Pascal Mercier

Lizbon'a Gece Treni yazarı
Yazar
8.0/10
416 Kişi
2.993
Okunma
119
Beğeni
13,3bin
Görüntülenme

Pascal Mercier Yorumları ve İncelemeleri

Pascal Mercier yorumları ve incelemelerini, Pascal Mercier kitabı hakkındaki okur görüşlerini , Pascal Mercier puanlarını 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
9/10
·416 syf.··
2024 44. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2024 16:47
Lizbona Gece Treni ismini ve kitabın Sia Yayınevi'nden çıkan deniz kıyısında kırmızı şemsiyesi ile gezen çifti görünce kitap sizde romantik bir yolculuk okuyacağınız fikri uyandırıyor. Kitabın bir yolculuk içerdiği doğru, ama pek romantik değil. Bern'de bir üniversitede antik diller öğretmeni olarak görev yapan Raimund Gregorius kapalı bir kutu gibi hayatını sürdürmektedir. Tekdüze bir yaşam süren Gregorius, seyahati sevmeyen, okuldan eve evden okula giden,yeniliklere kapalı bir insandır. Sırf bu yüzden eşi ile boşanmış kendisini Latince, Yunanca ve İbranice'ye vakfetmiştir, dünyası antik diller olmuştur. Sırf bu yüzden öğrencileri ona İbranice "Dünya" anlamına gelen "Mundus" lakabını takmışlardır. Başrolümüz bir gün köprüden intihar etmek üzere olan bir kadın görür ve ona engel olur. Kadının söylediği bir kelimeye adeta aşık olur. Belki de kelimenin kendisine değil fonetipine. Kadının kullandığı Potekizce'ye hayran olan Gregorius kadını sınıfa götürüp dersini dinletir-- sonra kadın pencereden kaçar. Yazarımızın hayat sineması buradan itibaren değişir. Hemen sıklıkla gittigi sahafa ugrayarak Portekizce kitaplar almaya karar verir. Sahafın tavsiyesi ile yaklaşık 50 yıllık bir kitabı incelemeye başlar. ""Prado'nun Sözlerin Kuyumcusu"" adlı eseri. Okudukca kitaba ve dile hayranlığı artar. Üniversite dekanına bir mektup yazarak yaşadığı aydınlanmayı Marcus Aurelius'un şu sözleri ile anlatır "Zor kullan bakalım, kendine zor kullan, ama daha sonra kendini saymaya ve saygı göstermeye zaman bulamayacaksın. Çünkü insanın bir tane hayatı vardır. O hayatı yaşarken kendine hiç dikkat etmedin, başkalarının mutluluğunu kendi mutluluğun saydın... Oysa kendi ruhlarındaki hareketleri dikkatle izlemeyenler mutlaka mutsuz olurlar." Hiç kendinden beklenmeyen bir hareket yaparak ani bi
Edebiyat & Roman
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,199 okunma
“LİZBON’A GECE TRENİ…”
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2023 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2023 00:00
Ana kahraman olan Raimund Gregorius, alışkanlıkların esiri tek düze bir yaşam süren mesleğinde başarılı bir Antik Diller öğretmenidir. Kirchenfeld Köprüsü’nde yaşadığı bir olay onun hayatının dönüm noktası olur. Orada yağmurlu bir havada çalıştığı liseye yetişmeye çalışırken, görüp etkilendiği ‘UM OUVRİVES DAS PALAVRAS’ (‘Sözlerin Kuyumcusu’) adlı kitabın yazarı Portekizli doktor Amadeu de Prado’yu arayıp bulmak, tanımak üzere ani bir kararla Bern’den Lizbon’a giden bir gece trenine atlar. Yaşamını tümüyle değiştirecek hem içsel hem fiziksel bir yolculuğa çıkar, ve bu güzel kitap böyle başlar.. Kitap dört bölümden oluşuyor ve kitap içinde sıkça ‘Sözlerin Kuyumcusu’ kitabından alıntılara yer veriliyor.. Seyahat ederken elinizden bırakmak istemeyeceğiniz farklı bir kitap. İyi yolculuklar…
Roman-Edebiyat
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,199 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 02:13
"Hayat, yaşadığımız şey değildir; hayat, yaşadığımızı hayal ettiğimiz şeydir..." Sevgili kitap, Nicedir senin gibisini okumamıştım. Bıraksam mı, bitirsem mi derken iki kez okudum ama yine de tam anlamıyla çözüp çözmediğimi bilemiyorum… Beni düşündüren, zorlayan, içine çeken ve bırakmayan bir kitaptın. Her satırında hayata dair sorgulamalarla boğuştum, hislerimin derinliklerinde kayboldum ve nihayetinde ölümle yüzleşmek zorunda kaldım. Olay örgün muazzam, ama ağır bir tempoda ilerleyerek bazı düşünceleri tekrar tekrar işlemenden dolayı zaman zaman yorulduğumu da hissettim. Bu kitap, bireysel olarak kendimi sorgulamama, edebi ve felsefi açıdan düşüncelerimi derinleştirmeme sebep oldu. Varoluşumun kazançlarını ve yok oluşumun kayıplarını bir pencere gibi açıp önüme serdin. Ve bunu yaparken beni yalnızca düşünmeye değil, hissetmeye de zorladın. Kitap boyunca Portekiz’in tarihi, mekânları ve atmosferi beni adeta içine çekti. O kadar etkileyici anlatılmış ki, gidip oraları yerinde görmek isteği içime düştü. Belki bir gün, bir köşeye oturup bu kitabı Lizbon’da yeniden okurum. Bu kitabı okurken elimden bırakmak istemesemde; bir cümlede saatlerce takılıp kaldığım anlar oldu. Yine de okumaya devam ettikçe insanlık için küçük ama benim için büyük keşiflerle dolu bir yolculuğa çıktım. Öyle bir kitap ki, sadece okuyup geçmek yetmez; derinlemesine incelenmeli, üzerinde düşünülmeli. Okuyup bitirdiğimde kendimi bir seviye daha yukarı taşıdığımı hissettim ve bu benim için büyük bir kazanım. Bu kitabın konusu hayat… Bu yüzden özet geçmek istemiyorum. Çünkü bu kitap anlatılmaz, yaşanır. Kendine güvenen okurlara sadece şunu söyleyebilirim: Buyurun, okuyun ve hissetmeye cesaret edin.
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20122,199 okunma
Bir yeniden keşif yolculuğu
9/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2025 204. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 23:50
Bir kitabı tekrar okuma alışkanlığım olmamasına rağmen bu eseri ilk okuduğumda anlamam gerekenleri tam olarak fark etmediğimi, tekrar okumam gereken bir kitap olduğunu hissederek yeniden okudum. Mercier kitap boyunca varoluşsal yükü ve yaşanmamışlık potansiyelimizi sürekli sorguluyor. Kitap boyunca hayatımızın bütünlüğünü, ne kadar küçük bir anda yaşadığımızı, zamanın ve özgürlüğün yükünü hissetmemizi sağlamaya çalışıyor: "İçimizde olanın ancak küçük bir kısmını yaşayabiliyorsak – gerisine ne oluyor?" (s.22) “Özgürlüğü açısından tüy gibi hafif, belirsizliği açısındansa kurşun gibi ağır onca zamanı nasıl kullanmalıydık?" (s.57) Varoluşsal sorgulamaları seven biri olarak bu eser tam da ihtiyacım olan içgörüyü sağladı. Anlatının temel gücü, kimliğin durağan değil sürekli bir arayış süreci olduğunu göstermesi. En çok etkilendiğim felsefi ikilem, kendimizi ne kadar inşa edebildiğimizi aynı zamanda da kimliğimizin ne kadar başkalarıyla ilintili olduğunu düşündürmesiydi: "Kendini anlamak: Bu bir keşif midir yoksa bir yaratış mı?" (s.345) "İnsanın kendisini tam anlamıyla kavrayabilmesinin en iyi yolunun, bir başkasını tanımayı ve anlamayı öğrenmek olması mümkün müydü?" (s.96) Kitabı yeniden okurken aynı adlı filmini de eş zamanlı izledim. Bu sayede, hikayenin atmosferini ve derinliğini görsel olarak deneyimleyebildim. Kitap, sadece içe dönük değil aynı zamanda dış dünyanın beklentilerine karşı isyanı da destekliyor. Kendimizi başkalarının beklentilerinden özgürleştirme isteğimizi yer yer ifade ediyor: "Yaşamak istemediğim bir başka dünya daha var: Bedenin ve bağımsız düşüncenin kötülendiği, başımıza gelebilecek en iyi şeyin bile günah diye damgalandığı bir dünya." (s.162) Filmdeki bana göre en iyi sahne ise kitabın sayfa 161-165’te geçen mezuniyet konuşması
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,199 okunma
İnsan başkalarını kendi hayatının yapı taşları yapmamalı.
8/10
·416 syf.··
2023 71. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2023 23:40
Benim için harika bir lizbon yolculuğu oldu. Kitabın büyülü sayfaları arasında gregorius ile yaptığım yolculuk yüreğimde ve zihnimde dans etti. İnsan zaman zaman istiyor ya hani her şeyi bırakıp elinde bir kitap dolusu valizle bilinmeyene yol almayı, yeniden keşfetmeyi, farklı dünyaları öğrenmeyi işte yazarımız da tam bu tadı verdi bana. Yalnızlık dediğimiz şey nedir aslında, sadece başkalarının eksikliği olmamalı, insan bir başına olabilir ama yalnız olamaz ve insan yanındayken de yalnız olabilir, o zaman nedir yalnızlık? Gregorius kalabalıkların içinde yalnızdı aslında zaman zaman bizlerin de hissettiği gibi... Antik diller öğretmeni olan kahramanımız Bir gün okul yolunda karşılaştığı Portekizli bir kadından duyduğu sözcük ve o sözcüğün büyüsüyle girdiği bir kitapçı dükkanında raflar arasında karşısına çıkan bir kitapla yolculuğa çıkar. Kitapta okuduğu doktor Amedeu profo'nun izini sürerek hayat, aşk, yalnızlık, özveri, cesaret, ölüm ve zorbalıklarla ilgili notları gregorius'un kendi sınırlı iç dünyasından koparıp hayata bambaşka bir pencereden bakacağı içsel bir yolculuğa çıkarır ve tabii ki de biz okurları bu içsel yolculuğunda yanına alarak içsel dünyamızda sorgulatmadan akışa dahil etmiyor. Portekiz'in yakın ve geçmiş kanlı tarihine, faşist diktatörlüğüne, devrim saflarında birleşen insanlarına uğrayan bir kitap. Psikolojiye ilginiz varsa ve iç dünyalara yolculuk yapmayı seviyorsanız keyifli okuyabileceğiniz bir kitap.
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,199 okunma
6/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 23:21
Sonunda bu karamsar kitabı bitirdim çok şükür. Kitap kesinlikle kötü yazılmamış, kurgusu güzel ancak aşırı derecede ağır bir kitap olmuş. Hem duygusal olarak hem de yazısal olarak ağır bir kitaptı. Lea, küçük bir kız çocuğuyken annesini kaybetmesi ile birlikte babası Martijn ile baş başa kalır. Küçük bir kız çocuğu olarak annesi ile daha yakın olduğu için de annesinin gitmesini atlatamazken bir gün metro istasyonunda keman sesi duyar ve koşup dinler ve o keman sesinden çok etkilenir böylelikle Lea’nın keman ile olan ilişkisi başlar. Martijn kızının anne kaybından ve duygusallığından sonra kemana olan ilgisini körüklemek için bir keman alır ve o sırada da Marie ile tanışırlar ve Marie Lea’ya hocalık yapar. Maalesef bence Martijn’in psikolojik sorunları var ve aynı Lea gibi kendisini insanlara bağlayıp başka insanlar ile samimi olduklarında kıskançlık ve karamsarlık yapıyorlar Lea da aynı şekilde. Bir süre sonra Lea kemanı ile çok iyi yerlere gelir ve Levy ile karşılaşır ve Levy ile çalışmaya başlar. Levy yaşça büyük olmasına rağmen Lea’yı çok etkilemiştir ve Lea resmen aşık olur ancak mutlu son ile bitmez ve bu Lea’yı ve babasını mutsuz sona iter. Kitap başlarda size kafanızda farklı farklı senaryo yazdırıyor en son o yazdırdığı hiçbir senaryoya uymuyor. Babası iyi olmasına rağmen duygularını çok fazla içinde yaşayan ve dış etkisi fazla olmayan ve dış etkilerden çok fazla etkilenen bir karakter olduğundan bir noktada sizi kanser ediyor. Güzel kitaptı tek sıkıntısı akmadı kitap bazı noktalarda çok durağandı ve çok karamsardı insanın içini aşırı karartan bir kitap olmuş ama onun dışında okuması kolay güzel bir roman olmuş.
LeaPascal Mercier · Sia Kitap · 2022345 okunma