8/10
·320 syf.··
2026 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 23:41
Alice Feeney’nin kitaplarında en sevdiğim şey, okuru sürekli şüphe içinde bırakmayı başarması. Bir karaktere güvenmeye başladığınız anda elinizdeki tüm parçaları yeniden sorgulamanıza neden oluyor. Kocamın Karısı da tam olarak böyle bir kitaptı. Hikâye, eve döndüğünde kendi hayatında bir yabancıya dönüşen bir kadının etrafında şekilleniyor. Kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor, gerçekten ne yaşandı derken sayfalar hızla akıp gidiyor. Kitabın en güçlü yanı da bence bu merak duygusu, her bölüm sonunda bir sonraki sayfaya geçmeden durmak oldukça zor. Son sayfalara kadar büyük bir heyecanla okudum. Finalde beklediğim his tam olarak şaşkınlık değil de biraz eksik kalmışlık oldu. Yine de bunun kitabın kötü olduğu anlamına geldiğini düşünmüyorum. Gerilim türünde okuduğumuz ters köşelerin çoğu zihnimizde, özellikle de sinemadaki örneklerle kıyaslandığında, daha büyük bir etki bırakıyor. Bu yüzden beklentimi çok yükseltmiş olmamın da payı olabilir. Buna rağmen kitabı bitirdiğimde aklımdan geçen ilk şey şu oldu: Bu hikâye sinemaya uyarlansa harika olurdu. Atmosferi, karakterleri ve yarattığı gerilim hissi beyaz perdede çok daha güçlü bir karşılık bulabilecek türden. Alice Feeney son yılların en çok konuşulan psikolojik gerilim yazarlarından biri. Özellikle Taş, Kağıt, Makas ve Ne Yaptığını Biliyorum ile geniş bir okur kitlesine ulaştı, eserleri çeşitli ödül listelerinde yer aldı ve birçok dile çevrildi. Onun kitaplarını farklı kılan şey ise yalnızca gizem yaratmasından ziyade okuru sürekli kendi çıkarımlarıyla mücadele etmeye zorlaması. İki günde bitirecek kadar merak uyandıran, sayfaları hızla çevirten ve gerilim sevenlerin keyifle okuyabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Siz daha önce bu yazarın hangi kitaplarını okudunuz?
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202628 okunma
5/10
·256 syf.··
2026 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:54
Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan romanı, Türk edebiyatının en çok övülen eserlerinden biri olarak gösteriliyor. Ancak kitabı okuduktan sonra bende bıraktığı izlenim, bu övgülerin biraz abartılı olduğu yönünde oldu. Romanın kötü olduğunu düşünmüyorum; fakat bana göre hakkında oluşturulan büyük beklentiyi tam anlamıyla karşılayan bir eser değil. Romanın en güçlü yanı, insanın kendi zaaflarını dış etkenlere yükleme eğilimini ele alması. "İçimizdeki şeytan" metaforu, insanın sorumluluktan kaçışını anlatması bakımından oldukça etkileyici. Bunun yanında kitapta altı çizilecek birçok güzel alıntı ve insanı durup düşünmeye sevk eden fikir bulunuyor. Özellikle karakterlerin insan psikolojisine dair yaptığı bazı tespitler, romanın en değerli tarafını oluşturuyor. Buna karşılık olay örgüsünün zaman zaman yavaş ilerlediğini ve karakterlerin bazı noktalarda yeterince derinleşmediğini düşündüm. Bu nedenle roman beni sürekli içine çeken bir anlatıya sahip olmadı. Daha çok fikirleri ve diyaloglarıyla öne çıkan bir eser izlenimi bıraktı. Sonuç olarak İçimizdeki Şeytan, okunmaya değer bir roman. Ancak bana göre, Türk edebiyatındaki en büyük başyapıtlardan biri olarak gösterilmesini hak edecek kadar güçlü değil. Yine de içerdiği etkileyici alıntılar, insanın kendisiyle hesaplaşmasına kapı aralayan düşünceleri ve psikolojik çözümlemeleri sayesinde okunması gereken eserler arasında yer alıyor. Benim için, edebi değerinden çok düşündürdüğü noktalarla öne çıkan; beklentimin altında kalsa da zaman zaman zihinde iz bırakan bir roman oldu.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"hem aydınlık hem karanlık"
7/10
·228 syf.··
2026 45. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:23
Kitap, siyasi bir darbe girişimi sonrası yıllarca yer altı zindanlarında tutulan mahkûmların yaşadıklarını anlatır. Bu kapalı dünya, yalnızca fiziksel bir hapis değil; aynı zamanda insan zihninin sınırlarını zorlayan bir varoluş alanıdır.İnsanın hem “aydınlık” hem de “karanlık” yönleri sert ve çarpıcı bir hapishane atmosferi üzerinden ele alınır. Eserin temel konusu, uzun süre karanlıkta bırakılan insanların hem bedensel hem de ruhsal olarak nasıl dönüşüme uğradığıdır. Işık yokluğu, zaman algısını yok ederken; insanın hafıza, kimlik ve umut gibi temel psikolojik dayanaklarını da aşındırır. Mahkûmlar arasında gelişen diyaloglar, bu çöküşün içinde bile insanın iletişim kurma ve anlam yaratma çabasını gösterir. Fizyolojik açıdan, sürekli karanlık ve dar alan, bedenlerde güç kaybı, görme bozuklukları ve duyusal algıda zayıflama yaratır. Psikolojik olarak ise yalnızlık, umutsuzluk ve gerçeklik algısında bozulma öne çıkar. Ancak diyaloglar, aynı zamanda dayanışma, direniş ve insan zihninin kırılmayan yönünü de ortaya koyar. Sonuç olarak kitap, karanlığı yalnızca dışsal bir durum değil, insanın iç dünyasında da var olabilen bir metafor olarak kullanır; ışık ise hem fiziksel bir unsur hem de umudun sembolü olarak anlam kazanır.
Işığın O Kör Edici YokluğuTahar Ben Jelloun · Sia Kitap · 2020698 okunma
◉OLAĞANÜSTÜ BİR GECE◉
8/10
·69 syf.··
2026 179. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:44
•KONUSU: Stefan Zweig’ın Olağanüstü Bir Gece adlı eseri, maddi açıdan kusursuz bir hayata sahip olmasına rağmen içsel olarak tamamen hissizleşmiş, burjuva bir adamın tek bir gecede yaşadığı sarsıcı ruhsal dönüşümü konu alır. Hayatın hiçbir renginden zevk alamayan ve her şeye karşı derin bir kayıtsızlık besleyen kahramanımız, tesadüflerle dolu bir akşamda hayatın apayrı bir yüzüyle karşılaşır ve o an iç dünyasında beklenmedik bir kıvılcım çakar. Viyana sokaklarında, hayatın kıyısında kalmış insanların arasında geçen o "olağanüstü gece", onun buz tutmuş ruhunu çözen, ona insan olmanın acısını da neşesini de yeniden hatırlatan mistik bir uyanış hikayesine dönüşür. •YORUMUM: Bu kitap hakkında çokca inceleme mevcuttur zaten, benim incelemem neye yarar bilmiyorum, yinede kısaca dişüncelerimden bahsedeyim (⁠✿⁠^⁠‿⁠^⁠) Yazardan okuduğum 2. kitabı. Diğeri Korku kitabı olmuştu. Bu kitabı okuyunca anladım ki, yazar kelimeleri özenle seçmişş. Çok güzel yazıyor. Kelimelerle oynamış ve nerede nasıl kullanacağını biliyormuş gibi (⁠≧⁠▽⁠≦⁠) Yazım tarzından olsa gerek, seçtiği kelimelerden olsa gerek insanı içine çeken bir havası var. Biraz yüzeysel olucak, yinede söyliyim; Kısacık bir kitap, hemen okunur! Karakterin bir anda yaşadığı o şey, aklından geçen düşünceler filan beni etkiledi. Bir anda yaşadığı bu farkındalık artık kendini başka biri yaptı. Kitabın sonunda da görüyoruz (⁠✿⁠^⁠‿⁠^⁠) Bir anda olan birşey yüzünden, sizde değişebilir misiniz? Nasıl böyle olur diye merakınız varsa eğer, bu kitabı okumanızı öneririm. Birde; böylesine beyefendi, takımı yerinde olan birine karşı haliyle bakışlar değişecek. Gittiği yerde farklı bakıldı, karakter kendini kötü hissetti. Daha doğrusu, böylesine iyi giyinimli birinin, toplum içinde yer alması biraz garip kaçmış. Tek bir olayda değil.
1000Kitap
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,7bin okunma
8/10
·85 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap adı:Delifişek Yazar: José Mauro De Vasconcelos Çeviri: İnci Kut Sayfa sayısı: 85 Kitabın türü: Roman// Biyografi "Şeker Portakalı" kitabını takip eden üçüncü kitabını okumaya başladım ve bitirdim çünkü ikincisi hala gelmedi. Zeze artık yetişkin yaşa ulaştığından çocukluğunda onu yalnız bırakmayan her şey ve herkes terketmiştir onu. Ne portakal ağacı vardır ne de karşıdan karşıya geçerken işkenceye dönüşen yol. Hayat yolunda ona artık başka ailesi eşlik eder, aslında istediği her şeye de sahiptir ama mutlu değildir, çünkü yetişkin sorunları onu oldukça çok huzursuz ediyordur. İçi içine sığmadığı için, yaşadığı yer de ona dar gelmeye başlar. Ya denizde uzun saatler geçirir ya da gece boyunca gemilerde çalışır. Kimsenin onu anlamadığını düşünüp, içini iyice kapar herkese. Ya rastgele gezmelere çıkar ya da kendine geçici meşguliyetler arar. Babası onu anlamaya başladığında, Zezenin aslında küçücük bir yerleşim yerine değil, keşfedilecek kocaman dünyaya ihtiyacı olduğunu anlar. Ona destek olmaya karar verir. Zezenin kendini arayıp bulması için kaçınılmazdır bu. Yeni işi gemilerle uzak diyarlara gitmektir artık. İlk başta dünyayı o kadar büyük sanmadığından bu durum biraz ürkütür onu. Bu kadar spoiler yeterli, kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum Not: "Bazen bizi anlamayan insanlarla çevrili olduğumuzda dünya dar gelir, boş gelir" Aylin Özgür
DelifişekJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202133,7bin okunma
Puan vermedi·322 syf.··
2026 4106. kitabı
“Handan Makamı”, Hümeyra Kaya’nın duygularla örülmüş, sakin ama derin bir anlatı kurduğu bir kitap. Okurken kendimi bir hikâyenin içinde değil de bir ruh hâlinin içinde dolaşıyormuş gibi hissettim. O kadar içe dönük ve yavaş ilerliyor ki, aceleye hiç yer bırakmıyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, karakterlerin iç dünyasına verilen ağırlık oldu. Özellikle Handan’ın gelgitleri, sorgulamaları ve kendiyle hesaplaşmaları oldukça gerçekçi. Yer yer onunla empati kurmak çok kolay, yer yer de mesafeli kalıyorsunuz. Bu da aslında karakterin ne kadar “insan” olduğunu hissettiriyor. Dili oldukça akıcı ama klasik bir olay örgüsü bekleyenler için biraz durağan gelebilir. Çünkü burada asıl mesele “ne olacak?” değil, “nasıl hissediliyor?” sorusu. Bu yüzden bazı bölümlerde tempo düşüyor gibi hissettim. Buna rağmen kitapta beni etkileyen bir dinginlik var. Bitirdiğimde büyük bir olayın değil, küçük ama derin bir dönüşümün izini taşıdığımı fark ettim. Çok gürültülü değil ama içten içe dokunan bir kitap. Özellikle karakter odaklı, duygusal anlatıları sevenlerin sevebileceği türden.
Handan MakamıHümeyra Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202414 okunma