Marshall Berman

Marshall Berman

Yazar
8.8/10
16 Kişi
·
36
Okunma
·
4
Beğeni
·
787
Gösterim
Adı:
Marshall Berman
Unvan:
Hümanist Marksist ve Teorisyen.
Doğum:
New York, ABD, 24 Kasım 1940
Ölüm:
New York, ABD, 11 Eylül 2013
Marksizmle Maceram', 20. Yüzyılın bu Marksist filozofuna dair ince ipuçları barındırmakta: Genç Berman’ın babası, New York’ta tekstil sanayisinin farklı kollarında yıllarca didinir durur. Ancak kalbi, henüz 48’ine gelmeden piyasanın vahşiliğine yenik düşer. İntikam almak isteyen oğlu, nereden ve nasıl başlaması gerektiğini bilememektedir. Birkaç yıl sonra Columbia Üniversitesi’nde öğrenciyken Marks’ın 1844 El Yazmaları’nı keşfeder ve tanesi 50 sentten yirmi tane alıp çevresindekilere dağıtır.

Berman’ın Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor kitabı ise özellikle doksanların başucu kitaplarından biriydi. Berman bu kitapta Marks’ı modernist perspektifle ele almış, moderniteyi ise Marksist eleştirinin çemberi içine çekerek eleştirmişti.

Modern olmak, biraz da sürekli kaygılı, sıkıntılı; özgürlüğü ve gerçekliği arayan açmazdaki birey olmak demektir. Tıpkı grip aşısı olmak gibi işte; vücuda çok az modernite alarak, hastalığa karşı yeni bir zırh geliştiriyoruz. Modernliğe karşı bizi aşılayan düşünürlere de bu açıdan sıcak bakabiliyoruz.

Berman’ın deneyimi, modernizmin biyografisini çıkaracak düzeyde ileri gidebilmeyi göze almış bir çalışmaydı. Modern dünyada kendini evinde hissedebilmeyi öne almışlara dair ince bir tokattı aslında.
Bir düşüncenin modern insanlara
ulaşabilmesi ve onları değiştirebilmesi için
pazarlanması ve satılması gerekir.
İvan Karamazov, her şey bir yana,
çocukların ölümünü düşündükçe evrene geliş biletini iade etmek istediğini söyler.

Ama iade etmez.

Böyle yapmaktansa savaşmayı ve sevmeyi sürdürür; sürdürmeyi sürdürür.
Göründüğü kadarıyla makinalar bile hayat bulurken, en önemlisinden bazı insanî duygular ölmektedir.
Yaşadığımız günlerde , her şey kendi karşıtına gebe görünüyor. İnsan emeğini azaltmak ve verimlendirmek gibi harika bir güç bahsedilmiş olan makinelere aç açına sahip oluyor , onlar için çalışıp duruyoruz. Yepyeni servet kaynakları , meşum bir büyüyle ihtiyaç doğuran kaynaklara dönüşüveriyor. Sanatın zaferleri kişiliğin yitirilmesi pahasına elde ediliyor sanki. İnsanlık doğaya hükmettikçe , insan öteki insanlara ya da kendi lanetine köle oluyor. Bilimin arı ışığı bile , etrafı cehaletin karanlığıyla kaplanmadıkça parlayamaz gibi görünüyor.
Artık bir çok insan için, yüzyıllardır süren modernleşme projesi felaketle biten bir hata, kozmik bir yıkım ve şer eylemi gibi görünüyor.
-Marx
Peşlerinde kadim ve hürmete şayan bir önyargılar ve kanaatler silsilesini sürükleyen tüm durgun , donuk ilişkiler silinip süpürülüyor ; yeni ortaya çıkan her şey daha kemikleşmeden miadını dolduruyor. Katı olan her şey buharlaşıp gidiyor , kutsal olan her şey dünyevileşiyor ve en sonunda insanlar hayatlarının gerçek koşullarıyla ve diğer insanlarla ilişkileriyle yüzleşmeye zorlanıyor.
Baskıcı bir toplum, insanların sosyal kimlikleriyle -oynamak zorunda bırakıldıkları roller- gerçek kimlikleri arasında radikal bir uçurum oluşturur. Montesquieu bireysel kimliği sorun olarak gören ilk düşünürlerden biridir. Baskıcı bir toplumda zaten var olduğu düşünülemez, o elde edilmelidir: Böyle bir sistemin içinde insanlar kendileri olamazlar, kendileri olabilmek için sisteme karşı mücadele verilmelidir. Hizmetkarlık rolüyle “doğası bozulan” bireyler, ancak bu bağımlılığı alaşağı ederek birey olabilirler. Ayaklanma, baskıcı bir toplumun izin verdiği tek özgünlük biçimidir ve doğa baskılandığı zaman ayaklanma kaçınılmazdır. Devrim eylemi, doğanın dengesini yeniden düzenler.
Modern olmak, bizlere serüven, güç, coşku, gelişme, kendimizi ve dünyayı dönüştürme olanakları vaat eden; ama bir yandan da sahip olduğumuz her şeyi yok etmekle tehdit eden bir ortamda bulmaktır kendimizi.
476 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
“Peşlerinde kadim ve hürmete şayan önyargılar ve kanatler silsilenisi sürükleyen tüm durgun, donuk ilişkiler silinip süpürülüyor; yeni ortaya çıkan her şey daha kemikleşemeden miadını dolduruyor. Katı olan her şey buharlaşıp havaya karışıyor, kutsal olan her şey dünyevileşiyor ve sonunda insanlar kendi hayatlarının gerçek koşullarıyla ve diğer insanlarla ilişkileriyle yüzleşmeye zorlanıyorlar”

[Komünist Manifesto, Karl Marx-Friedrich Engels, 1848]
476 syf.
·Beğendi·10/10
bundan 5-6 yıl önceydi sanırsam. mimar olan kuzenim bir kitap aradığından ve bulamadığından bahsetmişti. tabii o zaman kitapçı olduğum için bir kaç gün içinde buldum kitabı. arkasını okudum, içindekiler kısmını okudum. kuzene telefon açtım. kitabı buldum ama önce ben okuyacağım dedim. "tamam, acelem yok, yeter ki ben de okuyabileyim!" dedi. aslında okuduktan sonra kuzene veresim gelmemişti kitabı ama beni hiç haberim olmayan bir kitaptan haberdar etmiş olduğu için de ona borçluydum. kitabı okuyup, kendisine teslim ettim ama ayrılmak da zor geldi açıkçası. yazar Karl Marx'ın "katı olan her şey buharlaşıyor" tespitinden yola çıkarak bize muazzam bir modernite, özellikle de mimari ve edebiyat bakımından bir modernite eleştirisi sunuyor. kitabı bir şekil de bulup da okumak gibi bir niyetiniz olursa size tavsiyem önce en azından 'Kant' okumanızdır. o zamanlar ben henüz okumamıştım ve keşke okusaydım demiştim. elinize geçer ise hiç tereddüt etmeden okuyun derim . . .
292 syf.
Berman 60 olaylarının da etkisiyle böyle coşkun bir kitap yazdım diyerek güzel bir giriş yapıyor. Seneler sonra yapılan baskıya yazdığı önsözde kitabın oluşumunu anlatmış. Herkesin sokağa döküldüğü bir dönemde özgünlük önemli bir problem gibi görünmüyor ancak sokak deneyimlerinin çeşitliliği görülünce anlaşılıyor diyor. Marksist eserleri okudukça kafamda dönüp duran kendini gerçekleştirme isteğini de açıklayan bir kitaptı. Bu bireyselliği ve kendini gerçekleştirmeyi haksız bir şekilde liberal politikalara feda ettiklerini söylüyor. Radikal fikirlerin kollektif olmayı öğütlediğinin de yanlışlığını gösteriyor. Marksizme en çok yüklenilen durumlardan biri bu da. İnsanın özgünlüğünü en çok destekleyen düşünce aslında. Modernizmle de kendini gerçekleştirmenin neye evrildiğini, neresinde durmamız gerektiğini göstermiş Aydınlanmacılar ile.

Kitap Montesquieu, Pascal ve Rousseau ile benlik sorununa odaklanıyor. Çok yaratıcı bir okuma oldu benim için. Yakın zamanda Pascal ve Montesquieu okumuştum. Berman metin nasıl okunur ders verdi neredeyse bana. Bağlamıyla ele almanın dışında bir problematikle okumanın yararını Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor kitabıyla da göstermişti. Bu kitapta daha spesifik bir konuya odaklandığı için daha görünürdü yapmaya çalıştığı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Marshall Berman
Unvan:
Hümanist Marksist ve Teorisyen.
Doğum:
New York, ABD, 24 Kasım 1940
Ölüm:
New York, ABD, 11 Eylül 2013
Marksizmle Maceram', 20. Yüzyılın bu Marksist filozofuna dair ince ipuçları barındırmakta: Genç Berman’ın babası, New York’ta tekstil sanayisinin farklı kollarında yıllarca didinir durur. Ancak kalbi, henüz 48’ine gelmeden piyasanın vahşiliğine yenik düşer. İntikam almak isteyen oğlu, nereden ve nasıl başlaması gerektiğini bilememektedir. Birkaç yıl sonra Columbia Üniversitesi’nde öğrenciyken Marks’ın 1844 El Yazmaları’nı keşfeder ve tanesi 50 sentten yirmi tane alıp çevresindekilere dağıtır.

Berman’ın Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor kitabı ise özellikle doksanların başucu kitaplarından biriydi. Berman bu kitapta Marks’ı modernist perspektifle ele almış, moderniteyi ise Marksist eleştirinin çemberi içine çekerek eleştirmişti.

Modern olmak, biraz da sürekli kaygılı, sıkıntılı; özgürlüğü ve gerçekliği arayan açmazdaki birey olmak demektir. Tıpkı grip aşısı olmak gibi işte; vücuda çok az modernite alarak, hastalığa karşı yeni bir zırh geliştiriyoruz. Modernliğe karşı bizi aşılayan düşünürlere de bu açıdan sıcak bakabiliyoruz.

Berman’ın deneyimi, modernizmin biyografisini çıkaracak düzeyde ileri gidebilmeyi göze almış bir çalışmaydı. Modern dünyada kendini evinde hissedebilmeyi öne almışlara dair ince bir tokattı aslında.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 36 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 56 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.