1000Kitap Logosu
Resim
KafkaOkur Dergisi

KafkaOkur Dergisi

Yazar
Dergi
BEĞEN
TAKİP ET
8.6
5bin Kişi
25,6bin
Okunma
3.737
Beğeni
48,9bin
Gösterim
Tam adı
ISSN: 2148-6824
Unvan
Edebiyat Dergisi
Doğum
2014
Yaşamı
Şiir, roman ve öykü okumayı seven edebiyatseverler için yayımlanan ‌KafkaOkur, Türk edebiyatı hakkında ufuk açan dergilerden biri. 2010 - Haziran, KAFKAOKUR Blog Kuruluş Tarihi 2014 - Ağustos, KAFKAOKUR Fikir, Sanat ve Edebiyat Dergisi Kuruluş Tarihi 2014 - Eylül, -İki Aylık- süreçle KAFKAOKUR Dergisi İlk Sayısının Çıkış Tarihi 2017 - Eylül, KAFKAOKUR dergisi yoluna -Aylık- süreçle devam ediyor. 2014 yılında basılı yayın hayatına başlayan ‌KafkaOkur, sanat haberlerinden röportajlara, klasiklerden amatörlere uzanan bir edebiyat derlemesi sunuyor. ‌Türkiye'nin en çok okunan edebiyat dergileri arasında yer alan yayın, 'Yılın En İyi Edebiyat Dergisi', 'Yılın En Başarılı Edebiyat Kültür Sanat Dergisi' gibi önemli ödüllere sahip. İçeriği kadar kapak görsellerindeki tarihe damga vurmuş isimlerin illüstrasyonlarıyla da okuyucuların dikkatini çekiyor.
53 syf.
·
10/10 puan
"Kalbimi kelimelerle doldurdum. Mektuplarım onun için parmaklarını yakıyor. Dudaklarını da yakacak. Dudaklarını ve bütün varlığını. Ben pervane değil, ateşim. Kıskanıyorum kelimeleri. Birer kelebek gibi sana uçuyorlar. Kelimeler senin kokunla sarhoş... Kimsin sen? Kadın veya serap. Tanrı'yı kıskanıyorum: seni beraber yarattık. O başladı, ben tamamladım. Sevmek yaratmak demektir." Kapakta Cemil Meriç var. Aslında derginin tamamının Cemil Meriç üzerine kurulu olduğunu düşünmüştüm ama öyle değilmiş. İlk birkaç sayfada Cemil Meriç'in hayat hikayesini, kendini Türkiye'ye adamasını, oğluyla olan röportajını okumuş olsak da diğer sayfalarda daha farklı şeylerle karşılaştım. Hayatımda ilk defa kafkaokur dergisi okudum. Belki de o gün öğretmenim hediye etmeseydi, hiç elime bile almayacaktım. Öğretmenim hediye etti falan filan ama evde öylece duruyor. Benim de elimde başka okuyacak kitap yok, e başlayayım madem dedim ve elime o alış o alış. O kadar güzeldi ki böyle bir şey beklemiyordum. Yazarlarla olan röportaj kısımları sıkıcı gelir falan diyordum ama o kısımları bile keyifle okudum. İçindeki alıntılar beni çok etkiledi. Öykü, anlatı, şiir, röportaj ve daha bir sürü şey... Çok keyifli bir zaman geçirdim elimde olduğu anlarda. İyi ki almışım elime. Bundan sonra da hiçbir sayısını kaçırmayı düşünmüyorum. Hatta yarın 3 tane daha alacağım. Ben siz de seversiniz diye düşünüyorum. Okuyacaklara iyi okumalar.
Okuyacaklarıma Ekle
56 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Bu incelemeyi Kafkaokur'un farklı, yaklaşık 10 dergisini okuduktan sonra yazıyorum. Dolayısıyla yazdıklarım derginin sadece bu sayısı adına değil, dergi hakkında genel bir incelemedir. 2021 yılında çokça edebiyat dergisi okuma hedefimin başlangıç dergisidir Kafkaokur. Kapaklarındaki sanatçıları anlatan yazıları gerçekten özenle hazırlanmış. Hakkını yiyemem. Kimi sayısını severek okudum, kimi sayısında vakit öldürdüm. Derginin editörü bir blog yazarı ve Kafka hayranıymış. Yayın hayatına büyük bir hevesle başladıkları belli. İlk sayılarıyla güzelde bir çıkış yakaladıktan sonra belli bir kitleye hitap etmeyi başarmışlar. Şimdi de pazarlama teknikleriyle dergiyi ayakta tuttuklarını düşünüyorum: Kapaktan sanatçıyı sakın kaldırma! Bundan birazdan bahsedeceğim. Derginin ilk sayıları -kim ne derse desin- gerçekten tatmin edici. Fakat sayılar ilerledikçe iş farklı bir boyuta ulaşmış: Derginin editörleri hayâllerini gerçekleştirdikten sonra iş ticarete mi döndü, monotonluğa mı sardı yoksa ellerinde malzeme mi kalmadı anlamadım. Sanki dergiyi bir dahaki aya yetiştirmek için sağdan soldan acele yazı istiyorlardı. Bir aceleye gelmişlik havası vardı bazı sayılarında. Yani ben öyle hissettim. 20. sayılardan sonra görselliği daha fazla önde tutup, sanatçıları pazarlamaya başladılar. Kapağa çok sevilen bir sanatçının resmini koy. 3-5 sayfa o sanatçıdan bahset, geri kalan 40 sayfayı da geneli sıkıcı denemeler, öyküler... Bunu, popüler edebiyat dergilerinin hepsi yapıyor: Masa, Kafa, Bavul, Ot, Fil, Kafka Okur... Size sesleniyorum! Dergileri, kapağına afilli bir Oğuz Atay resmi koymadan okutturun bize. Yani içindeki yazılar dolu olsun, kapağı olmasın. Ya da iki-üç aylık dergi çıkarın, kaliteli yazılar olsun. Hâlâ böyle bir dergi arayışı içerisindeyim. Şu anlık İzdiham dergisi favorim. Gerçekten kaliteli yazıları var. En azından İzdiham'ı bu dergilerle yan yana koyunca ayırt edebiliyorsun. Sanki bu dergiler hep bir yerden çıkıyor gibi birbirinin tekrarı ve benzeri. Sonuç olarak: Kafkaokur dergisi ne okunmaz diyenler kadar kötü ne de şahane diyenler kadar güzel. Yanisi, okunur. Kimi yazıyı atlarsınız kimi yazıyı severek okursunuz. Kimi sayıyı beğenir(gerçekten beğendiğim sayıları var) kimi sayıyı beğenmezsiniz. He bir de çok güzel ayraçları var, onlarıda biriktirebilirsiniz. Çok daha güzeli olabilir mi? Olabilir. Ben gerçekten edebiyat dergisi arıyorum. Öyle ki içerik yazarlarının isimleri bile aklıma kazınsın. Benim gibi dergi arayışı içinde olanlar Ot ve İzdiham dergisi incelemelerime göz atabilirler. Bir yandan Masa, Tuhaf, Kitap-lık dergilerini okuyorum. Yakında onlarında incelemelerini yazacağım nasipse. Herkese keyifli okumalar.
40 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
Yorumuma başlamadan önce itiraf etmek isterim ki, ben hayatım boyunca hiç edebiyat dergisi okumadım… Bu benim ilk dergim. Dergiyi kendimle vakit geçirdiğim bir gün eve dönerken markete sigara almak için girip ardından neden yeni bişey yapmıyorsun fikriyle gazete bölümüne giderken almaya karar verdim. Bölüme ilk göz gezdirirken dergilerin fiyatlarına bakıp neden bu kadar pahalılar diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Sonrasında hadi seç bir tane diye kendimi teşvik ettim. Gözüm iki kere okumuş olduğum Küçük Prens’in bulunduğu dergiye gittim. Kafka Okur, hakkında hiçbir fikrim bulunmayan bir dergi. Ama Küçük Prens aşığıyım… Dergi hakkında yorumum ise şöyle yazarın hayatıyla ilgili bilgi edinmek güzeldi. Lakin benim en çok hoşuma giden bölümler Sidal Yurt’un yazdığı Küçük Prens, Gül ve Tilki: Tanımak, Alışmak ve Bağ kurmak ve Erçin Işık’ın Utana Utana Kazanacağız denemeleriydi. Sidal Yurt’un dilinin nahifliği ve anlatımı o kadar güzeldi ki. Düşüncelerini düşüncelerime o kadar yakın buldum ki kendim bile şaşırdım. Erçin Işık’ın ise utanma duygusu hakkında düşüncelerine o kadar hak verdim ki… Utanma duygumuzdaki noksanlık sebebiyle bu durumda olduğumuza ikna oldum. Çok doğru cümlelerle düşüncelerime ve hislerime tercüman olmuş ikiside. Dergiyi çok beğendim. Hatta o kadar beğendim ki ilk dergiden başlayarak okumak istiyorum hepsini. Özellikle de Sidal Yurt ve Erçin Işık’ın yazılarını heyecanla bekleyeceğim. Edebiyat dergisi okumak çok hoş bir duyguymuş. Bilmediğim düşünmediğim çok fazla nokta varmış. Bunu farkettirdi bana. Artık dergi okumaya devam…
48 syf.
·
2 günde
her zamanki gibi kısa inceleme yapacağım. Sherlock Holmes seven biriyseniz eğer bu sayıyı alabilirsiniz. Sherlock Holmes ve onun yazarı olan Sir Arthur Conan Doyle’u ele alan yazılar var. Deneme türü yazılar beni hiçbir zaman cezbetmedi açıkçası ve halen de öyle. Neyse bu gereksiz detay idi. Sherlock Holmes severlere önerimdir. İyi günler hanımlar ve beyler.
Okuyacaklarıma Ekle
1
2
3
4
...
61
601 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.