Kırmızı; Ordu mu, Aşk mı?
Siyah; Kilise mi, Ölüm mü?
Okuyun en iyisi, kararını kendiniz verin…
Fransız edebiyatında realizm akımının öncüsü olan Stendhal, 1827 yılında, kilisede işlediği bir cinayetten dolayı, ölüm cezasına çarptırılan Berthet adındaki papaz okulu öğrencisinin, gazeteden okuduğu davasından esinlenerek bu romanı kaleme alıyor.
Romanın ana karakteri Julien Sorel, Fransa’da küçük bir kasabada keresteci bir babanın oğludur. Annesi yok, kardeşleri özellikle de babası tarafından sevilmiyor.
Fransa’nın alt tabakasına mensup Julien, Napolyon hayranıdır. Kitapta bol bol Napolyon ve dönemini okuyoruz.
Kitabın temel özü, toplumsal sınıf mücadelesi. Dönemin Fransa’sında sınıf atlamanın iki yolu var; ya asker olup orduda başarı sağlayacaksın, ya da saygın bir din adamı olacaksın.
Yükselme hırsı ile dolu olan Julien, orduda başarı sağlayamayacağını düşündüğü için, inançsız olduğu halde, toplum içinde iyi bir yer sahibi olmak için dine yöneliyor.
Oldukça zeki ve çalışkan Julien, yükselmek için bir papazdan Latince öğrenir, din dersleri alır, çeşitli kitaplar okuyarak kendini geliştirir. Bu yolda hızla ilerleyen Julien’in kitap boyunca kendi içinde yaşadığı çatışmaları ve sınıf atlama mücadelesini okuyoruz.
Ana karakterin ahlaktan yoksun olmasını gerçekçi buldum ve kitabın en sevdiğim yanı bu oldu. Yazar yarattığı karakter için “bütün toplumla savaşa girişen zavallı bir insan” demiş.
Kitap Napolyon Bonapart’ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan restorasyon dönemini ustaca anlatmış. Siyasi, dini, sosyolojik aynı zamanda psikolojik bir roman. Eşitlik, sınıfsal farklılık, sosyal statü alt metin olarak işlenmiş.
Bölümler halinde yazılmış kitabın gerçek değeri yayınlandıktan 50 yıl sonra anlaşılmış.
Kitabın ana karakteri ile yazarının hayatı paralel, benzerlikler