Puan vermedi
"Bir köşeye çekiliyorsun, belki de bir duvar dibine. Sonra uzun uzun bakıyorsun gökyüzüne..."Maral Atmaca’nın kalemine bir kez daha hayran kaldığım, okurken hem nefesimin kesildiği hem de kahkahalarla güldüğüm muazzam bir seri maratonunun sonuna geldim! Saka ve Sanrı'dan sonra bu seri de benim için kesinlikle tereddütsüz bir 10/10!Hikaye, yetiştirme yurdunda 29 çocukla birlikte gizemli bir şekilde damgalanan ve o geceden sonra hayatı tamamen değişen Sedef'in Maral Atmaca Yankı Sarmaşık etrafında dönüyor. Yıllar sonra "Damgacı"nın yeniden ortaya çıkıp bu yarasaları tek tek avlamaya başlamasıyla ekibin bir akademide toplanması ve hayatta kalma mücadelesi tek kelimeyle kusursuz işlenmiş.Yaralasar'ı Benim İçin Unutulmaz Kılan Ne Oldu?Mizah ve Eğlence: Kitabın gizemi ve aksiyonu ne kadar yüksekse, komedi dozu da bir o kadar harikaydı! Sedef’in o dik başlı, hazırcevap ve esprili yapısı okurken beni sürekli güldürdü. Karaktere ve mizahına kelimenin tam anlamıyla bayıldım!Dostluk ve Ekip Ruhu: Sedef, Alaz Altuğ Sipahi, Yiğit, Hakan ve diğer tüm Yarasalar... Aralarındaki o didişmeler, birbirlerine olan bağlılıkları ve kurdukları o sıcak bağ içimi ısıttı. Bir kitaptaki ekip ruhu ancak bu kadar güzel yansıtılabilirdi.Gizem ve Ters Köşeler: "Damgacı kim?" sorusunun peşinden koşarken yazarın önümüze serdiği ipuçları, kurduğu akıl oyunları ve yaptığı ters köşeler yine bildiğimiz Maral Atmaca kalitesiydi.Aksiyonun, derin bir gizemin ve bolca kahkahanın bir arada olduğu, okurken asla sıkılmayacağınız bir dünya arıyorsanız bu 4 kitaplık seriyi gözünüz kapalı okuyun. Yarasalar her zaman kalbimin bir köşesinde kalacak. Kesinlikle tavsiyemdir!
Yaralasar - 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202113,1bin okunma
Kitaptan Kalanlar: Cemile - Cengiz Aytmatov
Puan vermedi·80 syf.··
2026 20. kitabı
Cemile – Cengiz Aytmatov Dünya Klasikleri - Aşk & İçsel Çatışma Bozkırın rüzgârında savrulan bir aşk… Savaşın gölgesinde filizlenen bir cesaret… Aytmatov, Kırgızistan’ın uçsuz bucaksız doğasını, suskun acılarını ve geleneklerle örülü bir toplumun iç çatışmalarını zarif bir dille anlatıyor. Henüz evliliğinin başındayken eşi cepheye giden Cemile’nin kalbi, savaştan yaralı dönen Danyar’ın sessiz dünyasında yankı bulur. Bu hikâye yalnızca bir aşk değil; bir kadının kendi duygularına sahip çıkışıdır. . Louis Aragon’un sözleriyle: “Dünyanın en güzel aşk hikâyesi.” Bu postu kaydedin, Cemile"yi okuduktan sonra yorumlarda buluşalım. #bookstagram #CengizAytmatov #kitaptavsiyesi #klasikseri @book.painting.antique Cemile Cengiz Aytmatov
Edebiyat
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,5bin okunma
Reklam
Charlie’nin Kalbi IQ’sundan Büyüktü
Puan vermedi·325 syf.··
2026 14. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:25
İnsan Olmak mı, Zeki Olmak mı? Bazıları Her Şeyi Bilir, Hiçbir Şeyi Hissetmez. Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda hikâye biter. Bazıları ise son sayfadan sonra asıl hikâyeyi zihninizde başlatır. Algernon'a Çiçekler benim için ikinci türden bir kitaptı.Charlie Gordon'un satırlarıyla başlayan bu yolculuk, yalnızca bir zekâ deneyinin hikâyesi değil; insan olmanın, anlaşılmanın, sevilmenin ve yalnızlığın ne demek olduğuna dair derin bir sorgulama. Romanın en etkileyici taraflarından biri de anlatım biçimi. Charlie'nin ilerleme raporları, onun zihnindeki dönüşümün aynası gibi. İlk sayfalardaki kırık dökük cümleler, yazım hataları ve çocukça saflık zamanla yerini karmaşık düşüncelere, derin analizlere ve acı verici farkındalıklara bırakıyor. Okur olarak sadece bir karakterin değişimine tanık olmuyor, adeta onun zihninin içinde yürüyorsunuz.Ameliyattan önce Charlie'nin dünyası küçüktü ama huzurluydu. İnsanların ona güldüğünü değil, onunla güldüğünü sanıyordu. Sevildiğine inanıyordu. Oysa zekâsı arttıkça gerçekler de birer birer görünür hâle geldi. Bazen cehaletin bir perde değil, aynı zamanda bir sığınak olduğunu düşündüm. Çünkü bazı gerçekleri görmek, onları bilmemekten çok daha ağır olabiliyor.Kitap boyunca kendime sürekli şu soruyu sordum: İnsan gerçekten ne kadar bilirse o kadar mı mutlu olur? Charlie'nin yükselen zekâsı, ona kapılar açarken aynı zamanda insanlarla arasına görünmez duvarlar da örüyor. Çünkü zekâ, çoğu zaman insanı kalabalıklara değil, yalnızlığa yaklaştırıyor. İnsanların anlayamadıkları şeylerden ürktüklerini, kendilerinden farklı olanı dışlamaya ne kadar meyilli olduklarını bir kez daha fark ediyoruz.Romanın en vurucu yanı ise Charlie'nin yaşadıklarının yalnızca ona ait olmaması. Hepimiz hayatımızın bir döneminde birilerinin eğlencesi,
1000Kitap
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
EVRİM ve HAVADAKİ KÖY
Puan vermedi·280 syf.·
2026 16. kitabı
Jules Verne'in "Le Village aérien" (1901) adlı eseri, yazarın külliyatı içinde evrim teorisine ve Darwinizm'e en doğrudan temas ettiği, oldukça ilginç ve tartışmalı kitaplarından biridir. Türkçe'de genellikle "Havadaki Köy", "Afrika Ormanlarında" veya "Büyük Orman" adlarıyla bilinir. Verne bu kitabı yazdığında Darwin'in teorileri Avrupa'da büyük yankı uyandırmıştı. Kitap, "Kayıp Halka" (Missing Link) kavramı üzerine kurgulanmıştır. Kitaptan doğrudan evrim ve "insan-maymun" geçişi ile ilgili temaları yansıtan kilit bölümleri ve alıntıları ****aşağıda derledim: 1. "Kayıp Halka" (Missing Link) Tartışması Kitabın temel gerilimi, kahramanların karşılaştıkları "Wagddi" kabilesinin insan mı yoksa maymun mu olduğu üzerinedir. "Eğer bunlar maymunsa, daha önce hiç görülmemiş bir türdüler; yok eğer insan iseler, o zaman insanlığın en alt basamağında yer alıyorlardı." "Belki de doğa bilimcilerin o kadar uzun süredir aradığı, insan ile hayvan arasındaki o 'uçurumu' dolduracak olan 'eksik halka' (le chainon manquant) işte bu yaratıklardı." 2. Wagddi'lerin Tanımı Üzerine (İnsansı Özellikler) Kahramanlardan John Cort ve Max Huber, ağaçlarda yaşayan bu canlıları gözlemlerken sürekli fiziksel özelliklerini insanla kıyaslarlar. "Kollarının uzunluğu, ayaklarının yapısı, çenelerinin çıkıklığı... Her şey onlarda hayvani bir yapıya işaret ediyordu. Ancak gözlerindeki o parıltı, o zeka kırıntısı... İşte bu, bir hayvanda olamayacak bir şeydi." Max Huber sorar: "Bunlara ne diyeceğiz John? İnsan mı, hayvan mı?" John Cort cevaplar: "Onlara 'Pititecantropus' (Maymun-İnsan) diyebiliriz belki. Haeckel'in hayalini kurduğu, Vogt'un teorisini kurduğu o ara form." 3. Ateş Yakma ve Konuşma Yetisi (Evrimin Kriterleri) Verne, evrimsel basamakta "insan olmanın" sınırını genellikle "ateş
Havadaki KöyJules Verne · Alfa Yayınları · 202332 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 108. kitabı
Bugün sizlere okurken düşündürecek bir kitapla geldim. Asıl mesleği inşaat mühendisliği olan @vuslatvrlclk ’nun edebiyat dünyasına adım attığı ilk eseri “Ben Bu Dünyaya Ait Değilim”, isminin taşıdığı o tanıdık ve derin yabancılaşma hissini merkezine alan sarsıcı bir ruhsal uyanış romanı. Eser, İstanbul’un keşmekeşinde genel cerrah olarak hayat kurtarırken aslında kendi içindeki o derin boşluğu doldurmaya çalışan hassas bir kalbin, Yağmur’un hikayesini konu alıyor. Biraz nefes almak için çocukluğunun geçtiği Ordu’nun Ulubey ilçesine doğru yola çıkan Yağmur’un kaderi, yolda rastladığı feci bir kazada minibüste sıkışan Utku’ya yaptığı ilk müdahaleyle tamamen değişiyor. Bu ilk tıbbi dokunuş, sadece bir operasyon olmanın ötesine geçerek kaderin ağlarını ördüğü gizemli ve ilahi bir bağın başlangıcına dönüşüyor. Yazarın bir cerrah titizliğiyle kurguladığı bu satırlarda, insan ruhunun karmaşasını ve evrenin görünmez frekanslarını çok naif bir dille okuyoruz. Yağmur’un doğaya olan aşkına rağmen bu dünyaya ait hissedemeyişi, İstanbul’a dönüşünde babasının ani vefatıyla gelen o acı telefonla adeta paramparça oluyor. Ölümle hayat arasındaki o ince çizgiyi iliklerimize kadar hissettiğimiz bu zor günlerde, üniversite yıllarından beri gölgesi gibi yanında olan Yankı Bey’in karşılıksız sevgisi Yağmur’a sığınacak güvenli bir liman sunuyor. Ancak genç kadının zihni ve ruhu, sürekli o kazada hayatına dokunduğu Utku’ya doğru çekiliyor. İkilinin arasındaki bağ sıradan bir aşk hikayesi değil; adeta ruhun kendi frekansını bulma çabası ve derin bir iyileşme yolculuğu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kitabın içeriğinde yer alan “Yaradan’a Mektup” ve Utku’ya yazılan sızılı mektuplar o kadar samimi ve duygu yüklü ki okurken insanın boğazı düğümleniyor. Vuslat Varol Çolakoğlu, okuru sadece
Ben Bu Dünyaya Ait DeğilimVuslat Varol Çolakoğlu · Theseus Yayınevi · 20266 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 02:22
Melbourne 'de bir ev, üç ev arkadaşı. Genç kadınlardan biri öldürülür, biri kaybolur, diğeri ise cinayetten suçlu bulunur. "Ev Arkadaşı Cinayeti" olarak anılan bu olay ülke çapında büyük yankı uyandırır. Romanın merkezinde sadece bu cinayet yok. Gazeteci Olive (Oli) Groves'un, on yıl önce üzerinde çalıştığı bu dosyaya karşı geliştirdiği neredeyse saplantı haline gelen merakı da hikâyenin önemli bir parçası. Kitap polisiye-gerilim türünde, katman katman açılan sırlarla ilerliyor. Ama itiraf edeyim, başlarda pek umutlu değildim. "Ah ne klişe" dedim. Sonunu tahmin ettiğimi düşündüm. Hatta yer yer gereksiz uzatıldığını hissettim. Oli'nin yediği içtiği her şeyi öğrenmesek de olurmuş açıkçası. Ama sonra ne oldu dersiniz? Hikâye ilerledikçe kendimi olayların içinde buldum. Merak duygusu giderek arttı ve sayfalar hızla akmaya başladı. Üstelik tam her şeyi çözdüğümü sanırken kitap beni ters köşe yapmayı başardı. Kusurları yok mu? Var elbette. Ama finaliyle puanını yükselten, şaşırtmayı başaran ve okuduğuma memnun olduğum bir kitap oldu.
Ev ArkadaşıSarah Bailey · The Kitap · 2022113 okunma
Reklam
Reklam