İnfaksızlık bize musibet olarak geri dönecektir... Kıtlık, kuraklık, susuzluk bir sonuçtur... Nedenlerine inmek gerekmiyor mu?
Eğer vermezsek, gönlümüzün gözenekleri hırsla dolacak ve bizi vuracak...
Gözlerimiz çevremizdeki yoksulları görmüyorsa, gözlerimizi kaybetmeye başlamışız demektir... Görme özürlü olmak diye buna derler işte...
Yoksulların gözü, elimizde olanlara takılı kaldı ise, onun bize de hayrı olmayacaktır...
Ellerinden tutulması gereken, boşlukta bu kadar el varken, avuçlarımızı sıkmayalım... İnsanlara ellerimizi açalım ki, açılan ellerimize rahmet yağsın...
Sen bir el uzatmışsan, yardıma muhtaç olduğunda sana uzanacak bir el bulabilirsin
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Devletin adaletin örgütlenmesini üstlenmesinden ve bu işi bürokrasisine yüklemesinden bu yana, "benim yargıcım kim olacak?" sorusunun hiçbir anlamı yok; fakat ortaçağda, özellikle de özyargı özyönetim anlamına geldiğinden, bu soru temel bir öneme sahipti.
Erdoğan Saruhanoğlu - Hatta "Her siyasi teşekkül içinde Türkçü insan olması lazım!" derdi. Her siyasi grubun içinde: Yani dinci grup olsun, içinde Türkçülerin olması lazım; zaten bizim yapımıza sosyal demokrat derler, zaten yapımız sosyal demokrat bir çizgi! Biz sosyal anlayışa kapalı bir insan değiliz ki! En büyük sosyal anlayış ve sosyal yardımlaşma bizdedir!