sonra sarıldı bana. başını göğsüme dayayıp biraz ağladı. her şey sessiz bir film gibiydi. sadece müzik vardı, duyulan. gerisi sağırlar için bir tiyatro... kim kimi duymuştu ki zaten, bugüne kadar? kim kimin çığlığına koşmuştu ki?
ben de unutursam kendimi, kim hatırlayabilirdi ki? kim bilebilirdi gerçek kayra'yı eğer ben hatırlayamazsam? kimse! hiç kimse. yaşadığıma tek kanıt hafızamdı.
içinden geçenleri söyleyememek, en kuvvetli, en derin, en güzel taraflarını müthiş bir kıskançlık ve itimatsızlıkla saklamak cihetinden onu kendime benzetiyordum.