Kitabı okumadan önce inceleme okuyanlara kötü haber bu inceleme onlardan değildir.
Ben İnstagramda denk geldim kitabın yorumuna be hemen gittim aldım. Üç günde okudum. Kitap akıcı, dili de konusu da yormuyor. Etkilendiğim alıntıları da bırakacağım.
Kahramanımız, zeka seviyesi baya düşük bir arkadaş. Kendisi öğrenmeye karşı bitmek bilmeyen bir sebata da sahip gelgelelim potansiyeli belli. Sonrasında bir deneye denek oluyor, işler orada değişiyor. Geçirdiği bir operasyon sonrası kısa sürede zeka seviyesi normalin üzerine çıkıyor. Benim saptamam da burada işte.
Charlie, zeka seviyesindeki artışla birlikte kısa zamanda çok şey öğreniyor ve “moron”ken hayran olduğu herkes onun için bir hayal kırıklığı oluyor. Yaşadığı bu durum bence “Martin Eden sendromu”dur.
Martin Eden Sendromu, bireyin uzun süreli ve yoğun çabalarla ulaşmayı hedeflediği statü, başarı veya ideale kavuştuktan sonra hissettiği derin tatminsizlik, amaçsızlık ve varoluşsal boşluk durumudur. Öğrenmeye karşı duyduğu arzunun neticesinde zihinsel yükselişe karşın duygusal süreçte bu hıza ayak uydurmakta zorlanır. Yalnızlaşır. Charlie’nin kadınlarla fiziksel ve duygusal ilişkisi geçmişteki travmalarını da tetikler. Tüm bunları okudukları ile de anlamlandırmaya çalışır. Hayatı boyunca öteki olmuş ve sevildiğini zannetmek birinin her şeyin gördüğünden farklı olduğunu anlaması ne demekse Charlie de onu yaşadı.
Ekteki alıntılar saptamamı destekler niteliktedir.
“Şimdi herkes bana ne kadar farklı görünüyor. Meğer profesörlerin entelektüel birer dev olduklarını düşünmekle ne kadar aptalmışım. Onlar da birer insan, hem de dünyadaki diğer insanların bunu fark etmesinden korkan insanlar...
Ve Alice de bir insan - o bir kadın, bir tanrıça değil - ve ben yarın akşam onu konsere götürüyorum.” (Algernon’a Çiçekler,