Birlikte kanamaya alışkın yaralarımız var çünkü yeniden bir araya gelirsek bu sonsuz acının dineceğini umuyorsun.
Yanılıyorsun, Hayat varsa acı hep olacak Behiye. Sadece yaşayanlar acı çeker yeryüzünde. Nerede olurlarsa olsunlar. kim olurlarsa olsunlar. Acı dediğin, üzerimize geçirdiğimiz kırk yllık hırkalara benzer. Kimse beğenmez ama üşüyen herkes uysalca giyer. Ve hayat, benim bildiğim en soğuk yer. Hepimiz üşümeye içimizden bașlıyoruz. Derinlerden, çukur gibi, kuyu gibi, yürek
gibi bir yerden. Bir elma neresinden başlarsa çürümeye işte tam oramızdan buz gibi üşüyoruz. Farkına dahi varmadan aynı kadere sürükleniyor, aynı yazgıya kilitleniyoruz. Hani buraya gelmek istiyorsun ya, iyice bak etrafına, aynalarla çevrili bu zifiri karanlıkta kaçacak bir yer var mı? Gittin
de kurtuldun mu, dönersen kurtulacak mısın? Nefes aldığımız her yer yangın yeri kardeşim, her yer aynı. Hatırlasana, burada Dersim bombalanırken, orada Guernica yanmadı mı? Aynı anda iki ayrı noktadan yola çıkan ve rayları gamla gıcırdatan kara trenlerin biri Aşkale'ye, öbürü Auschwitz'e varmadı mı? Başka yerlerde başka çocuklar öldü, başka adamlar başka kadınları incittiler, başka yoksullar başka yoksunluklar çektiler. Ama tek rahimden çıkmışçasına aynıydılar aslında, sadece baska suretlere büründüler. Ne vakit içine bırakıldığımız korkunç yarıklardan kurtulmaya çalışsak, her defasında daha da derinlere batmadık mı? Evet kurtulmayı denedik, sahiden denedik ama görüyorsun işte, ișe yaramadı. Başka
bir coğrafyaya ya da kendimizinkinden evla bulduğumuz başka bir acıya kaçarak kurtulabileceğimiz bir oyun değil hayat.
Bence artık daha az yaralanmak icin nerede olmak gerektiğini düşünmekten vazgeçip olmamamız gereken yeri bulmanın
zamanı...