Zeynep Yeşiltuna

Zeynep Yeşiltuna

Çevirmen
7.8/10
2.050 Kişi
·
3.893
Okunma
·
7
Beğeni
·
828
Gösterim
Adı:
Zeynep Yeşiltuna
Unvan:
Çevirmen, Veteriner
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 21 Şubat 1983
İlk ve ortaokul eğitimini İstanbul’da, liseyi ise Bodrum'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Bölümü'nden mezun oldu. Asıl mesleğini icra etmek yerine çevirmen olmayı tercih etti. 2003 yılından beri bu işle meşguldür.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
464 syf.
Merhabalar.
Bu incelemenin biraz uzayacağının kanaatindeyim. Sadece kitap hakkında fikir sahibi olmak isteyenler için ufak bir metin yazacağım. Daha sonra da kitabın bana hissettirdiği asıl duyguları yazmak istiyorum.
Aklımda hiçbir fikir yok. Klavyem beni nereye götürürse artık. Filmi yaklaşık bir dakika önce izledim. Kitapta çok fazla karakter vardı. Filmi izlemek çok daha iyi oldu benim için. Şimdi gelelim kitabı merak edenlere:

Gurur ve Önyargı adıyla da bulabilirsiniz Aşk ve Gurur adıyla da. İleride Hasan Ali Yücel Klasikleri dizisinden de okumak istiyorum. Eğer fazla hareketli romanları seviyorsanız bu romanı okumak için biraz sabırlı olmalısınız.
Konuya gelecek olursak; Bennet ailesinin 5 kızı vardır. Yakında baloya gelecek olan yakışıklı ve zengin bir adam olan Bay Bingley ile ailenin büyük kızı Jane'i evlendirmeye çok meraklıdır anne, yani Bayan Bennet.

O dönemdeki sınıf ayrıcalıkları bariz bir şekilde belli. Bir kızın zengin biriyle evlenmesi için aile büyüklerinin aradığı özellikler: Piyano çalmayı bilecek, nakış işleyecek, sesi güzel olacak ve şarkı söyleyecek vs. Tabi bizim toplumu ele alınca pek böyle özellikler aranmıyor. Biz balolar yapmıyoruz. İşin aslı bu ikilinin arası olsun derken Bingley'in en yakın arkadaşı Bay Darcy -fazlasıyla burnu havada bir adamdır- devreye girer.

Bayan Bennet yani anne kızlarını evlendirmeye o kadar meraklıdır ki... Yakışıklı ve zengin erkekler ondan asla kaçamaz. Kızlar da gönüllüdür evlenmeye. Biri hariç; Elizabeth Bennet -Jane'in bir küçüğü-. O gerçek aşkı bulamadıktan sonra evlenmeyi asla düşünmemektedir. Hatta bu yüzden evde kalacağını kendi de dile getirir. Az da olsa onda da var kibir tabi. Kitabın konusu olarak geçen bu.

Bay Darcy ve Bayan Elizabeth'in aşkı. Ne yalan söyleyeyim hiç aşk romanı gibi değil. Öyle gezmeymiş tozmaymış... Ner'dee... Fikir sahibi umarım olmuşsunuzdur. Şimdi kitap hakkında ipucu bulunduran yani spoiler olan kısma geçmek istiyorum izninizle. Allah'ım... :) Böyle izninizle falan diyorum. Ben de fazlasıyla kaptırmışım kendimi. :) Buyrun gelin:


Zaten ana örgüye değindim. Arada Collins, Wickham gibi isimlerede rastladık. Collins Bennetlerin kuzeni olur. Wickham ise Bay Darcy'nin babasının çok sevdiği hemen hemen onunla yaşıt bir adam. İleride Bay Collins, Elizabeth'e evlenme teklifi eder fakat Elizabeth bunu kabul etmez. Wickham ise kitabın son sayfalarında Lydia ile kaçar.
Ancak Darcy ne kadar gıcık kaptığı bu adam ile sevdiği kadının kız kardeşinin şıpsevdi aşkına mani olmak istese de bir süre sonra gençler çok isteyince o da onların birlikte konforlu bir yaşam sürebilmeleri çin elinden geleni ardına koymaz. Ne kadar uzun bir cümle oldu bu! :D Şunu da belirtmek isterim ki Lydia 16 yaşındadır. Kendisine ilgi gösteren herkese aşık olmaktadır. Tam bir şımarık ve şıpsevdi. Bay Bennet -evin babası- aşırı derecede kızlarını evlendirme meraklısı değildi ama içten içe öleceğini bildiği için de en azından onların geri kalan yaşamlarında mutlu olabilmesi nedeniyle kızlarının mutluluğuna da mani olmak istemez.

Bingley'in kız kardeşine çok sinir olduğumu söylemeliyim ve tabi Lady Catherine'e. Onu bırakalım da en sonunda Darcy aşkta gururun olmaması gerektiğini anladı. Elizabeth'e evlenme teklifi etti. O kadar gururluydu ki Elizabeth'in bu teklifi kabul edeceğine adı kadar emindi ancak Elizabeth onun bu beklentilerini karşılamadı. Mektuplaşmalar derken Lydia'nın kaçışı ve Lady Catherine'in Elizabeth'i sıkıştırması ikilinin arasındaki bağı birazcık koparır. Yani mesafe anlamında. Ama en sonunda kavuşurlar.

Önyargı da sanırım Elizabeth'den geliyor. O, Darcy'e karşı fazla önyargılıydı. Gurur ve Önyargı da Aşk ve Gurur da çok yakışıyor. Jane biraz gölgede kaldı. Ondan bahsetmezsem haksızlık etmiş olurum. Darcy, en yakın arkadaşını ve hoşlandığı kişiyi incelemiş (sözde) Jane'in ciddi olmadığı kanısına varmış. Söylemek gerekirse Jane kendi kardeşlerine bile duygularını ifade edemeyen bir genç. Darcy de kendi fikirleri uğruna iki gencin mutluğunu biraz ertelemiş oldu. Ama Bingley'in çılgınca evlenme teklifi sonrası gençler muradlarına ererler. Mahalle muhtarı gibi konuştum. :) Evde iki kız kalır artık. Elizabeth'in evlenme isteğini duyunca Bay Bennet de çok şaşırır. İzin verir iki gencin mutlu olmasına ve kitap da film de burada sonlanır.


Şimdi biraz filmi ve kitabı eleştirmek istiyorum. Dün gece 3.10'a kadar uyumayıp okudum. Dün tek oturuşta 300 sayfa kadar okudum. Pek vaktim olmuyor bu aralar ya da itiraf etmeliyim ki 1000Kitap bağımlısı oldum. Artık bir sınırlama getireceğim kendime. Günde 30 dakika kadar. Alıntılar hariç tabi. Neyse hâlâ geçmedi etkisi. Film kitaptan daha iyi diyebilirim.
Çok fazla isim olması nedeniyle karakterleri yüzleriyle tanımak çok daha akılda kalıcı. Roman sayfa 200'den sonra hızlanmaya başlıyor. Sadece balolar çok ayrıntılı anlatılmış. Betimlemeler sayesinde her şey tam hayal ettiğim gibiydi. Özellikle Darcy rolünü çok da iyi yapmış. Ne kibirli adamdı ama. Kibir neyse de soğuktu. Bana da soğuk derler, Elizabeth kendisine de soğuk diyor ama Darcy hepten buz kesiyor. :)

Geçenlerde Mark Twain, Jane Ausen'ın yazdıklarına katlanamadığını söylüyor. Yakın zamanda Çalınan Taç'ı okuyunca seni de göreceğim ben Mark amca. :-) Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Sanırım ismi Emma idi fakat yanılıyor da olabilirim. Bence o dönemin İngiltere'sinde kadınların ne zor şartlar (!) altında eş bulduklarını gözlemleyebilirsiniz.

Önce filmi izleme taraftarıyım çünkü taşlar yerli yerine oturacaktır.

Martı yayınlarından 4 liraya almıştım bu kitabı. Soranlar oldu. Sponsorum falan değiller :) Kitapları A101'den aldım. Artık eskisi kadar sıkı takip etmiyorum ama değişmediyse perşembe günleri telif sıkıntısı olmayan yazarların kitapları sizi bekliyor olacak.
Uzun oldu ama değdi. En son olarak bu kitabın Gurur ve Önyargı ile aynı eser olduğunu bilmiyordum.
Beni aydınlatan Miss Nobody 'ye teşekkürler. :) Okuduğunuz için teşekkürler.
Hepinize keyifli okumalar diliyorum. Sevgiyle, kitapla... :)
276 syf.
·1 günde·9/10 puan
Kitabı 16 yaşımdayken okumuştum ..henüz okuduğum ikinci kitabımdı) ..ilk okunan kitapların insanda nasıl etki bıraktığını bilirsiniz...
Hatırlıyorum bitirince hem ağlmış hem donup kalmıştım.


Alzheimer hastalığıyla ilk bu kitapta tanıştım. Konusu yeniyetmelik yıllarından bir birini seven iki gençten bahsediyor..işte oğlan fakir, kız sosyete kızı..kızın annesi yakıştırmıyor oğlanı kızına..ama olan olmuştur bir kere. Kızın ailesi başka şehre göçer onları ayırmak için..yıllar geçer oğlan savaşa gider, dönünce iyi kötü geçimini biraz iyileştirir..
Kız bu sürede nişanlanır, evlenmeyine günler kala seyahat adıyla tekbaşına oğlanın kaldığı şehre gider anılarıyla vedalaşmak için..ama oğlanla karşılaşır ve iki seçim karşısında kalır..nişanlısıyla hayatına devam mı etsin yoksa aşkının yolundan mı gitsin..Tabii burda vereceği kararı anladınız)

Kitap iki zamanı anlatıyor..Birincisi Alzheimer hastalarının yattığı hastanede hasta bir yaşlı kadına öyküsünü anlatan bir yaşlı beyefendi. Ve onun anlattığı öyküler... kadın o beyefendinin kendi kocası, o öykülerinse kendi yaşamları olduğunu hatırlamıyor...kocası bıkmadan, usanmadan anlatır her gün aynı şeyleri. Ama bir gün gelir kadın hatırlar..Alzheimer hastalığı için mümkünsüz bir şey..ve o an hayat her ikisi için biter...

Okumanızı ve aynı zamanda filmine bakmanızı tavsiye ederim..
464 syf.
·3 günde·8/10 puan
Öncelikle bu kitabın sıradan bir polisiye,gerilim veya da romantik içerikli bir kitap olmadığını belirterek başlamak istiyorum incelememe.

Kitabımız kocasının ağırlığı altında ezilmiş kızına yeterince destek olamamış olan her şeye göz yummuş anne Eve,hayatında herkes tarafından dışlanan yalnız bırakılan ancak sevgi dolu dedektifimiz Gabe,hayatın bir tekme attığı babası tarafından küçükken terk edilen annesi Parkinson hastası olan ve annesini yaşatmak için yasadışı işler yapan Colin’in ağzından anlatılıyor.Zaman olarak bir önce bir sonra olarak anlatıldığı için kitabı okurken buralara dikkat etmeniz gerekiyor.

Ve gelelim iyi kızımıza yani Mia’ya.Babası tarafından olması dahi istenmemiş,ne istese olmasına izin verilmemiş ancak asla yılmamış hayallerinin peşinden koşan ve onları elde eden bir kız Mia.Bir gece sevgilisi tarafından buluşma iptal edilince bardaki yabancı tarafından kaçırılan Mia’nın yaşadıklarını kanım donarak okudum adeta.Mia kurtarıldığında son yaşadığı aylara dair hiçbir şeyi hatırlamıyor,eskisi gibi değil akvaryumda gezen bir balığa dönüyor adeta.

Bu kitabı okurken aile sevgisinin ne kadar önemli olduğunu,bir insanın bazı şartlar altında ne kadar vahşileşebildiğini,yeri geldiğinde bazı olaylara ses çıkarmamız gerektiğini ve en önemlisi kitabı kapağına göre yargılamamam gerektiğini öğrendim.Her sayfasında bir gizem vardı elimden bırakamadım her yerde okudum bu kitabı o kadar güzel bir kitaptı tek eksi yanı sonucun çok hızlı bağlanmış olmasaydı.

Sonunda tokat yemiş gibi olacaksınız,kitapla kalın :)
360 syf.
·5/10 puan
Serinin ilk kitabı olduğu ve devamını okumam gerektiği için okudum. Bir kitap çıtır çerez aşk bile olsa sizde belirli hisler uyandırmalı bence. Oysaki ben tüm kitap boyunca esnedim. O yüzden bence ilk kitap olmamış.
336 syf.
Anne ya da baba, olan her ebeveyn gençlik gençlik yıllarındaki pişmanlıklarını, hatalarını bir gün kendi çocuğunun da yaşamasından korkar. Bu korku telaşına yenilen aileler çoğunlukla sorgulamadan düşünmeden dinlemeden anlamadan yetiştirip büyütür evladını. Ama benim annem ve babam Balkanlar da doğup yaşadıktan sonra Türkiye'ye yerleşen, ilk geldikleri yıllarda kendilerine halk deyimi ile gavur gözüyle bakılmış olmalarına, tüm yaşadıkları farklı etnik kökene dahil olmanın zorluklarına rağmen yaşımın hiç bir döneminde bu tür kaygılar yaşayarak yaşatarak büyütmedi beni ve kardeşlerimi. Benim de çocuklarımı büyüttüğüm rahatlık ve güven içerisinde büyüdüm.
Bu kitapta ebeveyn ve çocuklarının ilişkileri arasında öyle ince bir sızı var ki, kanayan, acıtan kabuk bağlatan.. Okurken kendinizi annenizi, babanızı, kardeşlerinizi sorgulayacak , hem sonunu merak edecek hem de biraz daha anlatılsın bu ilişki diye umut edeceksiniz.
Çinli göçmen olarak Amerika'ya yerleşen ve burada eğitimi tamamlayıp, eğitim hayatında dahi kendisinin hor görülmesine tahammül edemediği için ailesinin yaşadığı gerçeğini bile gizleyen ve profesörlüğe kadar yükselen baba (James)
Tek amacı tıp doktoru olmak isterken, Çinli profesör ile tanışınca tüm hayallerinden vazgeçmek zorunda kalarak birden bire üç çocuk annesi bir ev hanımı figürüne bürünen, tüm hayallerini kızının gerçekleştirmesini için çabalayan Amerikalı anne (Marilyn)
Sürekli ikinci planda kalan, başarılarının sevincini yaşayamayan ilgi odağı olamayan evin büyük oğlu Nathan,
Annesinin mavi gözlerinin kendisine genetik olarak geçmesinin ayrılacağını ailesi içerisinde yaşayan, annesinin gerçekleştiremediği gençlik hayallerinin kobayı, tercih şansı bırakılmadan kendi hayalini yaşayamayan, her denilene evet dediği zaman annesinin evi terk etmeyeceğine inanan ve bir sabah evde olmadığı fark edildiğinin ardından ölümü ile gelişen olayların kahramanı zavallı Lydia.
En az evin abisi Nathan kadar ihmal edilen ailenin minik üyesi Hannah.
Sıradan bir aile gibi gözüken Lee ailesinin sırlarla ve hatalarla dolu yaşamını okurken duygulanıp etkilenmemek mümkün değil. Yazarın etnik kimlik zorluklarını nasıl bu kadar hüzünlü anlatabildiğine ise Çinli olmasından dolayı şaşırmadan okuyabileceğiniz düşündürücü bir kitap.
Keyifli okumalar...
464 syf.
·55 günde·9/10 puan
Uzun bir sürede bitirebildim kitabı ama başucu kitaplarımdan birisi oldu, gerek hediye eden kişi olsun, gerek Bay Darcy Bayan Elizabeth. Sizi unutmayacağım. Okumalısınız.
464 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
İyi akşamlar, bir kitabımız daha bitti. Yazarımızın dört sene gibi bir sürede tamamladığı, ülkemizde tercüme edilen ilk ve yeni çıkan kitabı... Hikayemiz Eve, Colin, Gabe ve son olarak Mia'nın gözünden güzel bir şekilde anlatılmış. Klasik bir kaçırılma olayı gibi gözüken ama sizi şaşırtacak bir hikaye. Geçmiş ve bugün gerçekten güzel bir şekilde bağlanmış... Biraz polisiye, biraz gizem, aile ilişkileri ve çapıcı beklenmedik, yok artık dedirttiren bir son... Ben keyif alarak son ana kadar merak içinde okudum. Bu tür sevenlere tavsiye ederim. Sevgiyle kalın, iyi haftasonları
464 syf.
·10/10 puan
Artık bende alışkanlık oldu, bir kitaba başlamadan önce o kitabın yorumlarına bakıyorum. Bu kitabın sonunda çok şaşırdığını söyleyenler olmuş ben de kitabı okurken bu kadar şaşırılacak ne olmuş olabilir ya? Kafasındaydım. Kitabı bitirdim ve hiç beklemediğim bi durumla karşı karşıya geldim. Gerçekten şok oldum diyebilirim, oldukça güzel ve heyecanlı kurguya sahip ayrıca kitabın bi kısmında kendimi tutamayıp bildiğin ağladım gidin okuyun kesinlikle herkese öneriyorum
95 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitabı okuduktan sonra gelen satranç oynama isteğine hazırlıklı olmak istiyorsanız eğer yakınlarınızda bir satranç olduğundan emin olun!

Psikolojik tahliller içeren kitabımız Zweig'ın son kitabıdır. Yazar, eşiyle birlikte bu kitaptan sonra ihtihar etmiştir. İnsanlığın, faşizm karşısında aşağılanmasını, avrupanın bu denli yaşanmayacak bir hale gelmesini, nefreti kabul edemedi ve ölümü tercih etti. Zweig gibi bir yazar ne kadar ölmüş olsa da şu an hâlâ var gibi, eserleri o kadar iyi birer şaheserler ki onu bu zamana kadar yaşatmışlar.

Böylesine iyi bir yazarın Satranç kitabından bahsedecek olursak eğer, bir yolcu gemisinde başlayan ve yine aynı gemide sonlanan bir olayı ele alıyor. Mirko Czentovic, bir satranç şampiyonudur. Kendisi duygulardan yoksun sadece satranç oynayabilen biridir. Gemide zengin bir yolcu ücret karşılığında satranç oynamayı teklif eder ve şampiyon kabul eder. Zengin yenilmek üzereyken gelen Dr. B birkaç taktikle berabere bitirir ve bu kez de Mirko onunla oymamak ister. Dr. B eline hayatında bir kez bile satranç sürmemiş bir insandır. Ama öyle bir geçmişi vardır ki satrancı nasıl öğrendiğini hayretler içinde okuyacaksınız. Dr. B'nin psikolojisi üzerinde Zweig'ın ölmeden önceki psikolijisini görebilirsiniz diye de dipnot geçiyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Zeynep Yeşiltuna
Unvan:
Çevirmen, Veteriner
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 21 Şubat 1983
İlk ve ortaokul eğitimini İstanbul’da, liseyi ise Bodrum'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Bölümü'nden mezun oldu. Asıl mesleğini icra etmek yerine çevirmen olmayı tercih etti. 2003 yılından beri bu işle meşguldür.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 3.893 okur okudu.
  • 127 okur okuyor.
  • 1.372 okur okuyacak.
  • 134 okur yarım bıraktı.