdik. Her insan felaketlerin en büyüğüyle aynı çatı altında yaşamaktan korkar, kendi kendisinin bekçisi olurdu!”
Sayfa 74·Kitabı okuyor
"Kurumuş düş gücüm ve sönmüş fikirlerim kalbimi artık beslemiyor olsa da, kendi kendime yetiyorum."
Kendine Yetmek
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Suçlu olmak, suçsuz olmaktan daha ağırdır.
herkes hafifletici bir sebep buluyor kendi mahkemesine ve suçlular salınıyor ve davacılar birer birer acı içinde kıvranıyor kendi hapishanelerinde
Sayfa 16
Şiir
Bir insanın özsaygısından bir şeyler ummak gerektiğinde, o insanın özsaygısına vicdanı rahatsız olana dek dokunmamak gerekir.
Sayfa 305 - 2.cilt·Kitabı okuyor
çoğumuz, kuralların ve örneklerin şekillendirici gücü altında, vicdan dediğimiz garip şeyi bir şekilde geliştirebildik, makul surette kabul edilebilir ahlaklı bir karakter edinebildik ancak bazıları, ne kadar iyi etkilere maruz kalsalar da bu yetiye hiç sahip olmadılar. Bedenin en ilkel tezahürleri dışında, başkalarını sevmeyi bile başaramadılar. Doğru ve yanlışın nüanslarını zihinsel olarak anlıyorlardı ama hiçbiri bu konularda aynı ahlaki anlayışa sahip değildi. Onlar, ne değiştirilebilen ne de düzeltilebilen gerçek, doğuştan suçlulardı.