Yankı
'size mirastır iniltilerim sevdalar coşkular ve gözyaşları yol bulsun içlerde yankılar gibi'
Tenha Sözler, 2. baskı
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Sıcaklık, dokunuş, var olma hissi, aynı havayı solumak. Ses ve yankı arasındaki fark gibi. Bir şarkının yankısını sonsuza kadar duymak, şarkının kendisini dinlemenin yerini asla tutamaz…”
Alıntı
“Ve bir gün Kaos'a ait sessizliğin içinden bir ses yükseldi: Bir kalp atışı. Evren ilk kez kendi içinden bir yankıyı işitmişti. İşte o yankı, Eros'un atasıydı, aşkın ilksel titreşimi.”
Sayfa 10
Oğlum, insanlar buna yan­kı derler; ama gerçekte yaşamın kendisidir: Yaşama ne ve­rirsen sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının bir ay­nasıdır. Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev. Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan, insanlara saygılı davran. Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster. Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyor­san, önce sen insanlara karşı hoşgörülü ve sabırlı olmalısın. Oğlum, yaşamda ne ekersen onu biçersin. Bu doğa yasası, ya­şamımın her yönü için geçerlidir." İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz; insanların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir.
Sayfa 38·Kitabı okuyor
sayfalarca beklediğim o paragraf... çok iyi
Gerçek şuydu ki, görecek kadar kamil, duyacak kadar dikkatliydim de, cevaplayacak kadar adil değildim. Her uzvum tamamdı fakat ben eksiktim. Kimsenin omzuna dokunmamıştı elim. Omuz vermeden, gözyaşı silmeden, kalp ısıtmadan, el uzatmadan, dünyaya da içindekilere de zerrece dokunmadan, çoktan sönmüş bir ruh gibi yaşayıp gitmiştim. Yalandan, sığ bir incelikti benimki; derinde küttüm, kötüydüm, korkağın tekiydim. Nice kabus akarken gözlerimin önünden, ben sadece uyanmayı dilemiştim. Hiçbir çığlığa yankı vermemiş, ne vakit bir yaraya denk gelsem, kabuk sandığım sessizliğin ardına gizlenmiştim. Sessizlik, susanların yükselttiği derin bir uçurumdu. Kıyısına geldiğimde, gücümü toplayıp da buradayım diye bile seslenememiştim. Bu yüzden suçlu, bu yüzden yenik, bu yüzden zayiydim.