Ohhliza, bir alıntı ekledi.
1 saat önce

Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan!

Zorba, Nikos KazancakisZorba, Nikos Kazancakis
Hilal, bir alıntı ekledi.
16 saat önce

Dünyayı bugünkü duruma getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan!

Zorba, Nikos KazancakisZorba, Nikos Kazancakis
#nadir, bir alıntı ekledi.
24 May 17:44 · Kitabı okuyor

“Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım sevdalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan!”

Zorba, Nikos Kazancakis (Sayfa 261 - Can yayınları)Zorba, Nikos Kazancakis (Sayfa 261 - Can yayınları)

Alıntı
Yarım Kalan Öyküler
İKİ GARİP YOLCU..
...
- Ufaklık hadi topla yolcuları da gidelim. Dedi Kasımpaşalı.
O, bizim yazıhanenin baş şoförüdür. Sekiz-on aydır tanırım. Tanıştığımızdan beridir de kavga ederiz. Ben, onun ufaklık demesinden haz etmem. O da, benim beybaba dememden. Altmışı geçen yaşını belli edeceğim ya; ondan çekinir zaar.
-Olur, beybaba, sen direksiyona geç de kalayı yemeyelim yolcudan.
Yumruğu kaldırdı
-Ulan...
Kasımpaşalı Hacı’nın adını bilen yoktur yazıhanede... Ağzında bed söz ve küfür eksik olmayan bu adamın hacı olduğuna ben dâhil hiç kimse ihtimal vermez elbet. Hacı falan değil işte. Öyle olsa elin namusuna göz koyar, fırsatı bulunca kıyıda köşede laf eder miydi kızcağızlara. Hacı falan değildi işte. Üstelik bir o kadar cimri ve üçkâğıtçı. Yoldan aldığı yolcunun üstüne konar, bana da üç beş kuruş sus payı verirdi. Susardım ben de. Çünkü o paranın patron olacak kumarbaz mendebura gitmesindense benim gibi bir yetimin avucuna düşmesi daha hayırdır.
Hacı’nın payını bilmem...
Kasımpaşalı otobüsü hareket ettirdiğinde otobüsün yarıdan fazlası boştu. Bugün de zarardaydık. Gerçi Hacı’nın keyfi gıcır. Kontağa bastı mı yevmiyesi işler. Ulan peki benim ne suçum var.
Bu gün üç kişi bindi üç lira. Olsun. Alın teri ya, yeter...

Çisem, bir alıntı ekledi.
24 May 01:57

Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan.

Zorba, Nikos KazancakisZorba, Nikos Kazancakis

“Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım sevdalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan!”

Nikos Kazancakis

Pol Gara, bir alıntı ekledi.
21 May 10:42 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Akakiy Akakiyeviç yeni bir palto diktirmekten kurtulamayacağını artık anlamıştı. Kalbi parça parça oluyordu. Ah sevgili Tanrı'm, bu nasıl mümkün olacaktı? Parayı nerden bulacaktı? Paranın bir kısmını noel ikramiyesinden halledebilirdi fakat bu parayla halletmesi gerekenleri çoktan belirlemişti. Acilen bir çift pantolona ihtiyacı vardı, kunduracıya olan borcunu da ödemeliydi çünkü eski çizmelerini yamalatmış ve tamir ettirmişti. Çamaşır diken terzi kadına da üç gömlekle burada kağıt üzerine yazılması uygun düşmeyen iki şey siparişi de vermeliydi ayrıca. Kısacası, tüm ikramiyenin gideceği yerler vardı. Müdürü olmaz ama olur da cömert davranacağı tutarsa bile ikramiyesini bu sefer kırk rubleden kırkbeşe, hadi bilemedin en çok elliye yükseltirdi. Petroviç'in palto parası olarak istediği miktarla kıyaslanınca, elinde kala kala az bir miktar kalacaktı; okyanusta bir damla...

Fakat yine de Petroviç'in keyfi yerinde olduğunda ücreti ciddi derecede azalttığı olurdu. O kadar ki kendi karısı bile "Sen tam bir delisin! Aynı işi bir gün bedavaya, bir gün de hiç olmayacak yüksek fiyatlara yaparsın." demekten kendini alamazdı. Yani Petroviç'in bu paltoyu ona seksen rubleye de yapacağını çok iyi biliyordu. Bu yüzden ona sadece bu seksen rubleyi nerden bulacağını düşünmek kalıyordu. Yarısını arayarak pekâlâ bulabilirdi ve belki de daha fazlasını. Peki ya diğer yarısını nerden bulacaktı? Bozdurduğu her rubleden yarım kapik ayırıp küçük ve kapalı bir kumbaraya atmayı alışkanlık haline getirmişti Akakiy Akakiyeviç. Yılda iki kez mangırlarını sayar ve onları gümüşten demir paralara çevirirdi. Bunu uzun süredir yapıyordu ve bu şekilde biriken parası kırk rubleyi birazcık geçiyordu. Yani ihtiyacı olan paranın yarısı orada duruyordu. Fakat diğer yarısını nerden bulacaktı? Diğer kırk rubleyi nereden bulacaktı? Akakiy Akakiyeviç harâretle düşündü taşındı ve sonunda bir yıl boyunca alıştığından daha az şey harcamaya karar verdi. Akşam yemeğinde çay içmeyecek ve hava karardığında lambayı yakmayacak, yazacak işi varsa ev sahibesinin odasında oturacak ve onun ispermeçet mumu ışığının altında işlerini halledecekti. Ve işe gittiğinde taşlara ve fayanslara itinayla basacak, hatta mümkünse sadece parmak uçlarında yürüyecek ve böylece çizmelerinin tabanını o kadar sık kullanmamış olacaktı. Ayrıca çamaşırlarını da çok nâdir yıkatmaya verecek ve onları eve gelir gelmez itinayla üzerinden çıkararak basma uyku eteğini giymekle yetinecekti. Uyku eteği yıllara meydan okuyordu fakat görünen o ki zamanın kendisi bile bu eteğe acıyor ve onu esirgiyordu.

Îtirâf etmek gerekirse kahramanımızın bu yeni kısıtlamalar silsilesine alışması çok zor oldu. Fakat zamanla işler rayına oturdu ve olup gitti. Akşamları hiçbir şey yememeyi bile öğrendi, bunun yerine müstakbel paltosunun fikri ile kendini mânevî gıdâlarla doyurdu.

Tüm vâroluşu böylelikle bir mânâ kazandı; sanki evlenmiş, artık yalnız değilmiş de yanında başka birisi, onunla aynı yolda yürüyen bir hayat arkadaşı varmış gibi hissediyordu. Ki bu hayat arkadaşı kalın, pamuklu ve dayanıklı bir kumaş ile astarlanacak olan paltosundan başka bir şey değildi.

shf: 36, 37, 38, 39

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 36 - İnsan Kitap, Klasikler Seçkisi 14, İnsan Yayınları, Çeviri: Nesibe Zeynep Koç, 1. Baskı Ağustos 2016, 2. Baskı Kasım 2017)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 36 - İnsan Kitap, Klasikler Seçkisi 14, İnsan Yayınları, Çeviri: Nesibe Zeynep Koç, 1. Baskı Ağustos 2016, 2. Baskı Kasım 2017)

Iskalamak
İstemediğim işler yapıyorum çoğu zaman. Ve ki ne zaman istemediğim bir işi yapmak zorunda kalsam, yarım bıraktığım kitaplar, gitmediğim deniz kenarları ve sen geliyorsun aklıma. Sen ve o faziletli gülüşün...