1000Kitap Logosu
Ahmet Tuncer Sümer

Ahmet Tuncer Sümer

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
9.4
8 Kişi
18
Okunma
2
Beğeni
530
Gösterim
Unvan
Yazar, editör, araştırmacı
Doğum
Adıyaman, 21 Mart 1943
Yaşamı
21 Mart 1943 Adıyaman Besni doğumlu. İlk ve orta öğrenimi Besni’de tamamladı. Liseyi Ankara Atatürk Lisesi’nde okudu. 1962’de Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi. Orada öğrenciyken 1 Ocak 1965’de devlet memuru olarak, o zamanki adıyla Devlet İstatistik Enstitüsü, Türkiye İstatistik Kurumu’nda göreve başladı. Türkiye İşçi Partisi’nin Ankara Çankaya ilçesinin, memur olduğu için üye olamadan, birçok çalışmasına katıldı. 1967’de Devlet İstatistik Enstitüsü temsilcisi olarak Erzurum’a atandı. Aynı tarihte Ankara Dil Tarih’teki öğrenci kaydını Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne aldırdı, üçüncü ve dördüncü sınıfları burada tamamladı ama mezun olmaya fırsat bulamadı. Erzurum FKF (Fikir Kulüpleri Federasyonu) sekreterliğinin kuruluşuna katıldı. 1967-1969 arası Erzurum’da yaşadı ve kaldığı iki yıl zarfında FKF’nin tüm eylemlerinde yer aldı. Yusuf Küpeli’nin genel başkan olduğu 4 Ocak 1968 FKF kongresinde, Tuncer Sümer genel yönetim kurulu üyeliğine seçildi. Aralık ayında da Devlet İstatistik Enstitüsü’nden istifa etmek zorunda kaldı. 1969 yazını Hüseyin İnan’la birlikte Ankara’da geçirdi. Aynı yılın ekim ayında Hüseyin İnan ve arkadaşlarıyla birlikte El Fetih’te gerilla eğitimi için Filistin’e gitti ve İsrail mevzilerinde baskınlara katıldı. 1 Şubat 1970’de Türkiye’ye dönüşünde on arkadaşıyla birlikte Diyarbakır’da yakalandı. Yaklaşık sekiz ay Diyarbakır Cezaevi’nde kaldı. Tahliye olduktan sonra ODTÜ Yurtları’nın 201-202 numaralı odalarında arkadaşlarıyla birlikte THKO’nun (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) kırsal alan hazırlık çalışmalarına başladı. 1971’in ocak ayından itibaren 31 Mayıs’a kadar Nurhak dağ kadrosunun, başından sonuna, içinde yer aldı. Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan ve Kadir Manga’nın öldürülmesinden sonra tekrar Filistin’e gitti. Mahkeme 18 arkadaşı için idam kararı verince Türkiye’ye döndü ve bir ihbar üzerine Pazarcık’ta yakalandı. THKO-2 davasında yargılandı ve on beş yıl ceza aldı. İki buçuk yıl Mamak Askeri Cezaevi’nde kaldı, bir yıl da Niğde Cezaevi’nde. 1 Şubat 1975’de, Af Yasası ve Anayasa Mahkemesi kararıyla Niğde Cezaevi’nden tahliye oldu. 12 Eylül’e kadar iki yıl DİSK Genel-İş Sendikası’nda çalıştı. 12 Eylül darbesinden sonra bir süre ticaretle uğraştı. 90’ların başında 68’liler Birliği Vakfı kurucuları arasında yer aldı, üç buçuk sene kadar vakfın yönetim kurulu üyeliği ve genel sekreterliği görevlerinde bulundu. Dört yıl GOSB Sanayicileri Dergisi’nin editörlüğünü yaptı. Yazar, editör ve araştırmacı. THKO ve yaşamı üzerine Devrim, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun Kuruluşu ve Kısa Mücadele Öyküsü (Evrim Yayınevi, 2012) adında bir kitap kaleme aldı. Evli ve bir çocuk babası.
208 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
Nurhak tanıklığı
Tuncer Sümer... 12 Mart cuntasına karşı canlarını ortaya koyan, hiçbir maddi ihtirasa kapılmadan Amerikan emperyalizmine karşı mücadele eden, Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençler olarak insiyatif alan devrimcilerden biri. Adıyaman Besni doğumlu. Dil tarih mezunu. Öyle ki, maddi zorluklar içinde okulu bırakmak zorunda kalacakken, mezun olabilmesi için Erzurum'a para gönderip ona bu imkanı sağlayan kişi, yoldaşı Hüseyin İnan. Hüseyin ile TİP vesilesiyle tanışıyorlar. Önce arkadaş, sonra yoldaş oluyorlar. Bu kitabın adı da zaten Hüseyin İnan'a sorulan bir sorunun yanıtı. Ne zaman dağa çıkacaksınız, diye soruyorlar Hüseyin'e. O da Erikler Çiçek Açınca diyor. Kitabın ilk kısımlarında Hüseyin İnan'i daha yakından tanıyoruz. Erikler Çiçek Açınca , Tuncer Sümer'in tanikliginda, o günleri anlatıyor bizlere. Hareket nasıl başladı, TİP hareketin neresindeydi, neden daha sonra dışarda bırakıldı, Hüseyin İnan'la tanışmaları, Filistin'deki el fetih kampındaki günleri, kampın hayalkırıklığı, Türkiye'ye dönüşleri, Deniz'leri idamdan kurtarma çabaları, ve Nurhak'lar... Nurhak dağları son muydu, yoksa sonun başlangıcimiydi? Şu kesin ki büyük bir yikimdi. Büyük bir acıydı. Ama daha da önemlisi, sorumluluklarini yerine getirememenin ezikligiydi. Nurhak dağları'nda Sinan Cemgil ve dört arkadaşı, Kizildere'de Mahir Çayan, Cihan Alptekin ve arkadaşları kahpece öldürüldüler. Deniz, Yusuf ve 'Dede' asildilar. Geriye bize onlardan çiğ gibi büyüyen sevgileri kaldı. Onlarin adıyla doğan bebekler onların acısını hafifletti. Kitabı okumanızı tavsiye ederim, çünkü bu anılar bize o günleri daha iyi anlamamızi sağlıyor. Ayrıca Hüseyin İnan ve Sinan Cemgil'i daha iyi tanıma fırsatını veriyor. Ve genel bir Türkiye ışığında, insanların, (sivil, resmi) bu harekete ve gençlere bakış açısını sunuyor.
Erikler Çiçek Açınca
Okuyacaklarıma Ekle
2
34
THKO kurucuları, mahkeme savunmalarında da açıkça anlatmaya çalıştıkları gibi her ortamda Kurtuluş Savaşı'nı savundular. Her türlü sömürüye ve sömürgeciliğe karşı, bağımsızlıkçı, anti emperyalist ve antikapitalist mücadeleye sahip çıktılar. Kemalist değildik. Yalnızca Kurtuluş Savaşı'nın ve Atatürk devrimlerinin kazanımlarına sahip çıktık. Kurtuluş Savaşı'nın, halkların ortak mücadelesiyle gerçekleştiğini düşünüyorduk. Verdiğimiz savaşı da Türk ve Kürt emekçi halklarının birlikte kazanacaklarına ve devrimin ancak böyle başarıya ulaşacağına inanıyorduk. Bu bi- zim nezdimizde "İkinci Kurtuluş Savaşı"ydı.
7