10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:23
Irvin D. Yalom ve eşi Marilyn Yalom; sevginin, aşkın hiç eskimeden yıllarca sürebilecek olduğunu göstererek, sevilen kişinin en derin ve bedensel acılarına ortak olmayı, gözünün önünde eriyip giden sevdiği için yapabileceği hiçbir şey olmadığından yaşadığı çaresizliği en net haliyle ve kendi pencerelerinden okuyucuya sunuyor.
Ölüm Kalım MeselesiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2022649 okunma
Tam bir Bizans Oyunu!
Puan vermedi·416 syf.··
2026 253. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:37
Olaylar ve kişiler hem gerçek hem kurgu bu açıdan kitabın sonundaki yazarın notunu kitaba başlamadan okumak daha faydalı olabilir. ''Doktor Breuer son derece acil bir sorun için sizi görmem gerekiyor. Alman felsefesinin geleceği sallantıda. Yarın sabah saat dokuzda Cafe Sorrento'da buluşalım.'' -Lou Salome- şeklinde notla başlıyor kitap. Bu aslında Lou Salome'nin Breuer'den filozof arkadaşı Nietzsche için bir yardım çağrısıydı. Üstelik hastanın kendisinin tedavinin farkında olmaması şartıyla. Neden nietzsche kendisi başvurmamıştı doktora? Breuer hiç tanımadığı birinden neden böyle bir kart almıştı? Aldıysa da neden kabul etmeliydi bu teklifi? Kabul etse dahi hastanın haberi olmadan onu nasıl tedavi edebilirdi ki? Bu soruların cevabını ve biraz da nietzsche yi merakla başladım kitabı okumaya. Irvin D. Yalom un da okuduğum ilk kitabı oldu bu ve anlatımını, kurgu yeteneğini daha doğrusu gerçekle kurguyu harmanlama şeklini çok beğendim. Psikoloji ile ilgili okuduğum kitaplar genelde biraz durağandı ama bu kitap oldukça akıcı. Kitabı okurken Doktor Breuer ile Profesör Nietzsche arasında satranç mücadelesini andıran bir tedavi sürecine şahit olacak kendilerinin de sürekli karıştırdığı gibi tedavi edenin kim olduğunu ayırt etmekte zorlanacaksınız. Psikoterapi ile ilgili de bir ön okuma yapabileceksiniz aynı zamanda bu alanda pek kitap okumadıysanız. ''Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar.'' diyordu Böyle Söyledi Zerdüşt kitabında Friedrich Nietzsche bakalım kimler zincirlerini kırabilecek bu kitap sayesinde. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Reklam
10/10
·312 syf.·
2026 30. kitabı
“Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar yaşanır.” Gibi klişe bir cümle vardır ya hani… Aşkın Celladı benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Başlangıçta aşk hikâyelerinden oluşan bir terapi kitabı sanmıştım ama yanıldım. Basit bir aşk kitabı ya da ilginç vakaların anlatıldığı bir psikoloji kitabı değil. Bu kitap; yas, yalnızlık, utanç, özsaygı, ölüm korkusu, sevilme ihtiyacı ve insanın kendine anlattığı hikâyeler üzerine yazılmış. BURADAN SONRA BENİ EN ÇOK ETKİLEYEN KARAKTERLERLERLE İLGİLİ YORUMLAR BULUNMAKTADIR. Thelma’da aşkın bazen bir kişiden çok o kişinin bize hissettireceklerine duyulan özlem olabileceğini düşündüm. Ayrıca Thelma’nın terapistinin de kendi terapi sürecinde olmadan bir başkasını terapiye almasının zararlarını gördüm. Yalom’un bir terapist olarak Thelma ve Matthew’i yüzleştirmeye zorlaması, ama bunun hiç işe yaramaması ve Yalom’un kendini eleştirmesine hayran kaldım. Carlos’ta “Ben ayakkabılarım değilim.” ve “Herkesin bir kalbi var.” cümleleriyle insanın değişebilme gücüne bayıldım. Başlangıçta “Sapık bu adam” dediğim adamın geçirdiği değişim şok etti. Betty beni en çok sarsan karakter oldu. Babasını kaybettikten sonra kilo alması, kendini sevilmeye layık görmemesi ve içindeki acımasız ses beni kendi hayatımla yüzleştirdi. Belki de ilk kez bedenime başka bir gözle bakmaya başladım. Ayrıca burada beni etkileyen bambaşka bir şey oldu. Yalom’un şişman kadınlara karşı duyduğu önyargı ve bunun sürece yansımaları. Terapistler de insan ve bu önyargılara bakmak kıymetli. İkisi açısından da geliştirici bir süreçti. Penny’de bir insanın yalnızca sevdiği kişiyi değil, onunla birlikte kurduğu hayalleri de kaybedebileceğini gördüm. Yanlış çocuk öldü, doğru hayalleri öldü. Ve bu yas onun 2 oğluyla ilişkisini zedeledi. Süreç Penny ve çocukları
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20199,4bin okunma
Puan vermedi
Günübirlik hayatlar, Irvin Yalom un Psikiyatri seanslarında danışan olarak ona gelen hastaların hikayelerinden oluşuyor. kitapta yaklaşık on adet öykü var, kimi uzun kimi kısa. Seansların ana temaları, yalnızlık, yaşlılık, ölüm ve kendini bulma gibi konular üstünden ilerliyor Hastalardan biri kendini önemli hissetmek için, bir diğeri gerçeklik algısını düzeltmek için, ya da başka bir hasta kendisinin iyi yönüyle tanışmak için seanslar alıyor. Artık yazamayan bir yazarın tekrar yazma yetisine kavuşması, ya da ölüm döşeğinde olan bir kanser hastasının Çevresine ölüm konusunda öncülükk etmesi gibi konularda bu hayatlara Tanıklık ediyoruz. konuların ana teması yaşlılık, hastalık, ölüm. Ana tema bu olmasa da, her seansta yine yaşlılıktan tükenmiş ya da tükenmekte olan hayattan bahsediliyor. Tabii ki konuşulması normal konular ancak bir terapi kitabı okurken seansları anlatılacağı yahut aktarılacağı bir kitap okuduğumuzu bilirken daha değişik konular, daha enteresan saptamalar beklerdim. Edebi olarak kitaptan bir şey beklemek çok iyimser olur, çünkü romanın esas hedefi Yaz arca enteresan bulunmuş ilginç seansları okuyucuya aktarmak. Ancak konuların dönüp dolaştığı yer ölüm ve yaşlılık olunca hem Okuyucuda karamsarlık bırakıyor, hem de beklentiyi karşılayamıyor. Son hikayedeki seansta marcus aurelius tan Alıntılar yapılıyor, romanın en güzel seansı kısmı da burası zaten. Romanda adını zaten buradan bir alıntıdan oluyor. "Hepimizinki Günübirlik hayatlar, hatırlayanın hatırlayandan farkı yok" "Her şeyi unutacağın, Ve her şeyin seni unutacağı günler yakın."
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Puan vermedi·304 syf.·
2026 17. kitabı
​Bu sene okumalarım pek ilerlemiyor; başlıyorum, bırakıyorum; başka bir kitaba başlıyor, yine bırakıyor, yine başlıyor ve yine... Bu durum, bir kez daha bana okumanın, hayatım için öğrenmekten çok daha öte bir anlam ifade ettiğini hatırlatıyor. Okumak beni sakinleştiren, hayatta tutan, yeni güne başlamaya cesaret veren, dostluk eden, haz veren ve nefes aldıran bir araç. Bunu sürdürmenin zor olduğu zamanlarda oldukça zorlanıyorum. Kitap incelemesine neden böyle başladım acaba? :) Yalom’un bu kitabındaki kendini açmalarından mı etkilendim? Muhtemelen... ​Yalom’un —şimdilik— son kitabı olan Kalp Saati, eşi Marilyn’i kaybettikten sonra ve hafıza sorunlarının oldukça ilerlediği bir dönemde kaleme alındı. Bir nevi "çift yas" süreci de diyebiliriz. Hafızası iyice zayıfladığından, yalnızca tek seferlik danışmanlıklar yapmaya karar veriyor ve "Burada ve Şimdi" ilkesiyle bu tek seferlik görüşmeleri yürütüyor. Kitap, bu danışmanlık sürecinden bazı seansları konu alıyor. Okurken içimdeki eleştirel ses hemen karşı çıktı: "Tek seanstan nasıl bir fayda umuyor?", "Bu tutum fayda sağlamaktan çok bencilce bir eylem gibi durmuyor mu?", "Kendi öznel durumumuza göre bir alanı şekillendirmek etik mi?" vs. İçimde her şeye dırdır eden bir yapı var, ben onun sesini duruma göre kısıp açıyorum, yoksa tüm ömrümü eleştiriyle, mızmızlıkla, huysuzlukla ve önyargıyla geçirirdim. İnsanın, kendine kulak vermemesi gerektiği zamanları bilmesi şart. ​Her neyse, kitabımıza dönersek... Bu tek seanslık görüşmelerin etkili olabileceği konusuna şüpheyle yaklaşmakla birlikte, kitabı okurken aslında görüşmelerin o seansta başlamadığını da görüyoruz. Yalom’un kitaplarını okumuş, eğitimlerine katılmış yahut eskiden tedavi sürecini yönetmiş kişileri danışan olarak kabul ettiği göz önüne alınırsa, bu ilişkinin
Kalp SaatiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2025163 okunma
7/10
·312 syf.··
2023 52. kitabı
Terapi odasında saklı kalan hayatların çıplak gerçekliği… Her hikâye, iyileşmenin acıyla yan yana yürüdüğünü hatırlatıyor. İnsan, kendine en çok yine kendinde rastlıyor.
Duygu ve Düşünce
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20199,4bin okunma
Reklam
Reklam