Shakespeare sadece bir oyun yazarı değil, neredeyse bir din gibi. Bir sürü tarihsel boşluğa rağmen son derece akıllı insanlar bile Stratford’lu bir adamın tüm bu oyunları ve şiirleri tek başına yazdığından başka bir fikri değerlendirmeye bile yanaşmıyor. Yazarın notu syf 531 Adını Sen Koy Jodi Picoult
Heidegger Yeniden İncelendi, Cilt 1 kitabından
Dasein, Özgünlük ve Ölüm 1. Giriş Martin Heidegger, Being and Time adlı eserinde — Edmund Husserl’ın Jahrbuch’unun 1927 sayısında yayımlanan bu çalışmada — kendi yapıtının “temelinin”, Husserl’ın Logical Investigations adlı eseri tarafından hazırlanmış olduğunu belirtir. Ayrıca Varlık ve Zaman’ın, uzun bir fenomenolojik çıraklık ve gelişim sürecinin sonucu olduğunu da ifade eder. Varlık ve Zaman’dan önceye ait gençlik dönemi derslerinin birçoğunun yakın zamanda yayımlanması, onun o dönemde ve sonrasında büyük ölçüde açıklamadan bıraktığı bu işaretlerin izini sürmemize artık olanak tanımaktadır. Bu nedenle, 1919 ile 1926 yılları arasındaki gençlik dönemine ait fenomenolojik çıraklığını yeniden kurucu (rekonstrüktif) bir okumayla sunmak istiyorum. Daha özel olarak, ilk olarak, 1920’lerin başındaki gençlik dönemine ait fenomenolojik Denkweg’inin (düşünce yolu) onun gelişiminde özgün bir dönem olduğunu ve bu nedenle ne Varlık ve Zaman’a ne de kendisinin ve başkalarının yapmaya çalıştığı gibi sonraki yazılarına indirgenemeyeceğini ileri sürmek istiyorum. İkinci olarak, genç Heidegger’in, genellikle yalnızca 1930 sonrasındaki geç dönemine ait olduğu düşünülen “varlık sorusu”, “dönüş”, “felsefenin sonu” ve “başka başlangıç” gibi temaları zaten bu erken dönemde geliştirmiş olduğunu savunmak istiyorum. En önemlisi ise, gençlik düşüncesi üzerindeki diğer belirleyici etkileri ihmal etmeksizin, onun varlık sorusunu tam olarak nasıl, Husserl’ın fenomenolojisini — özellikle de Logical Investigations’daki altıncı incelemede ele alınan “varlığın kategoriyel sezgisi” kavramı üzerinden — eleştirel bir biçimde benimseyerek geliştirdiğini göstermeyi amaçlıyorum. Genel olarak, gençlik derslerinin, bütün bunları görmemize imkân tanıyarak, Heidegger’in düşüncesinin tamamını okumak ve
Felsefe
Reklam
Emile Ajar (Romain Gary)
İyi akşamlar olsun kitapsever dostlarım benim 💕 Daha kitabı okumaya başlamadan yazmak istedim, çok coşkulandım çünkü… “Onca Yoksulluk Varken” kitabını aldım elime. Daha yazarın biyografisinde takıldım kaldım. Muazzam bir yazar! ✍️ 2 kez Goncourt Edebiyat ödülüne layık görülen tek yazarmış, ikinci ödülü de reddetmiş. ✍️ Enteresan da bir karakter. Hava Kuvvetleri’nde çalışmış, efenime söyliyim diplomatlık yapmış, romanlar senaryolar yazmış, filmler çekmiş… Oylumlu efsane anlatımlarına girişmiş (🤷‍♀️ ne ola ki) ✍️ Özel hayatı daha da enteresan. Aktris Jean Seberg’le evlenmiş. Yaklaşık 10 yıl evli kalmış ve 1970’de boşanmışlar. 1979’da Jean Seberg intihar etmiş. Romain Gary de 1980’de intihar etmiş. ✍️ Son notu “Nihayet kendimi bütünüyle açığa vurabildim,” olmuş… Bakalım nasıl bir okuma deneyimi olacak 😉 Romain Gary (Emile Ajar) Onca Yoksulluk Varken
Edebiyat & Roman
Yayınevine atmış olduğum mail
Sayın İthaki Yayınları Editörleri, Yayınevinizden Burcu Erol çevirisiyle çıkan Cuniçiro Tanizaki’nin kült eseri *"Gölgeye Övgü"*yü bir mimar olarak büyük bir dikkatle okumaktayım. Eserin mimari estetik, ışık ve malzeme üzerine kurduğu felsefede, kullanılan bir terimin günümüz Türkçesindeki teknik karşılığı nedeniyle ciddi bir anlam kaymasına yol açtığını fark ettim. Kitabın 5, 6 ve 7. bölümlerinde sıklıkla övülen ve porselenle kıyaslanan "Lake" (orijinal metinde Urushi / 漆) ifadesi hakkında teknik bir düzeltme önerim bulunmaktadır: 1. Malzeme Doğası Çelişkisi: Günümüz mimari ve endüstriyel dilinde "lake", genellikle solvent bazlı, sentetik, pürüzsüz ve parmak izini "kir" olarak gösteren modern bir kaplamayı temsil eder. Oysa Tanizaki’nin anlattığı Urushi, vernik ağacının özsuyundan elde edilen tamamen organik, yaşayan ve nefes alan doğal bir reçinedir. 2. "Nare" (Patina) Meselesi: Yazarın "el kiri" (nare) olarak övdüğü ve objeye ruh kattığını söylediği durum, organik reçinenin zamanla oksitlenip deriyle teması sonucu kazandığı antik dokudur (patina). Modern bir "lake" yüzeyde parmak izi kalması estetik bir kusur iken, Tanizaki’nin anlattığı doğal malzemede bu bir "derinlik" ve estetik değer göstergesidir. 3. Mimari Algı: Tanizaki'nin bu eseri mimarlık fakültelerinde temel bir kaynak olarak okutulmaktadır. "Lake" kelimesi okuyucunun zihninde "yapay/sentetik bir parlaklık" canlandırmakta, bu da yazarın "doğallık ve loşlukla uyum" felsefesinin tam tersi bir algı yaratmaktadır. Bir okur ve mimar olarak önerim; sonraki baskılarda bu ifadenin "Geleneksel Japon Cilası" olarak revize edilmesi veya en azından malzemenin organik/doğal yapısına dair bir editör notu/dipnot eklenmesidir. Aksi halde, malzemenin fiziksel ruhunu bilmeyen bir okuyucu, yazarın neden "sentetik bir
Alıntı
Bizimle Başladı Bizimle Bitti – Colleen Hoover
Colleen Hoover’dan bir şey okumayı gerçekten çok özlemişim. Hikâye ilk sayfalardan itibaren insanı içine çekiyor. Başta romantik bir kurgu gibi görünse de aslında çok daha derin bir hikâye anlatıyor. Lily’nin yaşadıkları, verdiği mücadele ve güçlü duruşu beni gerçekten etkiledi. Ama kitabın sonunda yer alan yazarın notu her şeyi bambaşka bir yere taşıdı. Çünkü bu hikâyenin ardında yazarın kendi yaşadığı anılardan izler olduğunu öğrenmek kitabı benim için çok daha anlamlı hâle getirdi. Bittiğinde insanın içinde bir ağırlık ama aynı zamanda bir farkındalık bırakan kitaplardan biri.
Farklı Bir Mehtap Kitap Tanıtımı (Mehtap Gece Arslan)
Serenay Özkan, Viata kitabıyla edebiyat camiasına katılan genç bir kalem. Her yazarda olduğu gibi şiirleri de yerini hikâyeye bırakmaya başlamış. Yeni çıkan kitabı "Farklı Bir Mehtap" bizlere bu kalemin geçici olmadığını ortaya koyuyor. Yol Akademi Yayınevi'nin düzenlediği aylık edebiyat yarışmasında eser yayımlanmaya değer görülmüş. Bu da demek oluyor ki karşımıza kendini kanıtlamış bir hikâye yer alıyor. Kitap kırklı yaşlardaki bir adamın Beyoğlu'nda kendiyle vakit geçirmek istemesiyle başlıyor. Ardından küçük bir meyhanenin camından siyahi bir adamı görmesiyle hikâye daha da derinleşmeye başlıyor. Buradaki siyahi adam betimlemesi için yazar kitabın başında bizleri uyarıyor ve siyahi adam betimlemesinin sadece atmosfer yaratmak ve bir sembol oluşturmak için kullanıldığını söylüyor. Yani buradaki siyahi adam bir düşünceye hizmet vermektedir. Irkçılık, ayrımcılık yoktur. İstanbul'un en önemli yerlerinden biri olan Beyoğlu'unu kaleme alması çok değerli. Galata Kulesi, Çiçek Pasajı, Beyoğlu'nun Sokakları, kiliseler, mağazalar ve fazlası. Yazar bir yandan bireyin içsel yalnızlığını ve yabancılaşmasını işlerken diğer yandan modern insanın vicdan, ölüm ve ahlaki sorumluluk gibi temel varoluşsal meselelerine cesurca dokunuyor. Anlatıcının Beyoğlu sokaklarında başlayan yolculuğu; merak, belirsizlik ve sembollerle örülü bir bilinç akışı içinde ilerliyor. Özellikle meyhanedeki siyahi adamın gizemi, felsefi söyleşiler ve hikâyeye eklemlenen metaforlar sayesinde kitap, okuru sadece bir olay örgüsüne değil; aynı zamanda derin düşünsel alanlara da sürüklüyor. Finale doğru artan gerilim, ana karakterin fiziksel ve zihinsel durumundaki kırılmalarla birleşerek güçlü bir edebi yoğunluk yaratıyor. Sıradan bir korku hikâyesinden çok daha fazlasını, yani ruhsal bir çözülüşü, insanın iç
Edebiyat
Reklam