Tarryn Fisher

Tarryn Fisher

Yazar
7.9/10
490 Kişi
·
1.060
Okunma
·
45
Beğeni
·
4111
Gösterim
Adı:
Tarryn Fisher
Unvan:
Güney Afrikalı Yazar
Doğum:
Johannesburg, Güney Afrika
Tarryn Fisher, çocukken yetimleri yakalayan bir köpekle ilgili bir seri yazdı. Arkadaşları tarafından çok beğenilince beşinci sınıftayken yazar olmaya karar verdi. Ailesi ve lamaları Milton ve Mort ile Washington'da yaşıyor.
Kimse beni böyle sarmamıştı daha önce.
Kaçmalı mıydım, yoksa hayatımın sonuna kadar sıkı sıkı sarılmalı mıydım, bilemiyordum.
Kusurlu sanatı seviyodum. Michelangelo'nun lorenzo heykelinin ayağını desteklemek için uzanan eğri zemin, mona lisa' nın olmayan kaşları. Kusurlar cidden küsümseniyodu. Onlara oldukları gibi baktığınızda çok daha güzeldiler.
“Birine böylesine âşık olma hissini hatırlamak istiyorum. Sadece birine de değil. Charlie’ye böylesine aşık olma hissini hatırlamak istiyorum.”
344 syf.
Daha önce yazarın İlik kitabını okumuş ve yazarın dilini beğenmiş olmama rağmen Siyah Damar kadar sevememiştim. Yazar sizi gerçekten geriyor ve ne olacak diye merakla okuyorsunuz ilk 100 sayfa biraz sıktı ama sonra kitap öyle ilerliyor ki nasıl bittiğinin farkına varmıyorsunuz. Psikolojik gerilim olmasına rağmen aşkın da olduğu güzel bir hikâyeydi. Yazar her ne kadar kadın karakteri betimlemiş olsa da ben Isaac'ı daha çok sevdim. Değişik bir kitap arayışındaysanız tavsiye ederim.
312 syf.
·1 günde·2/10
Serinin ilk kitabı Fırsatçı'yı sevmemiştim. Fakat yaşananların Caleb tarafını da okumak istediğim için -özellikle ilk kitapta niye yaptın diye saçımı başımı yolduğum olayın sebebini öğrenmek için- seriye devam ettim.

İkinci kitaba yorum dahi yazmadım çünkü gerek yok. Komple ikinci kitaba gerek yok. Hatta bu konunun seri olmasına bile gerek yok. Sırf üçüncü kitapta olaylar Caleb'in gözünden anlatıldığı için katlandım ikinci kitaba. Hadi bir de olayları Leah'dan dinleyelim diye düşünmüş herhalde yazar. İkinci kitapta da Caleb'den bol bol nefret edelim istemiş de olabilir tabi...

Gelelim serinin son kitabının yorumuna. Yorumun bundan sonraki bölümü spoilerli olacak.

İlk kitaptan sonra Caleb niye Olivia'yı aldattı diye kafayı yemiştim. Üçüncü kitap boyunca da merak ettiğim tek şey buydu. Bilin bakalım ne oldu? Meğer Olivia'yı aldatmamış! Ee o zaman Olivia bunları basınca niye açıklama yapmadı? Çünkü Olivia sevmeyi bilmiyor. Yani şunları yazmak bile saçma geliyor. Cidden mi Caleb? Zaten bolca güven sorunu olan kız arkadaşı kendisini başka bir kadınla samimi bir hâlde basıyor, yapması gerek tek şey yaşananları anlatıp Olivia'yı ikna etmekken Caleb kıza sen sevmeyi bilmiyorsun diyor. Sonuç olarak Olivia, Caleb kendisini aldattı sanıp, ikili için dönüşü olmayan bir yola giriyor.

Caleb o kadar dengesiz bir adamdı ki okurken delirdim. Daha net olmak gerekirse Caleb tüm seri boyunca aşağı yukarı şöyleydi:
-Olivia, seni seviyorum. (Olivia ayrılmak ister, Caleb sorgulamadan kızı bırakır. Gidip başka kızları hamile bırakır.)
-Olivia, seni seviyorum. (Gören herkesin evet bu adam sevgilisini aldatıyordur diyeceği bir pozisyonda Olivia'ya yakalanır. Olivia beni niye aldattın deyince, açıklama yapıp aldatmadığını söylemez. Olivia senelerce Caleb kendisini aldattı sanır. Ayrılılar)
-Olivia, seni seviyorum. (Leah ile evlenir.)
-Olivia, seni seviyorum, karımdan ayrılacağım. (Leah'dan çocuk yapar.)
-Olivia, seni seviyorum. (Leah'dan boşanmıştır ama hayatına eski sevgilisini sokar.)
Falan filan... Özetle Caleb, Olivia'yı seviyor ama başka kadınlarla birlikte olmaktan da asla vazgeçmiyor. Karaktersiz, omurgasız ama çok aşık. Daha doğrusu yazar bunun aşk olduğunu düşünmemizi istiyor. Caleb'in ki daha çok hastalık. Karaktersiz ve omurgasız bir adam olduğu için de aşığım kafasıyla herkesin hayatını mahvediyor. Kısacası Caleb; âşığım deyip asla aşkına sadık olamayan, rezil, dengesiz herifin biri.

Olivia ise ayrı bir anlamsız karakter. Caleb'den asla kopamıyor, başı derde girince ilk Caleb'e koşuyor, Caleb ile birlikte olup kocasını aldatıyor, Caleb artık kocandan ayrıl, ikimiz birlikte olalım deyince hayır diyor. Sebep? Doğru olan kocası ile olmasıymış. Gerçekten daha ne kadar saçmalanabilir dedikçe bunlar oluyor. Hatta Olivia, kocasından bebek falan yapmak istiyor. Ama kocasını aldatıyor da... Nasıl sakin kalıp bu seriyi bitirebildim şaşırıyorum bu olanları düşündükçe. Hayatımda okuduğum en kötü karakterler de listenin başına yerleşti Caleb ve Olivia. Dolu dolu nefret ettim ikisinden de.

Tarryn Fisher okurken; sürekli bir bıçak darbesi yiyormuş gibi hissediyorum. Yazarın olayı acı çektirmek ve aslında bunu seviyorum. Zira bunu başarmak çok zor. Fakat olayları, karakterleri hatta komple serinin tamamını hiç mi hiç sevmedim bu yüzden ne yazık ki önermiyorum.
316 syf.
·1 günde·2/10
Tarryn Fisher sevdiğim bir yazar. Yazara sevgimin en büyük sebebi Siyah Damar kitabı. Siyah Damar'ı o kadar sevdim, okurken o kadar kırık hissettim ki... Bu sebeple yazarın diğer kitaplarından da beklentim büyüktü. Gel gelelim bu kitap beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı.

Kitap hakkında doya doya konuşmak istediğimden, yorumun spoilerli olacağını belirterek başlıyorum.

Kitabı başlarda çok sevdim. Yıllar sonra karşılaşan sevgililer, birinin hafızasını kaybetmiş olması, kitabı okurken beni çok meraklandırdı. İkilinin geçmişini okumayı da aynı şekilde çok sevdim. İlk tanışmaları, Caleb'in bilerek basket kaçırması çok keyifle okuduğum kısımlardı. Gel gelelim ilk ayrılıklarından sonra kitap bambaşka bir hâle gelmeye başladı. Kitapla ilgili iyi ve güzel olan ne varsa hepsi bitti.

Babası yüzünden sevme ve sevilme konusunda yaşadığı sıkıntılardan dolayı Olivia bana Siyah Damar'da ki Senna karakterini hatırlattı. Senna'yı çok sevdiğim için Olivia'yı da çok sevdim. Caleb ile sevgi konusunda ki korkusundan dolayı ayrılması gayet anlayabildiğim bir durumdu. Anlayamadığım Caleb'in, daha bir gün önce gayet samimi olduğu sevgilisi, ertesi gün ayrılmak isteyince hiç sorgulamadan kabul etmesiydi. Yahu insan bir sormaz mı? Ne oldu da ayrılmak istiyorsun, niye benden kaçıyorsun demez mi? Caleb demedi. Hatta Olivia ile ayrıldıktan sonra başka kızlarla hayatına devam etti.

Olivia'yı her şeye rağmen çok sevmiştim. Caleb'den sevdiği hâlde ayrılıp başka insanlarla şansını denemek istemesine bile kızmadım. Fakat Caleb'in sevgilisini kürtaj olmaya götürdüğü kısım Olivia'ya dair tüm sevgimi bitirdi. Gerçekten bu noktadan sonra Olivia'yı bomboş hislerle okudum. Caleb'i seviyorum, onu geri almak zorundayım mantığıyla yaptığı bu hareket çok rezil bir hareketti.

Sonra bu ikili barıştı, birbirlerine deli gibi âşık oldular, Caleb getirdi Olivia'yı ailesiyle tanıştırdı. Her şey gayet güzel giderken kürtaj olayı kadar rezil bir olay daha patlak verdi. Caleb, Olivia'yı aldattı. Sebep? Olivia sevmekten korkuyormuş, Caleb bu durumdan yorulmuş. Ee ayrılsaysın o zaman kızdan. Olur mu öyle şey! Olivia'ya deli divane âşıkmış. Ama aldatabiliyor. Öyle bir aşk yani. Her ne kadar Olivia'ya karşı hiçbir sevgim kalmasa da Caleb'i kendini aldatırken bastığı kısımda çok üzüldüm. Kaldı ki cidden bu kadar âşıkken Caleb'in böyle bir şey yapması gerçekten inanılmazdı.

Bu noktadan sonra olanlar yüzünden ikili birbirinden tamamen koptu. 3 yıl görüşmediler. Ta ki Caleb, hafızasını kaybene kadar. Olivia geçmişten hiç bahsetmeden Caleb ile tekrar tanıştı. Tabi Caleb'in hayatında bir de Leah var ki işin içine o da girdi. İkili yine bulaşamadı. Birbirlerini deli gibi sevseler de sevgileri ancak rezil şeyler yapmalarına sebep verdi.

Kitapta karakterler çok anlamsız şeyler yapsa da Caleb'in Olivia'ya bu kadar âşıkken tutup da onu aldatması hâlâ bana en anlamsız gelen olay. Cidden öyle bir aşk ki Olivia'dan ayrıldıktan sonra deli gibi acı çekiyor, hayatına Leah girmesine rağmen Olivia'nın özleminden ölüyor, sırf Olivia ile tekrar tanışmak için tüm hayatını değiştirecek bir oyun oynuyor. Niye aldattın o zaman be adam! Zaten kitap boyu Caleb dengesiz işler yaptı. Seviyor ama aldatıyor. Sevip unutamıyor ama başkasıyla evlenip çocuk yapıyor. Hastalıklı bir şekilde birbirlerine âşıklar ama kavuşamıyorlar.

Tarryn Fisher, yine özgünlüğünü ortaya koyduğu için kitabı okurken siniri de heyecanı da sonuna kadar hissettim. Yazarın kalemininin bu kadar güçlü oluşunu çok seviyorum gel gelelim karakterler, yaşanan olaylar hiç hoşuma gitmedi. Epey farklı bir kitap olsa da benim beklentilerimi karşılamadı.
312 syf.
·6 günde
Hırsız "Love Me With lies" serisinin son kitabı birinci seri fırsatçı Olivia tarafından anlatılıyordu okuduğum da çok sevmiştim ikinci seri tehlikeli kızıl leah tarafından anlatılıyor du kadını sevmemiştim son kitabıda iki kadınında sevdiği adam Caleb tarafından anlatılıyor en sevdiğim seri hırsız serisi oldu bu seriyi bir senedir bekledim ve çok etkilendim çok güzeldi bu tarz birşeyler arıyorsanız kaçırmayın etkileneceksiniz.
344 syf.
·10/10
Bir kulübedesin. (kulübe dediğime bakma aslında ev)

Arkanda bir uçurum var.

Önünde ise sonu yokmuş gibi uzanan bir beyazlık.

Kar yağıyor. Ve asla durmuyor.

Gitmek istiyorsun ama etrafın elektrikli tellerle çevrili.

Tabii önceden dışarı çıkamıyordun. Çıkamıyordunuz.

Seninle birlikte hapis hayatına sürüklenmiş biri var. Adı Isaac.

Onunla karşılaştığınız gün hayatının bittiğini düşündüğün gündü.

Bu evde neden onunla birlikte olduğunu anlayamıyorsun. Hiçbir şey mantıklı gelmiyor. Yiyecekler stoklanmış, elektrik var ama bir yandan da gitme ihtimali var. Çıldırmamak için kendini zor tutuyorsun.

Isaac’le hayatının bittiğini düşündüğün gün karşılaştınız demiştim ya. İşte o gün birisi sana tecavüz etmişti. Sen bağırmamıştın bile. İşini bitirip siktir olup gitmişti ve sen hayattan koparılmış bir şekilde, nereye gittiğini umursamayarak ilerlerken onunla karşılaştın. Isaac, doktor.

Seninle o ilgileniyor, yaralarını kapatıyor, iyileşmen için elinden geleni yapıyor. Yanında duruyor, seni yalnız bırakmıyor. Aslında onun da gideceği bir yer vardı ama sen çıktın karşısına. Seni bırakamadı. Bu anlattıklarım sana basit bir aşk hikayesi gibi gelmesin. Öyle düşünürsen çok yanılırsın.

Bir gün atlı karıncadayken sana hislerinden bahsetti, ertesi gün sen uzaklaştırma emri çıkardın. Çünkü sen ne yaptığını, nasıl hissettiğini bilmiyorsun. Kendini tanımıyorsun. Isaac’i kendi ellerinde uzaklaştırdın.

O, şimdi seninle birlikte kulübede ama evli. Karısı hamile. Yakında baba olacak. Peki öyleyse neden yanında?

O kulübede yaşadığınız günlerin yarısından çoğu boş geçiyor. Bazen sen ölecek noktaya geliyorsun, bazen de o. Birbirinizi kolluyorsunuz. Ölmeye izin yok.

O kulübede yaşadığınız günlerden birinde Isaac, seninle karşılaşmasının bir tesadüf olduğuna inanmadığını söylüyor. Konuşuyor, kaldıramıyorsun. Gözüne bir perde çekmişsin, çünkü böyle yaşamak daha kolay.

İşte bu kulübe senin gözlerinin önündeki o kalın, siyah perdeleri kaldırıyor. Biraz geç oluyor ama gerçekleri görebiliyorsun. Görüyorsun, bu evden nefret ediyorsun ama nefret edemiyorsun. Minnettarsın ama bir yandan da bunu yapanı öldüresin var.

Yukarıda anlattıklarım sadece kapak yazısı olur. Daha fazlası var ama detay vermiyorum. Çünkü rüya mı, gerçek mi diye düşünerek ikilemde kalman lazım. Aynı benim gibi.

Bu depresiflik akan, karınca adımlarıyla ilerlediği halde hiç sıkmayan kitabı okumalısın. Tarryn Fisher’ın bir konuyu alıp nasıl mükemmel hale getirdiğini görmeli, yarattığı karakterlerin gücünü hissetmelisin.

Ne kadar muhteşem bir kitap olduğunu sadece şu cümleyle anlatabilirim.

Ben kitabı bitirdikten sonra o uçurumdan aşağı düştüm.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Tarryn Fisher'dan okuduğum kitapların çoğunu sevmesem de yazarın, yazım tarzını çok seviyorum. Colleen Hoover'ın ne yazım tarzını ne de kitaplarını seviyorum. Özellikle Çirkin Aşk kitabıyla aramızda büyük bir husumet var diyebilirim. Hâl böyle olunca, Asla Asla'yı, herhangi bir beklentiye girmeden okumaya başladım.

Kitabı genel anlamda sevdim. Charlie ve Silas'ın, bir anda, tüm yaşadıklarını unutması, kendi hayatlarıyla ilgili hiçbir şey hatırlamayan bu ikilinin, geçmişlerini hatırlamak ve başlarına bu olayın gelme sebebini öğrenmek için bir araya gelmesi ilginç bir hikaye olmuş bence. Konusunun bu kadar farklı oluşu, merak duygumun hiç azalmaması da kitabı sevmemin en büyük sebebi zaten.

Bu kitapta, bazı olayların sebebi ortaya çıksa da, asıl sırlar devam kitabında ortaya çıkacak belli ki. Özellikle kitabın son sayfası devam kitabı için büyük bir merak uyandırdı ben de. Direkt devam kitabını okumaya başlıyorum.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitabı 2. Kere okuyunca, incelememi güncellemek istedim :) Epsilon yayınları, bu güzel serinin devam kitaplarını 2 yıl sonra basabildi çok şükür.
2 ve 3.yü aynı kitaba basmalarına çok sevindim.
İlk kitabın sonu öyle bir yerde bitti ki, meraktan çatlasam da ilk kitabı tekrar okumak istedim :)
Ben bu yazarın kalemine bayılıyorum. Çerezlik kitap okumak istediğimde gözü kapalı seçtiğim yazar Colleen Hoover ;)
Konusu çok özgün, büyülü gerçeklik türünden hoşlanıyorsanız bayılırsınız. 187 sayfa su gibi aktı gitti, dizi izler gibi okuyorsunuz :)
İki sevgili, aynı anda yakın geçmiş hafızalarını kaybediyorlar, hafızalarını ararken birbirlerini tekrar keşfediyorlar. 2. Defa bayılarak okudum :)
Okuru bol olsun
Colleen Hoover Tarryn Fisher
344 syf.
·8/10
Etrafta ses sade yok, insan yok, sadece kar ve hem de bol bol kar.Dışarıda kar, içeride iç hesaplaşmalar olarak ilerliyor kitabımız.

Senna, otuz beş yaşında bir yazar.Tek başına yaşamakta.Birlikte hapsedildiği adam ise eskiden birlikte yaşadığı,onu hem bedenen hem de ruhen tedavi eden doktor Isaac.

İkisi birlikte hayatta kalmaya çalışıyorlar.Onları hapseden "bakıcı" yiyecek bırakmış, bir süre idare edecek kadar.Bu süre içerisinde Senna'nın anılarına tanıklık ediyoruz.Daha derine inecek olursak ; (hafif spoiler içerir) Senna tecavüze uğramış ve meme kanserine yakalanmış bir kadın.Gerisi siz düşünün.

Kitap yaklaşık 350 sayfa ve oldukça akıcı.İlk yüz sayfada biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim; ama daha sonra işler ilginçleşmeye başladı ve bir anda kitap beni yuttu.Ne olduğunu anlayamadan bitiverdi.

Dram, romantizm, vazgeçiş ve hayata tutunma...

Mutlaka okuyun :'')
312 syf.
·4/10
Serinin 3. imiş bu bilgiye yeni nail olduğum için minnak bir utanç içerisindeyim :( konu neydi ne değildi pek net değil hafızamda verdiğim puan buna örnek :/ benden geçerli not alamamış dolayısıyla okumanızı öneriyormuyum cıkss önermiyorum çok isteyen olursa okuyabilir ama elbette.
344 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Senna ve Isaac hiç bilmedikleri soğuk bir evin farklı odalarında uyanırlar. Neden orada birlikte olduklarına dair en ufak fikirleri dahi yoktur. Bulundukları odanın dolaplarında kendi bedenlerine uygun kıyafetler bulurlar. Böylece birinin onları buraya kapattığını anlarlar...

Tarryn Fisher'dan daha önce Beni Yalanlarımla Sev serisini okumuş ve çok keyif almıştım. Onun dışında Coollen Hoover ile ortak yazmış olduğu "Asla Asla" isimli kitabı okumuş ve yine sevmiştim. Bu kitabı bitirdikten sonra da şunu fark ettim: bu yazar ne yazsa beni çok etkilemeyi başarıyor. Bu da yazarın başarılı olduğu anlamına gelir. Siyah Damar okunması çok kolay bir kitap değil bence, oldukça karışık ve zaman kavramı belirtilmiyor. Ama bu kitabı daha çekici ve etkileyici bir hale sokuyor. Ben okurken sevdim, etkilendim, üzüldüm...

Tarryn Fisher'a başlamak istiyorsanız çok tavsiye etmem ama. Eğer bu yazarın kitaplarını okumak istiyorsanız "Love Me With Lies" serisi ile başlamanızı tavsiye ederim. Ardından bu kitaba geçebilirsiniz. Keyifli okumalar:)

Yazarın biyografisi

Adı:
Tarryn Fisher
Unvan:
Güney Afrikalı Yazar
Doğum:
Johannesburg, Güney Afrika
Tarryn Fisher, çocukken yetimleri yakalayan bir köpekle ilgili bir seri yazdı. Arkadaşları tarafından çok beğenilince beşinci sınıftayken yazar olmaya karar verdi. Ailesi ve lamaları Milton ve Mort ile Washington'da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 45 okur beğendi.
  • 1.060 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 469 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları