Cenk Çalışır

Cenk Çalışır

7.6/10
54 Kişi
·
129
Okunma
·
8
Beğeni
·
1.797
Gösterim
Adı:
Cenk Çalışır
Unvan:
Reklamcılık ve Otomobil Sektöründe Çalıştı.
Doğum:
Balıkesir, 1967
ÖZGEÇMİŞ

Cenk Çalışır 1967 Balıkesir doğumlu. Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü'ni bitirdikten sonra Bursa'ya yerleşti. Basın ve otomobil sektörlerinde değişik departmanlarda görev aldıktan sonra reklam dünyasına yöneldi. Bu karar ile oluşturduğu stüdyosunda reklam ve tanıtım fotoğrafçılığı üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Evli ve bir çocuk babası.

Satranç Cinayetleri, yazarın ilk çalışması.
"Kan!" dedi. Gözleri şehvetle kısılmıştı. "Kan... Ilık, sıcak,yalın... Kan... Doğumun ve ölümün müjdecisi."
Cenk Çalışır
Sayfa 39 - Esen Kitap
Kendini görmek için ayna yetmez. Dibe dalacaksın en derine, karanlığın bittiği, ışığın doğduğu yere...
Var mı dedim kendini öldürecek yürek. Yok. G*t. Baktım o da yok. Bir ümit. Var. Nedir bilinmez ama bir ümit işte.
-Eminim ilk buluşmalarıdır.Kadın doğal. Kendisini beğendirmeye çalışmıyor. Bence adamdan bir beklentisi de şimdilik yok. Bu tip kadınlar uzun vade kadınlarıdır. Her şeyi çok uzun zamana yayarlar. Elini tutmak için bir ay, dudaklarını öpmek için altı ay beklersin. Kafalarındaki adama saklarlar her şeyi. Çoğunlukla o adamı bulamazlar. Bulduklarında adam yan daireye yeni taşınan komşunun kocasıdır.
İçkili restoranlarda, eve erken dönmek zorunda olan, hesabı evde ödeyen birileri her zaman olurdu.
Seçilmiş iki insandık ve efsaneleşecektik. Kuşaklar boyu anlatılacak o ölümsüz aşıkların ikisiydik. Bu çağa değil, masal sayfalarına aittik. Gerçek olmayacak kadar saf, inanılmayacak kadar narindik. Bugüne yakışacak bir şey değildik.
Kitap, klasik polisiye romanlar gibi değil aslında. Polisiye olarak başlıyor. Bir yerde üzerinde fazlaca işkence yapılmış bir ceset bulunuyor. Tam onu araştırırlarken başka bir işkenceli ceset daha bulunuyor. İzleri takip edip katili bulmaya çalışıyorlar. Ama bu arada da başka yerlerde başka planlar yapılıyor. Hatta çok önemli deneyler yapılıyor. Bu deneyler sonucunda aslında büyük görünen devletlerin çok daha önemli teknolojiler karşısında çaresiz kalışları anlatılıyor. Tekonojik bilgilerin ve şimdi silah olarak kullanılan bazı buluşların aslında dünya barışı için nasıl kullanılabileceği çok güzel anlatılmış, yeterki doğru ellerde olsunlar tabiki. Hikaye, kurgu, karekterler yerli yerinde ve güzel anlatılmış. Hikaye hiç sıkmıyor sadece bazı yerlerde sanki biraz bilerek uzatılmış gibi görünüyor. Derin devletlerin, istihbaratın ve polisiyenin karışımı, teknolojik bilgilerinde harmanlandığı güzel bir kurgu çıkmış ortaya. Ben beğendim. Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar..
Kitap o kadar samimi ve o kadar sürükleyici ki ben okuduktan sonra 3 arkadaşım daha okudu. Hepsi de "vay be ne kitapmış bir solukta okudum " yorumunu yaptı. Cenk Çalışır'ın kitaplarını her fırsatta arkadaşlarıma tavsiye ediyorum. Çok güzel bir kitap kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Dikkat spoiler içerir.
Komiser Hakan Işık, başkomiseri Nihat izindeyken bir cinayet vakasına gider. Maktulün kimliğini araştırırlar. Doğan Kara diye iddia edilen çocuk Çınar adında zeki ve parlak bir genç çıkar. Ancak ailesi ölmediğini iddia etmektedir. İşler iyice karışmaya başlar ve Bursa'da ilk cinayete yakın bir yerde ikinci cinayet işlenir. Zeki bir genç daha öldürülmüştür. Bu arada Bursa'da bir yıldırım ve gök gürlemesi duyulur. Yabancı istihbarat servisleri Türkiye'deki durumu endişe ile seyretmektedir. Cinayet soruşturmaları Bursa Cinayet Büro'dan alınır. Hakan istifa eder. Ancak Nihat bunu kabul etmez. Hakan abisi Gökhan'ı kendisinin öldürdüğünü düşündüğü için polis olmuştur. Nihat arkadaşı Çetin başkomiserin yardımı ile bilgilere ulaşır ve soruşturmayı alır. Acaba Yıldız Savaşları gerçek mi olacaktır? Cinayetler çözülecek midir? Çınar'ın katili kimdir? Yakınlarda mı aramak gerekmektedir? Hakan çocukluk aşkı Aylin'i bir daha görebilecek midir? Keyifle bir solukta okunan bir roman.
Dikkat spoiler içerir.
Başkomiser Fahri, Komiser Murat ve komiser yardımcısı Serdar ile Bursa'da işlenen bazı cinayetleri araştırmaktadır. En sonunda katil adayı Tayfun ölü ele geçirilir ve oynadığı bir bilgisayar oyunundan etkilendiği ortaya çıkar. Oyunu yazan Kerem Gil, bir Lord tarafından ikna edilir ve Sicilya'ya götürülür. Lord Beyaz Güneşin İnsanları adındaki gizli bir örgüt adına çalışmaktadır ve amaçları dünyayı ele geçirmektir. İngiltere'de de Racniş adlı Hintli bir hacker da Konsey adındaki bir örgüt tarafından kaçırılır. Konsey, Beyaz Güneşin İnsanları örgütünün amacına ulaşmasını engellemek için çalışmaktadır. Kerem'in oyunda yaptığı subluminal mesaj yöntemini büyük çaplı uygulamaya çalışırlar ama Konsey'in hackerları da boş durmaz. Bu arada Murat da müfettiş Deniz hanım ile tanışır. Deniz de Konsey'in safındadır. Acaba hangi taraf kazanacaktır. Yazar ana karakter olan Murat ile kitabın içinde konuşarak farklı ve eğlenceli bir yöntem denemiş. Keyifle bir solukta okunan bir roman.
ilk kez bir Türk polisiyesinden çok etkilendim o da bu kitap bence okumaya ve vakit ayırmaya kesinlikle değer :)
Oldukça ilginç bir kitap. Katili ararken aslında katilin birden fazla kişi olduğunu fark edeceksiniz. Bence bu hikayede en çok canı yanan Kenan olmuş. Sürükleyici bir kitap. Polisiye ilginiz varsa kesinlikle hoşunuza gidebilecek bir kitap. Bakalım siz katili kim seçiceksiniz?
Sıcağı sıcağına bitirdim ve taze taze bir yorum ile paylaşmak istediğim roman..
Öncelikle bunca senedir kitap okuyorum, böyle bir yazım tekniği ile ilk kez karşılaştım. Bu yazarın okuduğum 2.kitabı. ve hani polisiye, fantastik, bilim-kurgu diyerek sınıflandırma yapamadım. Zaten yazar da bunu istiyor ve ilerleyen sayfalarda dile getiriyor.
Kitap 3 ana karakterden oluşuyor, Kerem, Racniş ve esas oğlan Murat..
Murat için ilk başta şu yorumu yapıyor insan; bu fantezi dünyasıyla cinayet mi çözebilir? Öyle ya erotizmin içine girmese de yazar, erkek kahramanı için kıyısından, köşesinden geçiyor. Aslında yazar erkeklere her kadının çanta da keklik olmadığını anlatıyor, mesaj güzel burada..
Ilk cinayetle birlikte olaya dahil oluyorsunuz merakla, anlamlandırmak istiyorsunuz bu nefret ve kin dolu ölümleri ama olay örgüsü bir anda diğer kahramanlara kayıyor ve siz dağılıyor kurgu diye düşünürken, aksine birbirine bağlanan bir oluşum içinde buluyorsunuz kendinizi..
Yazar bu roman için bilgi manasında da iyi hazırlanmış, ben isimler Türkçe olmasa cidden bir yabancı yazarı okuduğumu düşündüm çok yer de..
Ama sonu maalesef beklediğim gibi bitmiyordu.. Okuyanlar olursa, ne demek istediğimi anlayacaklardır 🤗🤗🤗
Okuduğum ilk polisiye roman. Sayesinde polisiyeye olan ilgim arttı. Olayların kurgusu çok başarılı. Kesinlikle ilgi alanına giren herkesin vakit ayrılması gereken bir roman.
Kitabın türü polisiye olarak geçiyor ama polisiyeden ziyade daha psikolojik yönü olan bir kitap. Buram buram polisiye bekleyerek kitaba başlarsanız sıkılabilirsiniz. Kitap bize sorgu odasının derinliğini daha çok anlatıyor. Komiserimizin şüphelilere yaklaşımı ve olayı çözümlemek için kendi kafasında kurguladıklarını da okuyoruz.
Sağlam bir polisiye okumak isteyenlere tavsiye edebileceğim kitapların başında çok kolay ilk sıralarda yer alabilecek bir kitap. Ben beğendim. Tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cenk Çalışır
Unvan:
Reklamcılık ve Otomobil Sektöründe Çalıştı.
Doğum:
Balıkesir, 1967
ÖZGEÇMİŞ

Cenk Çalışır 1967 Balıkesir doğumlu. Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü'ni bitirdikten sonra Bursa'ya yerleşti. Basın ve otomobil sektörlerinde değişik departmanlarda görev aldıktan sonra reklam dünyasına yöneldi. Bu karar ile oluşturduğu stüdyosunda reklam ve tanıtım fotoğrafçılığı üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Evli ve bir çocuk babası.

Satranç Cinayetleri, yazarın ilk çalışması.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 129 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 47 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.