“O vakit iyi geceler. Sabah seni uyandırırım.”
“Sen benim çalar saatimsin” dedi çocuk.
Yaşlı adam “ Yaşlılık benim çalar saatim.” dedi. “İhtiyarlar neden o kadar erken uyanır ki? Bir uzun gün daha yaşamak için mi?”
Ah, insanlar niçin her şeyi anlamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onlar gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İlla ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşmalar, kıskançlıklar, inatlar, şüpheler, hakim olmak arzuları…
Veren sağ elinizle alan sol eliniz arasında büyük bir boşluk vardır. Ancak her iki elinizi de hem veren hem alan olarak görebilirseniz bu mesafeyi yok edebilirsiniz. Çünkü ancak ne verebileceğiniz ne de alabileceğiniz bir şey olduğunu bilirseniz bu mesafeyi aşabilirsiniz.
Gecenin sessizliği ezdi bizi. Şimdi, anlıyorum ki kendi boşluklarını gürültüyle doldurma ihtiyacı duyanların rahatı için şarkılarımızı kesmek gerekli değilmiş.