Konusunu birde benden okuyun…
8/10
·376 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 15:38
Defne başarılı bir oyuncu olmak isteyen, bunun için çok çalışan bir üniversite öğrencisidir. Bir gün kardeşinin doğum gününe yetişmek için İstanbuldan Ankaraya gidecek olan trene yetişmek için acele davranır ama bazı aksilikler sebebiyle treni kaçırıyor ve otobüsle gitmek zorunda kalıyor. Otobüs yola çıktıktan sonra aniden duruyor ve Defne bir bakıyor otobüsün etrafını silahlı ve maskeli kişiler sarmış. Birden dışardan yükselen 17 Numarayı seçiyorum sesini duyar ve umursamamayı düşünür. Herkes gibi telaşlanırken oturduğu cama vurulur ve acı gerçekle yüzleşir 17 Numaralı koltuğun sahibi kendisidir. Kaçmaya ve araçtakilerden yardım istemeye çalışır ama kimse ona yardım eli uzatmaz ve Defne yaka paça otobüsten indirilir. Kendi canından endişe ederken aslında katiller tarafından çevrilen otobüsün katliam planıyla yaktıklarını ve içindeki insanların yandığını görür. Kaçmaya çalışırken bayıltılır ve uyandığında kendini 7 katille ıssız bir evde bulur. Ele başları Asır ona artık 8. katil olarak onu seçtiğini ve katliamlara onunda katılacağını söyler. Sonrasında olaylar kaçma kovalamaca olarak devam ediyor. Defne hem katil olmamak için hemde evde onu istemeyen diğer katillerin onu öldürmelerine engel olmaya çalışır.
17 Numara - KatliamFatma Şamata · Artemis Milenyum · 20232,339 okunma
Machiavelli baba yine döktürmüş
Puan vermedi·120 syf.··
2026 7. kitabı
Machiavelli bu kitapta sadece bir hükümdarın nasıl olması gerektiğini değil, insan doğasını da en gerçek ve çıplak şekilde anlatmış. Bu kitabı muhtemelen hayatınızda entelektüel olarak geliştiğiniz her seviyede tekrar tekrar okumanız gerekir. Ve her okunduğunda başka bir katmanın farkına varılır. Aramızda yarım asırdan fazla var ama sanki kitabı dün yazıp bitirmiş gibi, inanılmaz. Ayrıca Türk'lerle ilgili yaptığı yorumlarda esktra dikkat kesildim. Avrupa kendi cenderesinde boğulurken dönemin Osmanlısı ne kadar vakur, güçlü ve gizemli görünüyormuş dışardan... Konstantinapol imparatoru Yunanistan savaşında Türk'lerden yardım istemesi ve savaşı Türk'ler sayesinde kazanınca o bölgeye çökmemize de ayrı koptum. Tarihe bu şekilde tanıklık etmek çok eğlenceliydi. Kendi tarihimizi dış gözlerden okumak hep daha ilgi çekici gelmiştir. Kısacık bir kitap ama uzun bir yolculuktu. Mutlaka okuyun.
HükümdarNiccolo Machiavelli · Zeplin Kitap · 202020,3bin okunma
Reklam
Benim şeytani koruyucum
7/10
·432 syf.··
2026 41. kitabı
Selam canlar Bugün sizlere severek okuduğum @aurora.ascher.author kaleminden "Hell bent serisi 'nin dördüncü kitabı olan #benimşeytanikoruyucum kitabı ile geldim... Evett serimizin önceki kitaplarını severek okumuştum dördüncü kitabı da aynı şekilde severek ve keyifle okudum. Cehennemden özgürlükleri için kaçan 4 kardeşten birisi olan Raum'un ve melek kızımız Sunshine 'in hikâyesini okuyoruz... Raum'un hikayesini de diğer kardeşler gibi çok merak ediyordum ve sonunda onun hikayesini de okudum tabiki çok sevdim. Tabiki serinin devamınıda merakla bekliyorum. Yazarın kalemi zaten şahane akıcı kendini bir solukta okutuyor. Yazar mizah ve sıcak aile hissini şahane dengelemiş. Kardeşlerin birbirleriyle olan sahneleri kitabı daha eğlenceli yapıyor. Ben hepsini çok sevdim ama Raum favorim oldu, sanki daha korumacı, özellikle hayvanlarla olan bağı ve içindeki yalnızlık hissi ona daha bir derinlik katmış. Son olarak uyarımı da yapıp konusuna geçiyorum. “Benim Şeytani Koruyucum” cehennemden kaçıp insanların arasında yaşamaya çalışan iblis kardeşlerden biri olan Raum’un hikâyesini okuyoruz. Raum geçmişine dair anılarını kaybetmiş, işlediği bir suçtan dolayı hafızası silinmiş bir iblistir. İçindeki karanlık dürtülerle mücadele eden, diğer kardeşlere göre daha sessiz ve yalnız biridir. Dışarıdan korkutucu görünse de aslında zarar vermekten çok korumaya daha eğilim biridir. İtiraf edeyim hafızasının silinmiş olması onu hem daha gizemli hem de kırılgan yapıyor. Sunshine ise cennetin sadık meleklerinden biridir. Geçmişte işlediği bir hata yüzünden rütbesi düşürülmüş bir alt rütbeye verilmiştir. Tabi bu Sunshine için üzücü ve utanç verici bir olaydır. Eski rütbesini geri alması ve geçmişteki hatalarını telafi etmesi için ona bir şans verilir. Bu görevi çalınan ve cehennemde saklanan
1000Kitap
Benim Şeytani KoruyucumAurora Ascher · Parola Yayınları · 202619 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 3. kitabı
·
2843 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:01
Ağustosun son kitabı #brandonsanderson dan geldi. #lejyon un ikinci kitabı #kayıpcesedinpeşinde ilk kitabı gibi beyin devrelerimi yakarak bir solukta bitti diyebilirim. Şimdi efendim şöyle ki vücudumuzun her bir hücresi yedi yüz elli milyon veri içermekteymiş. Tek bir parmağımız dahi, internetteki tüm bilgiye sahipmiş aslında. Derler ki: "hayal etsenize; yanında laptop taşımak yerine zaten vücudunda olan organik bir bilgisayar kullandığını düşün. Veriler baş parmağında depolanacak, gözlerin ekran olacak. Ağır bir bilgisayar bataryası taşımak yerine sabah fazladan bir sandviç yemen yetecek..." "Sorun depolamak değil, sorun verilere ulaşmak. Bunun için hücreleri çıkarmak gerek..." Biyoteknoloji firması çalışanları, virüs sayesinde hücreye veri aktaran yeni bir mekanizma üzerinde çalışıyorlar. Bu virüs hücreye sızıyor ve veriyi DNA ya ekliyor. Mekanizmayı geliştiren bilim insanı, yaptığı her şeyi kendi hücrelerine işliyor ve ölüyor. Esas büyük sorun ceset çalınıyor ve kitapta bundan sonra başlıyor. Cesedi bulmak, şifreleri çözmek, insanlığı bu virüsten kurtarmak için halüsinasyonlarıyla ün salmış Stephen Leeds'den yardım istiyorlar. Sonrası seyreyleyin cümbüşü. Bu sefer beni benden alan kısmı Leeds'in halüsinasyonunun cep telefonu olması ve diğer halüsinasyonlarıyla görüntülü konuşma yapması. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Lejyon: Kayıp Cesedin PeşindeBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2017485 okunma
Çalıkuşu İncelemesi
Puan vermedi·544 syf.··
2026 2. kitabı
Çalıkuşu'nu birçok yönden ele almak gerekiyor bence. Keşke hafızam silinse de baştan aynı heyecanla okusam dediğim nadir kitaplardan biri. Dönemin toplumsal ve ekonomik durumunun baş karakter Feride üzerinden anlatıldığı bir eser. Dili de oldukça sade,insanı içine çeken olay örgüsüyle kendinizi o yıllarda Feride ile Anadolu'da öğretmenlik yaparken buluyorsunuz. Kitabı okurken beni en çok şaşırtan şey ise yazarın erkek olmasına rağmen Feride'nin ruhsal ve psikolojik tahlillerini çok iyi yapmasıydı. Feride sanki kurgusal karakter değil de nefes alan bir insanmış gibi hissettim. Feride nişanlısı Kamran'nın hayatında başka bir kadın olduğunu öğrendikten sonra İstanbul'dan uzaklaşmak istiyor ve Anadolu'ya tayinini istiyor. İstanbul'dan ayrılmak küçük yaşta hem annesini hem de babasını kaybeden Feride için ikinci kez kimsesiz kalmak demek aslında. Bu anlamda her ne kadar zor bir karar olsa da kendisine olan saygısını kaybetmemek için gidiyor çünkü öğrendiklerinden sonra kalırsa artık eskisi gibi olamayacağını; kendini,gururunu kaybedeceğini biliyor. Bu anlamda edebiyat tarihimizin en güçlü kadın karakterlerinden biri. Anadolu'daki gittiği köy okullarındaki manzara ise onu yıldırmıyor aksine oradaki çocuklara yardım etme isteğini daha da arttırıyor. Çocuklar ahırdan bozma, sıraları olmayan ve doğru düzgün eğitim öğretim materyali bulunmayan okullardaki öğrencilerin daha kaliteli eğitim almalarına katkı sağlıyor. Üstelik kimsesiz bir çocuğu evlat edinip kendi kızı gibi bakıyor. Yani roman hem psikolojik açıdan hem de dönemin Türkiyesi hakkında verdiği bilgiler açısından muhteşem bir kitap. Herkese tavsiye ederim.
Duygu ve Düşünce
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
9/10
·316 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:44
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi Wilson Amos Farnsworth'un bu eseri, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Orta Anadolu'da yürütülen Amerikan misyonerlik faaliyetlerini anlamak açısından kaynak niteliğinde bir eserdir. Yazar Türkiye’de en uzun süre görev yapan misyonerlerden biri sıfatıyla yaşadıklarını 1904 yılında bir kitap taslağı haline getirmiş ancak 1912 tarihinde kitabı bastıramadan vefat etmiştir. Bu taslak metin Mehmet Şahin tarafından 2015'te Harvard Üniversitesi Kütüphanesi misyoner arşivinde rastgele bulunmuş ve serüveni böyle başlamıştır. Kitap, sadece bu misyonerin hatıralarından ibaret değil aynı zamanda dönemin sosyal, kültürel, dini ve eğitim hayatına ışık tutar. Kitapta Kapadokya diyince benim aklıma ilk Nevşehir gelsede aslında Kayseri (Talas) başta olmak üzere Yozgat, Nevşehir, Niğde, Ankara ve çevre yerleşimlerde yürütülen American Board faaliyetleri ele alınıyor. Örgüt (yabancı ülkelerde görevli amerikalılar örgütü) 1810 yılında kuruluyor, dini bir sivil toplum olması münasebetiyle görünüşte siyasi bir nitelik taşımıyor ama din üzerinden gidilerek bütün dünyada Amerika’ya geniş bir kültürel, sosyal, ticari ve dolaylı olarak siyasi etki alanı yaratıyordu. Bu bölgede etkili olabilmek için de eğitim, sağlık, okul açma, dil öğrenme ve yerel halkla yakın ilişkiler kurma gibi yöntemlere başvurmuşlardır. Özellikle okullar, bu faaliyetlerin merkezinde yer almış. Erkek ve kız çocuklar için açılan okullar, bir yandan modern eğitim verme iddiası taşırken diğer yandan misyonerlik faaliyetlerinin yayılması için önemli bir araç haline gelmiş. Özellikle kızların eğitimine daha çok önem verilip özel okullar açılması çok dikkat çekici, etkisini mezun olup bir çok bölgeye gönderilen işine sadık kadın misyonerlerden anlıyoruz. Kitapta, tam da
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen TarihiWilson Amos Farnsworth · Yapı Kredi Yayınları · 20187 okunma
Reklam
Reklam