10/10
·80 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:43
SPOİLER var gibi, kendimi tutamıyorum çünkü. Bu kitapla kendimi çok bağdaştırdım, konuya girmem gerekirse şunu söyleyebilirim. Bazen iyi niyetle yaptığımız şeylerden karşılık duyabiliyoruz özellikle biz kadınlar, bir erkeğe yardım ettiğimizde dışarıdan çok basitçe görünecek bir beklenti içine giriyoruz, bizi sevsin değer versin istiyoruz ve yardım edilen kişi aslında bize kendini tanıttığı kişi olmayabiliyor bir öfke anında onun aslında "zavallı biriymiş" gibi olduğunu hissediyorsun ve en çok da bu koyuyor. Birkaç ay önce bir erkekle tanıştım tesadüfi bir tanışmaydı yardıma ihtiyacı vardı, Mrs C. gibi kayıtsız kalamadım. Elimden geldiğince destek oldum, ortak oldum. Karakterimiz Mrs C'nin hissettiklerini hissettim ona daha fazla yardım edersem belki değerli hissettirir, kendimi işe yarar gibi hissederim sanmıştım. Evet beklenen şey oldu bana verdiği sözleri tutamadı çünkü aslında nişanlısını benimle aldatan riyakâr zavallının biriydi. İntihara sürüklenen aptal bir erkeğe yardım ediyorsunuz iyileştiğinde ilk önce sizi bırakıyor. Kocaman bir hayal kırıklığı. Eğer böyle bir şey yaşadıysanız veya yaşıyorsanız uzun bir süre insanlara aynı gözle bakamayacaksınız. Yardım ederken iki kez değil 7-8 kez tereddütte kalacaksınız. Kötü insanlar daima var olacaklar bunu kabul ediyorum, temkinli davranıp ruhumun iyiliğini korumaya devam edeceğim. Asla sizden biri olmayacağım.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,9bin okunma
10/10
·724 syf.··
2026 44. kitabı
·
156 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:32
Tutunamayanlar’ı ikinci kez bitirdim. İlk okuyuşumun üzerinden yıllar geçti. O zamanlar yirmili yaşlarımın başındaydım. Şimdi ise otuz yaşıma yaklaşırken tekrar okudum. Ve dürüst olmak gerekirse aynı kitabı okumadım. Çünkü kitabın kendisi aynı kalsa da onu okuyan kişi aynı değildi. İlk okuduğumda zorlanmıştım. Karmaşık gelmişti. Uzun cümleler, bitmek bilmeyen düşünceler, kimin konuştuğu belli olmayan bölümler… Daha çok kitabın yapısıyla uğraşmıştım. Bu kez yapıya değil insanlara takıldım. Daha doğrusu Selim’e. Selim Işık hakkında ne hissettiğimi hâlâ tam olarak açıklayamıyorum. Çünkü bir noktada onu anladım, bir noktada ona kızdım. Bazen ona sarılmak istedim, bazen de omuzlarından tutup sarsmak. Ağzının üstüne bir tane çarpıp ne yapıyorsun sen diye bağırmak. Bazı bölümlerde onun acısını hissettim, bazı bölümlerde kendine ve çevresindekilere yaptığı haksızlıklara öfkelendim. Kabul ediyorum birazcık toksik bir karakter selim. Ama onu bu kadar gerçek yapan şey de bu bence. Çünkü Selim sadece anlaşılmamış bir insan değil. Aynı zamanda anlaşılmayı zorlaştıran biri. Sadece toplumun dışına itilmiş biri değil; bazen kendi kendini de dışarıda bırakan biri. İnsanları eleştiriyor ama kendisine de hiç merhamet göstermiyor. Kendine karşı öylesine acımasız ki bir süre sonra insan onun bu haline üzülmekle kızmak arasında gidip geliyor. Üzülsem mi kızsam mı şaşırdım. Kitap boyunca birçok kez Haklısın Selim dedim.Bir o kadar da Ama bunu kendine sen yapıyorsun. Hakediyorsun dedim. Belki de bu yüzden sadece Selim’i sevdim demek doğru olmaz. Onu sevmek bir yana daha çok hissettim. Sanki gerçek hayatımda var olan bir tanıdığım bir arkadaşım gibiydi. O yüzden Selim’i kaybetmenin hüznü bu kadar ağır çöktü üstüme.. Romanın merkezinde Selim var gibi görünse de aslında benim için kitabın asıl
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 21:26
!!! DİKKAT !!! SPOİLER İÇERİR Merhabalar, başlangıçtaki açıklayıcı-eleştirel kısmı oldukça faydalı bulduğumu söyleyebilirim. Okurken daha dikkatli ve alıcı gözle bakabilmemi sağladı. ​Yıllar önce yazılsa da hâlâ hiçbir şeyin değişmediğinin ve aynı devam ettiğinin bir temsili gibi olmuş . Dük'ün uzaklaşmayla ne amaçladığını anlayabilsem de tek uygun çözümü bu muydu diye sormadan edemedim; sorumluluktan kaçmaktı benim açımdan. Çok da mantıklı gelmedi. ​Angelo karakteri "sosyal medyada ahlak bekçiliği yapıp arkada her türlü işi çeviren" bir tip gibiydi. Gücü ona ver ve arkana yaslanıp gerisini izle... ​Isabella'ya bakarsam durumu oldukça sıkıntılıydı. Kardeşinin hayatı ve kendi ilkeleri arasında sıkışıp kalması duygusaldı. Aşırı dindarlığı beni biraz sıksa da toplum yüzünden köşeye sıkışması çok canımı sıktı. ​Claudio'nun başına gelenler de üzücüydü fakat beni asıl sinirlendiren, ölüm korkusuyla kız kardeşinden yardım isteyip tüm yükü onun üstüne yıkması sinirlendiriciydi. Yaşadığı strese ve korkuya hak verebildim ama ikiyüzlü bir davranış olarak gözüme gözüktü. Biraz omurgalı olaydın keşke... ​Başlangıç olarak adalet, ahlak, merhamet kavramlarını yazar, bayağı önümüze çıkarmış gibiydi; güzel sorgulattı, düşündürdü. Bu açıdan oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. İnsanın içinde kalan gizli tarafları açısından da inceleyiciydi. Günümüz bakış açısıyla baktığımda, hâlâ çok da ilerleyemediğimizi net olarak söyleyebilirim. Bulunduğumuz yerden çok da öteye gidememişiz; ahlak açısından vaaz verilmekten başka ötesi de olmamış. Ayrıca ikinci yarıdaki Angelo'nun ikiyüzlülüğü gerçekten çok gerçekçiydi, çöküşünü izlemek tatmin ediciydi. Ama açıkçası finali biraz havada kaldı bence — Isabella'ya karşı yapılanların üzerinden öyle kolayca geçilmesi ve herkesin bir anda affedip evlenmeye
Kısasa KısasWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20112,176 okunma
Puan vermedi·150 syf.··
2019 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2019 00:00
Bu gün #johnsteinbeck ile çıkıyoruz huzurlarınıza. Malum #johnsteinbeckokuyoruz grubumuzla birlikte düzenli olarak aylık okumaya aldık kendilerini. #kısasürensaltanat bu ay için seçtiğim kitabımdı. Steinbeck bu kitabında Fransız Devrimi'nin altını üstüne getirmiş. (mizahıyla kafa göz dalmış diyecektim ama ayıp olur diye vazgeçtim)Şöyle ki; Sürekli krizlere gebe olan Cumhuriyet rejiminden usanan Fransızlar hadi Krallık dönemine geri dönelim diyorlar ve kadim krallığın soyundan gelen, küçük evinde karısı ve kızıyla yaşayan, balkonu ve teleskopuyla uğraşan, sakin sıradan bir hayat süren amatör gök bilimci Pippin'i kral ilan ediyorlar. Pippin meteor akınının heyecanına kendisini o kadar kaptırıyor ki, kral seçildiğinden dünya üzerinde haberi olmayan bir tek kendisi kalıyor. Kral olmak kolay değil tabi ki :) " Bir haftadır tek başıma kalamadım. Uykudan uyanışımı bile seyrediyorlar. Giyinirken yardım ediyorlar. Yatak odamın içindeler. Neredeyse banyoma bile giriyorlar. Ben yumurtamı kırarken dudakları geriliyor. Kaşığımı kaldırdığım zaman, gözleriyle kaşığı ağzıma kadar izliyorlar. Sen de kendini mutsuz sayıyorsun... " diye dert yanıyor. Haklı adam, kendisi gök yüzünü izlerken, birden bire bütün magazin basını kendisini izlemeye başlayınca, saray görevlileri, soylular, siyasetçiler derken alışamıyor haliyle :) Tüm bunlar işin mizahi yönü tabi ki . Kral kime denir? Neden vardır? Kimin piyonudur? Arz talep ilişkisi sadece ticarette midir? Demokrasi nedir? Siyasi kurumlar nasıl kurban seçer? Monarşi bu kralı nasıl yaratmıştır? Hepsi bir aradayken kapitalizmi de eleştirmemek olmaz değil mi. Bütüne bakıldığında toplumsal olaylara ustalıkla dokunmuş. Ben keyifle okudum, sizde okumadıysanız okuyun derim. "Tarih okumak insana kehanet yeteneği vermese de, ihtimal çizgilerini
Kısa Süren SaltanatJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2015810 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 56. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:58
Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan bir eser Yeryüzü Sürgünleri. Kitap ilk başta bir aşk hikayesi ile başlıyor. Bir aşk uğruna hayatını mahveden bir kişinin hikayesi ile başlıyor. Baş kahramanımız Hasan savaşmak istemeyen, bir taraf olmak istemeyen, barış içinde yaşamak isteyen bir kişi. Birinci Dünya Savaşı yıllarında savaşmayı kabul etmeyip kaçıyor. Bir çeteyle dağa çıkıyor. Ama bu yaptığının yanlış olduğunu fark edip askere gidiyor. Cepheden geri dönerken başına bazı olaylar geliyor. Bu sırada bir rum olan teo Hasan’ı buluyor ve onu kendi evine getiriyor. Theo savaş sırasında ölen oğlu Niko‘nun yerine koyuyor Hasan’ı. Hasan’a iş buluyor, ona yardım ediyor, onu oğlu gibi seviyor hatta onu evlendiriyor. Hasan, eşi Gülizar’a gün geçtikçe daha da çok aşık oluyor. Ama tam bu dönemde Rumlar İzmir’i işgal ediyor. Bu işgallerin geçici olduğunu düşündükleri için bulundukları bölgeden ayrılmıyorlar. Ancak köyleri de Rumlar tarafından ele geçirilence Hasan, Kuvayi milliye’ye katılıyor. Bu dönemde bölgede bulunan Rumların komşuları olan Türklere neler yaptığını, düşüncelerini, hayallerini okuyoruz. Kitapta farklı düşünen Rumların da olduğu. Türklerle yaşamaktan mutlu olan grupların da varlığını görüyoruz ama bunlar diğer gruba göre sayıca çok az kalıyor. Ama hikayede bulunan insanların her birinin hayatı acılarla dolu bunu çok net görüyoruz. Üzücü bir hikayeydi.
Yeryüzü SürgünleriŞule Akşun · Destek Yayınları · 202624 okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2026 28. kitabı
Herkese merhaba. Bu ayki historical romans kitabım The Rokesbys Serisi'nin ikinci kitabı Hayali Evlilik Gerçek Aşk. Cecilia Harcourt, Kolonilerde savaşta olan kardeşi Thomas'ın cephede yaralandığına dair mektup alır. O sırada babası da vefat eder. Ailesinden tek kardeşi kalmıştır. Cecilia'nın bir karar vermesi gerekir. Ya hiç evlenmemiş yaşlı teyzesinin yanına gidecek ya sinsi kuzeniyle evlenecek ya da... Üçüncü seçeneğe karar verir. Kardeşini bulup iyileştirmek için Atlantik'i aşıp New York'a gider. Ama araştımaları sonucunda karşısına kardeşi yerine, kardeşinin silah arkadaşı Edward Rokesby'yi çıkar. Edward, ağır yaralı ve bakıma muhtaç bir hahaldedir. Bilinci yerinde değildir. Cecilia, hem kardeşini bulabilmek hem de Edward'a yardım edebilmek için onun eşi olduğunu söyler. Edward kendine geldiğinde kafası hayli karışıktır. Bazı şeyleri hatırlamamaktadır. Özellikle de Cecilia ile evlendiğini. Ama onun karısı olduğunu kanıksamaz. Çünkü onu mektuplardan tanımaktadır. Öncelikle bölüm başlarındaki mektuplara bayıldım. Çok naif ve hoştu. Julia Quinn'in kitapları benim için iki gruba ayrılıyor. Birinci grup gayet akıcı, espirili ve romantizm dolu, ikinci grup ise durağan ilerleyen, romantizmin az olduğu kitaplar. Bu kitap ikinci gruba giriyor. Kitabın yaklaşık üçte biri durağan ilerledi. Edward'ın kendine gelmesi, iyileşme süreci ve asıl merak ettiğim Thomas için pek bir adım atılmaması. Karakterleri sevdim. İkisinin de derinliği vardı. Ama işte tempo ve olay örgüsü yetersizdi. İkinci yarısı daha iyiydi. Edward'ın hafızası yerine geliyor, Thomas'ın gizemi çözülüyor. Son ise güzeldi. Üçüncü kitabı hemen okumak istiyorsunuz. Kardeşlerden Andrew en merak ettiğim bu arada. Elizabeth Hoyt ve Gaelen Foley'den sonra bu kitabı okumaktan biraz çekiniyordum açıkçası. Aksiyon ve
Roman
Hayali Evlilik Gerçek AşkJulia Quinn · Epsilon yayınevi · 2023139 okunma