Sen daha siste dolanan avare bir avare bir arzuyken, ben de tıpkı orada senin gibi dolanan bir arzuydum. Derken birbirimize kavuştuk, şevkimizden yeni düşler meydana geldi. Düşler zamansızdı, ölçüsüz birer boşluklardı.
“Hayatın bana bir tek armağanı oldu: Onu tanımak. Ama o armağanı da elimde tutacak kadar güçlü değildim. Bu yüzden şimdi bir hatırayla yaşıyorum; içi boşalmış bir kabuk gibi.”