bölünmüş bir dünyada, sağduyulu kalmaya çalışan ve herhangi bir takıma girmeyen adama duyulan kuşku, sonunda o insanın çarmıha gerilmesiyle sonuçlanıyordu.
bütün sakatlıklar, daha çocuk yaşta beyinlerimize doldurulan, herkesi öbür dünyaya yönlendiren hurafelerden kaynaklanıyor. bu dünyayı bırakıp mevhum bir fikre yapışmışız, anamızdan doğduk mu, ölene kadar ahiretimiz için ağlıyoruz. yaşamak mı denir buna?
onların düşmanca tutumlarından korkmuyorum, senin aşkına inanıyorum. hayatta her şey kötüye gidebilir, aşk hariç. yeter ki bitkin düşen, bocalayıp tökezleyen zayıf iradeli biri olmasın, aşk hiçbir zaman yolunu şaşırmaz.
karanlıkta insan uyur, ama işitir. şahsı uyanıktır ve gerçek hayat o zaman başlar. insan yaşamın adi ihtiyaçlarına karşı müstağni kalır, manevi âlemleri kateder, farkına varamadığı şeyleri hatırlar.