İncleme - SPOİLER içerir
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 14:28
Üç Anadolu Efsanesi, Yaşar Kemal’in Anadolu’nun halk kültürünü ve destansı anlatılarını güçlü bir dille anlattığı özel eserlerden biri. Kitapta yer alan Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik hikâyeleri sadece birer efsane değil; halkın özgürlük arayışını, aşkını ve doğayla kurduğu bağı anlatıyor. Özellikle Köroğlu bölümünde zulme karşı başkaldırı çok güçlü işlenmiş. Köroğlu’nun haksızlığa boyun eğmemesi, halkın yanında duran bir karakter olması kitabın en etkileyici yanlarından biri. Karacaoğlan kısmında ise aşk, doğa ve insan duyguları daha ön plana çıkıyor. Yaşar Kemal burada diliyle adeta bir türkü havası kuruyor. Alageyik hikâyesi ise doğayla insan arasındaki bağı ve tutkuların insanı nasıl sürüklediğini hissettiriyor. Yaşar Kemal’in anlatımı kitabın en güçlü tarafı. Anadolu’nun dağlarını, ovalarını, rüzgârını anlatırken okur kendini hikâyelerin içinde hissediyor. Kitap boyunca halk kültürü, türküler ve eski anlatılar canlı kalıyor. Aynı zamanda eser, insanların aşk için, özgürlük için ve onurları için nasıl mücadele ettiğini gösteriyor. Bence kitapta en baskın duygu özgürlük ve başkaldırı. Yaşar Kemal, halk efsanelerini sadece anlatmıyor; onların içindeki acıyı, umudu ve direnişi de hissettiriyor. Bu yüzden Üç Anadolu Efsanesi, Anadolu’nun ruhunu anlamak isteyen herkes için çok etkileyici bir eser. Ben de gittim bir geyiğin avına Geyik çekti beni kendi dağına Tövbeler tövbesi geyik avına Siz gidin kardaşlar kaldım kayada Ben giderken kayabaşı kar idi Yel vurdu da ıklım ıklım eridi Ak bilekler taş üstünde çürüdü Siz gidin avcılar kaldım kayada Urganım kayada asılı kaldı Elbisem sandıkta deşili kaldı Gerdekte nişanlım küsülü kaldı Siz gidin kardaşlar kaldım kayada Kayanın dibine çadır kursunlar Çifte davul çifte zurna vursunlar Kayada kaldığım yare desinler Siz gidin avcılar
1000Kitap
Üç Anadolu EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202514,1bin okunma
Taşları Yerinden Oynatmak
Puan vermedi·165 syf.··
2026 19. kitabı
Etrafım İsmet Özet severler ile çevrili olduğu için zülf-ü yare dokunmaktan hep endişe ediyorum; düşündüğüm, konuştuğum, yazdığım her şeyde üstümden atamadığım bir otosansür ağırlığı var. İstemsiz bir şekilde yukarıdaki hali tarif etme çalışmam; aslında bu kitabın benim açımdan incelemesi olacaktır. İsmet Özel iddia eder ki; kendisi herkesi ilgilendiren sorunları olabildiğince anlaşılmak arzusuyla kaleme alır. Ama kendisinin berrak olduğunu iddia ettiği çözümler anlaşılmaz ve yetersizdir (konu benim kabiliyetim ve kapasitemden kaynaklı olabilir; aksi gösterildiğinde kabul etmeye her zaman hazırımdır). Eğer birisi derse ki; İsmet Özel'in sağladığı taşları yerinden oynatmaktır ve bu vazifeyi gerçekleştirmiştir. Bu benim için anlaşılabilir olacaktır. En azından ilk cümlede ifade ettiğim gibi etrafımdaki İsmet Özel severler güzel, farklı ve iyi insanlardır. İsmet Özel'in bu kitapta en çok üzerine titrediği konu şu gibi duruyor: "Neyi kaybettiğini hatırla". Farkındayım, kitabın adını tırnak işaretleri içinde yazınca bir şey demiş olmuyorum. Biraz açmaya çalışalım. İsmet Özel, Müslümanlar (kendisi burada cümleye "insanlar" olarak başlamam gerektiğini iddia edebilir) maalesef kayıptadılar ve hatta neyi kaybettiklerinin farkında olmadıkları içinde hüsrandadırlar ve hüsranda olmaları devam edecektir. Eğer kaybettikleri şeyi tarif edebilseler, eksikleri tamamlamak için bir çaba gösterebileceklerdir. Çok çiğ bir örnek olarak, Müslümanlar ezan'ı kaybettiklerini biliyorlardı, mücadele ettiler ve geri kazandılar. Ama Müslüman bir fert olma bilincini kaybettiler, uyutuldular, herhangi bir şey yapmıyorlar. Peki, diyelim ki üç-beş kişi bulundu. Kaybımızı anımsadık ve bir şeyler yapmamız lazım. Ne yapalım? El-cevap sistemin dışına çıkın ve sistemi inkar edin. Nasıl? El-cevap, pratik
Neyi Kaybettiğini Hatırlaİsmet Özel · İklim Yayınları · 19951,239 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
La familia es todo
8/10
·141 syf.··
2026 31. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 16:00
Evvvet Yaprak Dökümü ve ülkece dizisinden tanıdığımız Tekin ailesi. Açıkçası kitap listemde değildi. Hakim olduğum olayları okumak sıkıcı olur demiştim ama aşırı sevdim. Biraz kitaptan bahsedip sonrasında kitap ve dizi farklarına değinmek istiyorum. İncelemeye başlamadan evvel genel olarak eski kitaplar için de şunu söylemek isterim: bence bu tür kitapları içeriği rahatsız edici diye eleştirmemeliyiz. Çoğu yazar zaten dönemi eleştiriyor. Yanlış Batılılaşma, görücü usulü evliliğin yanlışlığı, aile yapısı, hurafeler... Yazarlar bunları romantize etmiyor, yapmayın, yoksa sonunuz böyle olur diyor. Ali Rıza Beyimiz, Altın Yaprak Anonim Şirketi’nde iyi bir memur. Fakat iş yerinde tanık olduğu bir ahlaksızlığın çözülmemesi sonucu şunları söyleyerek: "Fakat, bu vakadan sonra nasıl burada kalabilirim? Biraz evvelki sözlerimi hatırlayınız. 'Oğlum böyle bir iş tutsaydı onu reddederdim, artık yüz yüze gelmezdim' demiştim, değil mi? Siz de başka bir evladımsınız. Demek sizi de reddetmeye mecburum." İşten istifa ediyor. Eve dönünce bakıyor ki bir kutlama bir sevinç ayol diyor noluyor. En büyük çocuğu Şevket aylık 100 lira maaşla bankada işe girmiş. Neyse fazla anlatmayalım. Ali Rıza'nın evdeki otoritesinin yıkılması ve devam eden olaylar silsilesi sonrası devlet kuruyormuşçasına kurduğu ailesinin ağaç yaprakları gibi bir bir dökülmesini izliyoruz. Zaten kitabın özeti başta bir gencin Ali Rıza'ya söylediği sözlerden ibaret: "Babasınız, çocuklarınız var, paranız yok değil mi? Evlatlarınız âhir ömrünüzde size bir feci yaprak dökümü manzarası seyrettirmekten gayri saadet vermezler." ​Kitabı sevmemin sebebi ahlak bekçiliği yapan insanları suratına çat diye çarpmak istemem. Ali Rıza... Ahlaklı olsunlar diye eve kapattığı kızlarının yaptıklarını, kınadığı şeylerin hepsinin
Yaprak DökümüReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 199936,2bin okunma
"Nedir bu aşınan anlaşılmama sancısı"
10/10
·89 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 15:45
Bazı kitapları okursun, bazılarıysa sana bir şey hissettirir. Bal Sokağında Gül Sarnıçları benim için ikinci tarafta kaldı. Okurken sürekli “ne anlatıyor?”dan çok “neden bu kadar tanıdık geliyor?” diye düşündüm. Sanki biri gece sessizliğinde içindekileri yavaş yavaş döküyormuş gibiydi. Bazı dizelerin altını çizmek istedim, bazı sayfalarda ise sadece durup düşündüm. Özellikle “Kuyu”, “Memleket” ve “Bala Çalan Hengâmeden Yâre Ağıtlar” şiirleri bende ayrı bir his bıraktı. Şiirler samimiyetini hiç kaybetmiyor. Bu yüzden okurken bir şiir kitabından çok, birinin iç dünyasına denk gelmişim gibi hissettim. Benim için bitince rafa kaldırılacak değil, ara ara tekrar açılıp birkaç sayfa okunacak bir kitap oldu.
Bal Sokağında Gül SarnıçlarıSevgi Karakuş · Sessiz Kitap · 20261 okunma
Aytmatov Kitaplığı
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Cengiz Aytmatov Herkes kendi hikâyesi okur, Aytmatov'un kaleminden. Kimi sel olur yorulur yâre giden yollarda; kimi düş olur düşer uçsuz bucaksız bozkıra... "Bozkırda trenler doğudan batıya, batıdan doğuya doğru gider gelirler." Hüzün dolu hikâyeleri taşır vagonlar yine de bitip tükenmez bozkırın çilesi. Taşıyamadıkları tek şeydir, hiç anlatılmamış hikâyeler. Senin taşınmaz hikâyen hangisi? Haydi Asel anlat bize! Suskunluğun acı bir kahveyi yudumlayan bozkırlar gibi... Ne olmuş kaybettiysen Kaybetmek bozkırın geleneği değil mi? Sen ki Tiyen-Şan Dağları'nın unutulmaz efsanesi, İlyas'ın yarım bıraktığı o türkünün son dizesi... Geçti zaman çoktan geçince ufkumuzdan kabullenmenin yasası. Tüm zamanlardan geriye elimizde bir tek "şimdi" kaldı. Seçim hakkın da yok üstelik kötünün iyisini, hatta en iyisini... Gel de bir zar atalım "şimdi" hayata. Sonra bir zar, bir zar daha... Cemile'nin, Tolgonay'ın ve Aliman'ın yerine de atalım bir zar. Ta ki son kaybedişe kadar. Ölememekle, yaşayamamak aynı şey değil mi zaten? Bırak artık şu geçmiş zamanın yakasını. Anlat bunca zaman sana ait olmayan bu dünyayı nasıl taşıdın omuzlarında? Usanmadın mı hâlâ mecburiyetine emek kisvesi giydirmekten? Gitmen gereken yerde kalmak için bu ısrar neden? "Sevmesi gerekenler sevmedi diye hak doğmuyor, sevmemesi gerekenlere..." Sahi, ölememek nasıl bir duygu, çıkıp gelsen de anlatsan Baytemir'in gölgesinden. Dön-sen yüzünü ışığa doğru yitip gidecek pişmanlıkların, keşkelerin. Bir kez kalksan ayağa görünecek cüce dağların ardı. Mahzun uykulardan uyanma zamanıdır
Edebiyat
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,6bin okunma
Yârê-i Sinê| İnceleme
8/10
·79 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 05:32
Zehra Yaden’in kaleminden çıkan Yârê-i Sinê, duyguların yoğunluğu ve içsel çatışmaların samimi aktarımıyla dikkat çeken bir eser. Kitap, insanın kalbiyle aklı arasında sıkışıp kalışını sade ama etkileyici bir dille anlatıyor. Yer yer melankolik bir hava hâkim; bu da okuyucuya derin bir yalnızlık ve özlem hissi geçiriyor. Anlatımın akıcılığı sayesinde kısa sürede bitirilebilecek bir kitap olsa da, bıraktığı etki uzun sürüyor. Özellikle duygusal yoğunluğu seven ve kendini satırlarda bulmak isteyen okuyucular için oldukça uygun. Ancak daha hareketli, olay odaklı bir kurgu bekleyenler için biraz durağan gelebilir. Genel olarak Yârê-i Sinê, duygulara dokunan, içe dönük ve anlam arayışı temalı bir okuma deneyimi sunuyor.
1000Kitap
Yârê-i SinêZehra Yaden · Lora Yayıncılık · 202463 okunma