Tarryn Fisher

Tarryn Fisher

Yazar
8.1/10
346 Kişi
·
620
Okunma
·
38
Beğeni
·
3.005
Gösterim
Adı:
Tarryn Fisher
Unvan:
Güney Afrikalı Yazar
Doğum:
Johannesburg, Güney Afrika
Tarryn Fisher, çocukken yetimleri yakalayan bir köpekle ilgili bir seri yazdı. Arkadaşları tarafından çok beğenilince beşinci sınıftayken yazar olmaya karar verdi. Ailesi ve lamaları Milton ve Mort ile Washington'da yaşıyor.
Kimse beni böyle sarmamıştı daha önce.
Kaçmalı mıydım, yoksa hayatımın sonuna kadar sıkı sıkı sarılmalı mıydım, bilemiyordum.
Kusurlu sanatı seviyodum. Michelangelo'nun lorenzo heykelinin ayağını desteklemek için uzanan eğri zemin, mona lisa' nın olmayan kaşları. Kusurlar cidden küsümseniyodu. Onlara oldukları gibi baktığınızda çok daha güzeldiler.
Güvende olan kimdi? Hiç kimse. Dünyada hiçbir zaman güvende olmayacağımızı garantileyen çok fazla kötü şey vardı.
“Birine böylesine âşık olma hissini hatırlamak istiyorum. Sadece birine de değil. Charlie’ye böylesine aşık olma hissini hatırlamak istiyorum.”
“Öldü mü?”
İki kez sorması gerekmişti.
“Benim için öldü.”
“Nerede?”
“Dışarılarda bir yerlerde bencilliğiyle yaşıyor.”
344 syf.
Daha önce yazarın İlik kitabını okumuş ve yazarın dilini beğenmiş olmama rağmen Siyah Damar kadar sevememiştim. Yazar sizi gerçekten geriyor ve ne olacak diye merakla okuyorsunuz ilk 100 sayfa biraz sıktı ama sonra kitap öyle ilerliyor ki nasıl bittiğinin farkına varmıyorsunuz. Psikolojik gerilim olmasına rağmen aşkın da olduğu güzel bir hikâyeydi. Yazar her ne kadar kadın karakteri betimlemiş olsa da ben Isaac'ı daha çok sevdim. Değişik bir kitap arayışındaysanız tavsiye ederim.
312 syf.
·6 günde
Hırsız "Love Me With lies" serisinin son kitabı birinci seri fırsatçı Olivia tarafından anlatılıyordu okuduğum da çok sevmiştim ikinci seri tehlikeli kızıl leah tarafından anlatılıyor du kadını sevmemiştim son kitabıda iki kadınında sevdiği adam Caleb tarafından anlatılıyor en sevdiğim seri hırsız serisi oldu bu seriyi bir senedir bekledim ve çok etkilendim çok güzeldi bu tarz birşeyler arıyorsanız kaçırmayın etkileneceksiniz.
312 syf.
·4/10
Serinin 3. imiş bu bilgiye yeni nail olduğum için minnak bir utanç içerisindeyim :( konu neydi ne değildi pek net değil hafızamda verdiğim puan buna örnek :/ benden geçerli not alamamış dolayısıyla okumanızı öneriyormuyum cıkss önermiyorum çok isteyen olursa okuyabilir ama elbette.
344 syf.
·10/10
Bir kulübedesin. (kulübe dediğime bakma aslında ev)

Arkanda bir uçurum var.

Önünde ise sonu yokmuş gibi uzanan bir beyazlık.

Kar yağıyor. Ve asla durmuyor.

Gitmek istiyorsun ama etrafın elektrikli tellerle çevrili.

Tabii önceden dışarı çıkamıyordun. Çıkamıyordunuz.

Seninle birlikte hapis hayatına sürüklenmiş biri var. Adı Isaac.

Onunla karşılaştığınız gün hayatının bittiğini düşündüğün gündü.

Bu evde neden onunla birlikte olduğunu anlayamıyorsun. Hiçbir şey mantıklı gelmiyor. Yiyecekler stoklanmış, elektrik var ama bir yandan da gitme ihtimali var. Çıldırmamak için kendini zor tutuyorsun.

Isaac’le hayatının bittiğini düşündüğün gün karşılaştınız demiştim ya. İşte o gün birisi sana tecavüz etmişti. Sen bağırmamıştın bile. İşini bitirip siktir olup gitmişti ve sen hayattan koparılmış bir şekilde, nereye gittiğini umursamayarak ilerlerken onunla karşılaştın. Isaac, doktor.

Seninle o ilgileniyor, yaralarını kapatıyor, iyileşmen için elinden geleni yapıyor. Yanında duruyor, seni yalnız bırakmıyor. Aslında onun da gideceği bir yer vardı ama sen çıktın karşısına. Seni bırakamadı. Bu anlattıklarım sana basit bir aşk hikayesi gibi gelmesin. Öyle düşünürsen çok yanılırsın.

Bir gün atlı karıncadayken sana hislerinden bahsetti, ertesi gün sen uzaklaştırma emri çıkardın. Çünkü sen ne yaptığını, nasıl hissettiğini bilmiyorsun. Kendini tanımıyorsun. Isaac’i kendi ellerinde uzaklaştırdın.

O, şimdi seninle birlikte kulübede ama evli. Karısı hamile. Yakında baba olacak. Peki öyleyse neden yanında?

O kulübede yaşadığınız günlerin yarısından çoğu boş geçiyor. Bazen sen ölecek noktaya geliyorsun, bazen de o. Birbirinizi kolluyorsunuz. Ölmeye izin yok.

O kulübede yaşadığınız günlerden birinde Isaac, seninle karşılaşmasının bir tesadüf olduğuna inanmadığını söylüyor. Konuşuyor, kaldıramıyorsun. Gözüne bir perde çekmişsin, çünkü böyle yaşamak daha kolay.

İşte bu kulübe senin gözlerinin önündeki o kalın, siyah perdeleri kaldırıyor. Biraz geç oluyor ama gerçekleri görebiliyorsun. Görüyorsun, bu evden nefret ediyorsun ama nefret edemiyorsun. Minnettarsın ama bir yandan da bunu yapanı öldüresin var.

Yukarıda anlattıklarım sadece kapak yazısı olur. Daha fazlası var ama detay vermiyorum. Çünkü rüya mı, gerçek mi diye düşünerek ikilemde kalman lazım. Aynı benim gibi.

Bu depresiflik akan, karınca adımlarıyla ilerlediği halde hiç sıkmayan kitabı okumalısın. Tarryn Fisher’ın bir konuyu alıp nasıl mükemmel hale getirdiğini görmeli, yarattığı karakterlerin gücünü hissetmelisin.

Ne kadar muhteşem bir kitap olduğunu sadece şu cümleyle anlatabilirim.

Ben kitabı bitirdikten sonra o uçurumdan aşağı düştüm.
184 syf.
·4/10
Masalları sevmem, bu yüzden bu kitap ortalama bir kitaptı benim için. Yine de çok kötü değildi, merak ettirdi, ne olacak diye bir beklenti içine soktu. Açıkçası olayın net bir açıklamasını öğrenmek, okumak istemiyorum.

Tek kitap şeklinde kalsın, seri devamını okumayayım diye düşünüyorum. Fikrim değişmez sanırsam.
344 syf.
·8/10
Etrafta ses sade yok, insan yok, sadece kar ve hem de bol bol kar.Dışarıda kar, içeride iç hesaplaşmalar olarak ilerliyor kitabımız.

Senna, otuz beş yaşında bir yazar.Tek başına yaşamakta.Birlikte hapsedildiği adam ise eskiden birlikte yaşadığı,onu hem bedenen hem de ruhen tedavi eden doktor Isaac.

İkisi birlikte hayatta kalmaya çalışıyorlar.Onları hapseden "bakıcı" yiyecek bırakmış, bir süre idare edecek kadar.Bu süre içerisinde Senna'nın anılarına tanıklık ediyoruz.Daha derine inecek olursak ; (hafif spoiler içerir) Senna tecavüze uğramış ve meme kanserine yakalanmış bir kadın.Gerisi siz düşünün.

Kitap yaklaşık 350 sayfa ve oldukça akıcı.İlk yüz sayfada biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim; ama daha sonra işler ilginçleşmeye başladı ve bir anda kitap beni yuttu.Ne olduğunu anlayamadan bitiverdi.

Dram, romantizm, vazgeçiş ve hayata tutunma...

Mutlaka okuyun :'')
344 syf.
·15 günde·Beğendi
Çok bunalım, tam anlamıyla SİYAH DAMAR.
Bu tarz kitapları sevdiğim için çok zevk alarak okudum çalışmıyor olsaydım iki günde biterdi ama doğruyu söylemek gerekirse bitsin istemedim.
Yazarın anlatımını sevdim sonunu çok daha farklı bekledim şok olmasamda biraz şaşırmayı isterdim, sesiz sakin bitti ama kirabı sevdim.
344 syf.
·2 günde·8/10
Kitap beklediğimden daha iyi çıktı, yazar güzel kurgulamış ve sunmuş. Karakterler ve duyguları çok yoğundu, genel olarak beğendim.

Ayrıntılı yorum için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...er-kitap-yorumu.html
344 syf.
Tarryn Fisher'ın beynine sıradışı bir yolculuk daha.Gerçekten güzel bir kitap.Yazar geçmiş ve günümüzü çok iyi harmanlıyor her kitabında ve anlatımı,yazım dili muazzam. anlattığı konular ve tarzı çok sıra dışı ,klişelerden uzak ve okurken zevk alıyorsunuz ama garip bir şekilde gerilip,boğazınıza bir yumru oturtuyor...Her kitabı mutlaka okunulası bir yazar.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Sevdiğim iki yazar olan Tarryn Fisher ve Collen Hoover’ın birlikte yazdığı Asla Asla ile ilgili kısacık yorum yapacağım. Kısacık olma sebebi kitabın da kısacık olmasından kaynaklanıyor. Bir kaç yerde okuduğum kadarıyla 3 kitaplık bir seri olacak. Kitabın sayfa sayısı 184 sayfacık. 3 kitap olduğu düşünülürse bu kısalıkta giriş, gelişme ve sonuç olarak bakabiliriz seriye diye bir şaka yapmak geldi içimden.

Ortalama olarak okuduğum kitapların 400 sayfadan fazla olmaları dolayısıyla biraz garipsediğimi hatta iki yazarın yazmış olduğundan dolayı da bende sadece sayfa sayısı olarak bir hayal kırıklığı yarattığını belirtmek isterim. Bir kitaba başlayıp en azından kurgudaki bir kaç sorunu halledip öyle bitirmek beni tatmin ederdi. Tadı damağımda kalamadı bu yönden baktığımda. Kitap arka kapak yazısını okuyarak sizlere fazlaca bir spoiler vermeden kitabı anlatmaya çalışacağım. Neden arka kapağı okumadım derseniz Tarryn Fisher ve Collen Hoover yani ne diyebilirim ki isimleri yeter kitabı okumak için. Arka kapak yazısına bakmaya gerek yoktu.

Tanıtım yazısına baktım ve baya açıklayıcı bir özet olmuş sadece bir detay var ki zaten kitabın bitişi de o detayla oldu, kitabın ilerleyen bölümleri için merak içerisinde kalmama yetti. Yani harika bir kurgu var okuyacağınız, tek sıkıntı devam kitaplarını beklemek olacaktır. Acaba yazarlar tek kitap yazdı da yayınevi politikası kitabı 3 kitap olarak çıkartalım filan mı dediler. Kafamda deli deli sorularla kaldım :) Okuyun hiç bir şekilde pişmanlık duymayacağınız kısacık bir kitap olacak.

Yazarları kısaca hatırlatayım: Collen Hoover’ı Umutsuz ve Çirkin Aşk kitaplarını okuduğum kadarıyla tanıyorum. Kendisine drama kraliçesi diyebiliriz bence. Kitaplarında genellikle dram ağırlıklı ögeler bulabilirsiniz. Kalemi sağlam yazarlardandır.

Tarryn Fisher ise epeyce kitabını okuyup çok sevdiğim bir yazar. Kalemi, kurgusu harika bir yazardır. Çevrilen kitaplarından Fırsatçı, Hırsız, Tehlikeli Kızıl (Bunlar seri kitaplarıydı ve gerçekten çok güzeldi) ve S*iktir Et Aşkı (bu kitabı da çok sevdiğimi hatırlıyorum) okudum ve yazarın kalemi hakkında oldukça güzel düşüncelerim var. Yazarın bir de gerilim romanları var fakat ben fazla strese gelemediğimden henüz cesaret edip okuyamadım, benim yüzümden yani okunmamaları.

Yazımın başında da belirttiğim gibi kitabın sayfa sayısı 184, Epsilon Yayınlarından çıkan kitabın çevirisini Nihal Yormaz yapmış.

Keyifli okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tarryn Fisher
Unvan:
Güney Afrikalı Yazar
Doğum:
Johannesburg, Güney Afrika
Tarryn Fisher, çocukken yetimleri yakalayan bir köpekle ilgili bir seri yazdı. Arkadaşları tarafından çok beğenilince beşinci sınıftayken yazar olmaya karar verdi. Ailesi ve lamaları Milton ve Mort ile Washington'da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 38 okur beğendi.
  • 620 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 291 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları