Stendhal

Kırmızı ve Siyah yazarı
Yazar
7.9/10
2.452 Kişi
16,4bin
Okunma
1.109
Beğeni
47,4bin
Görüntülenme

Stendhal Yorumları ve İncelemeleri

Stendhal yorumları ve incelemelerini, Stendhal kitabı hakkındaki okur görüşlerini , Stendhal puanlarını 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
7/10
·647 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2024 16:56
1830’da yayımlanan ve Türkçeye ilk kez 1941’de çevrilen Kırmızı ve Siyah, dünya edebiyatının en büyük, en güçlü gerçekçi yazarlarından biri olan Fransız romancı Stendhal’in başyapıtıdır. Stendhal hayattayken eserleri pek ilgi görmemiş. Ancak ölümünden iki yıl sonra unutulmasın diye arkadaşlarının kitaplarını yeniden bastırması ile gündeme gelmiş. Zamanın eleştirmenlerinden övgüler alsa da yine okurların ilgisini çekmemiş. Ancak 20. Yüzyılın başında okunup, sevilmeye başlamış. Emile Zola onu doğalcılık akımının babası saymış, Andre Gide psikolojik romanın yaratıcısı olarak nitelemiş. Romanı “sokağa tutulmuş bir ayna” olarak niteleyen Stendahl’ın eserleri gerçekçiliğin ilk, en önemli ve güçlü örnekleridir. Stendhal için 19.yüzyıl Fransız edebiyatını saran romantik gerçekçiliğin en ilerici görüşlere sahip yazarı da diyebiliriz . Kitap adını, ordunun kırmızı giysilerinden ve ruhban sınıfının siyah cüppelerinden alır, o dönemde kırmızı renk devrim ve imparatorluğu siyah ise kiliseyi temsil etmekteydi. Kırmızı ve Siyah, Restorasyon Fransa'sını anlatır. Roman, Napolyon’un Waterloo’da yenilmesinden sonra başlayıp, 1830'lara kadar uzanan dönemi kapsar. O yılların temel özelliği, Fransız Devrimi’nin kazanımlarının ortadan kaldırılmasıdır. Kırmızı ve Siyahın kaynağı gerçek hayata dayanır, Stendhal bir gazetede okuduğu bir olayı romanının konusu yapar. Bu olay Berthet olayıdır. Olayı araştırdım, Kırmızı ve Siyah'la birebir örtüştüğünü farkettim. Kitapla ilgili ipucu vermemek için detaylı yazamıyorum. Ancak romanın tek kaynağı Berthet olayı değildir yine aynı devirde yaşanmış olan Laforgue olayı da Stendhal'ın romanına kaynak olmuştur. Ancak bütün bu gerçek hayata dayalı kaynaklara rağmen Kırmızı Ve Siyah bir anahtar romanı olarak kabul edilmemeli. Az önce sözünü ettiğim
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,6bin okunma
10/10
·652 syf.··
2022 95. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2022 23:02
"İşte uygarlığınızın güzelim mucizesi! Aşkı en sıradan iş haline getirdiniz." 19. Yy Fransa'sının toplumsal mücadelelerinde, devrin ve aşkın o karanlık döneminde yükselmek için, oyunu soyluların, rahiplerin ya da sistemin istediği gibi mi oynamak zorundayız?.. Öncelikle kitap iki kısımdan oluşuyor ve bana göre ilk kısmında biraz Aşk-ı Memnu havası estirse de aslında dönemin toplumsal ve siyasi yapısı üzerinde fazlasıyla duruluyor-ki odak aslında bu kısım, ilk kitap bitince daha net fark ediliyor. İncelememde içeriğin ve karakterlerin detaylı bireysel tasvirlerine de girmek isterdim çünkü bu kitap hakkında söylenecek çok şey var ancak fazla uzun olacak, bu yüzden bu kısım okuyucuya kalsın diyerek Kırmızı ve Siyah için kısaca şöyle bir değerlendirme yapabilirim, gerçekten içerik olarak çok iyi ve kaliteli ancak bazı kitaplar vardır, size göre dönemseldir, yani "oturup okuyayım, kafamı dağıtayım" kitabı değil bu, biraz ağır ve bazı bölümlerde odak dağılabiliyor. Bu da bence Stendhal'in, Fransız İhtilali ve Napolyon'un iktidar sürecinde geçen icraatları ve toplumsal yapıya getirdiği eleştirilerle dolu dönem üzerinden ilerlemesi kökenli, ancak tabii ki de bu çerçeveye sığdırmak yeterli değil, Kırmızı ve Siyah zamanının çok ötesindedir. Soylular ve halk arasındaki bariz toplumsal sınıflandırmanın ve aşağılayıcı tavırların, yükselme hırsının ve bu uğurda yapılan haksızlıkların, kişisel çıkarların, aşkın ve ihtirasın çok yoğun olarak hissedildiği bir roman ve Stendhal bu noktada bize şunu söylüyor : "İnsan bilgin olabilir, becerikli olabilir, ama ya yürek! Yüreklilik öğrenilmez." Keyifli okumalar...
Edebiyat
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,6bin okunma
Reklam
9/10
·652 syf.··
Beğendi
·
2019 44. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2019 18:45
Her sabah kendinizi kocaman bir yalandan ibaret dünyanın kucağına bıraktığınızın kaçınız farkında? Gözleri hırstan, kibirden, dalkavukluktan, ikiyüzlülükten parlayan bu kalabalığa her sabah karışıyor olmak nasıl bir duygu? Binlerce insanın binlerin arasında yalnız hissetmesi, yaş aldıkça yalnızlaşmak, toplumdan daha stabil yaşamaya çalışmak ya da hepimizin kafasından mutlaka bir kez geçmiş olan bi sahil kasabasına yerleşme fikri, insanlar arasında tercih edilmiş bu yalnızlığın sonucu mudur? Bilemiyorum Altan. Hikayemiz tam da burda başlıyor. Bu kitabı aşk romanıdır diye düşünüp, dağınık kafamı biraz toplasın diye okumaya başladım. Aksine beni çok sinirlendiren bir okuma oldu. Yaşar Kemal’in ve Orhan Pamuk’un dilinden düşmeyen Parma Manastırı öncesinde girizgah olması adına önceliği bu kitaba verdim. Stendhal’ın Fransız edebiyatındaki gerçekçilik akımının en önemli yazarlarından biri olduğunu bu kitabı okuduğumda öğrendim, neden sinirlenmiş olduğumu da o zaman anladım. “Fransa’da kibirden başka bir şey göremiyorum.” sf(360) Bu kitabın bana kalırsa en can alıcı cümlesi buydu. Fransız Devriminin etkileri henüz tazeyken 1799 yılında Cumhuriyet ve devrim yanlısı Napolyon’un iktidara gelmesi şüphesiz Fransa’da dengeleri değiştirmiştir. Stendhal kendisi de Napolyon’un yaklaşık yirmi yıla yakın süren savaşlarında savaşmış, romandaki gerçeklik de anladığım kadarıyla bu savaşlar sayesinde bu derece gerçek anlatılmış. Yazar her ne kadar kitapta Napolyon’un icraatlarından övgüyle söz etse de, daha sonra ki yıllarda Napolyon’un da zaaflarına, ihtirasına yenik düşerek ülkeye Monarşi’yi tekrar geri getirişini eleştiriyor. Toplumsal sınıflandırmanın en çok hissedildiği Fransa’da soylu sınıfı ve ayrıcalıklı ruhban sınıfı, halkın tekrar örgütlenip kendilerini giyotine geçirmesinden
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,6bin okunma
SPOİLER UYARISI!!
Puan vermedi·592 syf.··
2026 12. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 17:24
Fransız edebiyatıyla aram oldukca iyidir aslında  ama  bu romanla aramıza mesafe koyabilirim.   19. yüzyıl Fransız romanlarındaki o uzun psikolojik çözümlemeler, toplumsal statü mücadeleleri ve karakterlerin bitmek bilmeyen iç hesaplaşmaları bilindik hikaye ve  kuşkusuz Stendhal' da güçlü bir gözlemci ve yetenekli bir yazar. İnsan ruhunun karmaşıklığını, dönemin toplumsal yapısını ve sınıf çatışmalarını başarılı bir şekilde aktarmıs ama yazarın yaşadığı dönemin siyasi ve sosyal atmosferi romana o kadar yoğun bir şekilde sinmiş ki, bu durum cok yorucuydu. Edebi değerini inkar etmek mümkün değil ama her değerli eser aynı zamanda keyifli olacak  ya da sevilecek anlamına gelmiyor. Yüzlerce sayfa boyunca Julien'in kibri, kararsızlığı ve çelişkileri beni fazlasıyla rahatsız etti. Bir an tutkularının peşinden giden, bir an toplumun onayını arayan, bir an sevdiğini söyleyip bir sonraki anda her şeyi bir hesap meselesine dönüştüren bu karakterle bağ kurmakta zorlandım. Onun iç çatışmalarını derinlik olarak görmekten çok, aynı döngülerin tekrar tekrar yaşanması beni cok sıktı. Başarısızlıklarının önemli bir kısmı toplumdan değil, kendi gururundan ve bitmek bilmeyen hırslarından kaynaklıydı. Mathilde ve Madame de Renal' de  benim için ayrı birer iticilik unsuruydu. Bu yüzden romandaki ilişkiler duygusal bir yakınlık yaratmak yerine çoğu zaman yorucu bir güç mücadelesi gibi hissettirdi. Madame de Rênal ile yaşadığı yasak aşk çok yapaydı başlarda, gerçi sonunu getiren de bu aşk oldu. Mademoiselle de La Mole ise bambaşka bir uçtaydı, sevgiyle değil, tutkuyla ve gururla hareket eden bir karakterdi. Julien'e duyduğu ilgi bile çoğu zaman onun kişiliğinden çok, onu diğer erkeklerden farklı ve ulaşılması zor bulmasından kaynaklanıyormuş gibi hissettirdi. İkisi arasındaki ilişki de samimi
1000Kitap
Kırmızı ve SiyahStendhal · İletişim Yayınları · 201812,6bin okunma
Anlaşılmayanın Anlaşıldığına Dair:
9/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2025 94. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 19:14
Stendhal’in bu eseri, bir kadına beslediği karşılıksız aşkın sonucunda ortaya çıkıyor. Ancak aynı zamanda bu bir toplumsal gözlem, eleştiri ve öz-eleştiridir. Böyle bir eseri yazabilmesi, kendi duygularının bilincinde olduğu anlamına gelir; yani kendisinden uzaklaşıp kendisini eleştirdiği anlamına gelir. Zaten kendisinden başka bir kişiymiş gibi bahsetmesi de eleştirel bir tutum içinde olduğunu gösteriyor. Stendhal, duyguların tözünün açıklanamayacağını söylüyor; yani “aşk”ın nasıl oluştuğunu açıklayamam, ancak ortada aşk varsa, o aşkı felsefi olarak açıklamaya çalışabilirim diyor. Böylelikle deneyimlediği ve gözlemlediği şeyler sonucunda “bu çılgınlığı” açıklamaya çalışıyor. Kitapta şöyle bir cümle geçiyor: “Düşü bir kenara kaydetmek, şimdide öldürmek demektir, çünkü felsefenin yollarında incelemeye başlamış demektir insan düşlediğini…” (s. 55) Stendhal, duyguların ve düşüncelerin yazıya dökülemeyeceğini söylüyor, çünkü yazıya dökülürse artık içte yaşanan bir şey değil, her yönüyle incelenen bir şey haline gelir. Bundan dolayı Stendhal’in kendi duygularının bilincinde olup bu duyguları yazıya döküp incelemesinden, onun eleştirel bir tutum içinde olduğunu çıkarabiliriz. Az önce söylediğim üzere felsefi bir açıklama diyorum; çünkü bu bir roman değil. Stendhal, bu eserin herkes tarafından anlaşılamayacağını yazdığı üç ön sözde belirtiyor. Zira çok fazla tepki almış ve aldığı tepkiler üzerine eserini güncelleyip düşüncelerine notlar düşmüş. Yazdığı ön sözlere rağmen bu eseri roman diye tanımlayacak biri olursa, o kişi Stendhal’in “kitabın kapağını başlamadan kapatsın” dediği kişilerdendir. Ayrıca düşüncelere önem vermeyen, hayal dünyasını tatmamış ve her şeye pozitif yaklaşan kişilerin de bu kitabı anlamayacağını söylüyor. Tabii bir de aşkı, bu çılgınlığı
Edebiyat
Aşka DairStendhal · Yapı Kredi Yayınları · 2024311 okunma
Yaşadı… Sevdi… Yazdı…
9/10
·647 syf.··
Beğendi
·
2023 148. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2023 22:39
Kırmızı; Ordu mu, Aşk mı? Siyah; Kilise mi, Ölüm mü? Okuyun en iyisi, kararını kendiniz verin… Fransız edebiyatında realizm akımının öncüsü olan Stendhal, 1827 yılında, kilisede işlediği bir cinayetten dolayı, ölüm cezasına çarptırılan Berthet adındaki papaz okulu öğrencisinin, gazeteden okuduğu davasından esinlenerek bu romanı kaleme alıyor. Romanın ana karakteri Julien Sorel, Fransa’da küçük bir kasabada keresteci bir babanın oğludur. Annesi yok, kardeşleri özellikle de babası tarafından sevilmiyor. Fransa’nın alt tabakasına mensup Julien, Napolyon hayranıdır. Kitapta bol bol Napolyon ve dönemini okuyoruz. Kitabın temel özü, toplumsal sınıf mücadelesi. Dönemin Fransa’sında sınıf atlamanın iki yolu var; ya asker olup orduda başarı sağlayacaksın, ya da saygın bir din adamı olacaksın. Yükselme hırsı ile dolu olan Julien, orduda başarı sağlayamayacağını düşündüğü için, inançsız olduğu halde, toplum içinde iyi bir yer sahibi olmak için dine yöneliyor. Oldukça zeki ve çalışkan Julien, yükselmek için bir papazdan Latince öğrenir, din dersleri alır, çeşitli kitaplar okuyarak kendini geliştirir. Bu yolda hızla ilerleyen Julien’in kitap boyunca kendi içinde yaşadığı çatışmaları ve sınıf atlama mücadelesini okuyoruz. Ana karakterin ahlaktan yoksun olmasını gerçekçi buldum ve kitabın en sevdiğim yanı bu oldu. Yazar yarattığı karakter için “bütün toplumla savaşa girişen zavallı bir insan” demiş. Kitap Napolyon Bonapart’ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan restorasyon dönemini ustaca anlatmış. Siyasi, dini, sosyolojik aynı zamanda psikolojik bir roman. Eşitlik, sınıfsal farklılık, sosyal statü alt metin olarak işlenmiş. Bölümler halinde yazılmış kitabın gerçek değeri yayınlandıktan 50 yıl sonra anlaşılmış. Kitabın ana karakteri ile yazarının hayatı paralel, benzerlikler
Smra_YPL
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,6bin okunma
Reklam
Reklam